GeriKitap Sanat Başlangıca geri dönmek...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Başlangıca geri dönmek...

Başlangıca geri dönmek...
Georges Perec

‘Mekân Feşmekân’ hayli kısa yaşamına ilginç metinler sığdırabilmiş bir yazarın, yol boyunca ne denli bilinçli tutumla yazdığını gözlemlemek açısından ilginç bir deneme kitabı...

Georges Perec’i ‘Yaşam Kullanma Kılavuzu’yla tanımıştım: Farklı bir romancı. ‘Farklı’ sözcüğü git git beylikleşmiştir ama, Perec için başka bir nitem de bulmak zor. Sonra başka yapıtlarını da okudum.
Roman sanatının yüzyıllara dayalı geçmişinden sonra, romancılar ya da roman yazmak isteyenler, handiyse zorunlulukla ‘yeniliğin’ ardına düşerler. Georges Perec de mi yenilik ardındaydı; yanıtlayamamıştım. ‘Yaşam Kullanma Kılavuzu’nun garip etkisinden kurtulamamıştım öte yandan.
Derken ‘Kayboluş’u okuyacaktım. Perec çizgisini sürdürüyor, hiçbir roman/anlatı tarzına yakınlaşmıyor, bildiği yolda tek başına yürüyordu...
Şimdilerde ‘Mekân Feşmekân’ı (Everest Yayınları) okuyorum. Yazar başa dönmüş, ya da daha baştan, sonraki yapıtlarına hazırlanmış. Hem tarz açısından, hem içeriksel özellikler açısından. Hayli kısa yaşamına ilginç metinler sığdırabilmiş bir yazarın, yol boyunca ne denli bilinçli tutumla yazdığını gözlemlemek açısından ilginç bir deneme kitabı ‘Mekân Feşmekân’.
Dilimize Ayberk Erkay kazandırmış. Perec’i Türkçeye çevirmenin güçlükleri düşünülürse, Erkay’ın emeği öyle sanıyorum ki daha iyi kavranabilir. Kitabın özgün adı -Espéces d’espaces’- dilimize nasıl çevrilir, daha ilk adımda değişik yorumlara açık. Ne var ki, Ayberk Erkay’ın ‘Mekân Feşmekân’ tercihinin gizli çekiciliğini yadsıyamayız.
Ayrıca Cem İleri’nin ‘Sonsöz’üne özellikle değinmek istiyorum: Bu sonsöz, Perec’i hiç okumamışlara kılavuz olduğu kadar, onun yapıtlarından alınacak tatlar yelpazesini de genişletiyor. İleri’den alıntılıyorum:
“Bu düpedüz Perec’in icat ettiği bir tür okuma biçimidir. Yattığı yerden, tavandaki çatlaklarla gölgelerin karmaşık oyununa katılırcasına, Proust’un her cümlesi için yepyeni fikirler, metinler geliştirmektedir sanki.”
Sevdiğimiz, hayranlık duyduğumuz edebi bir metnin izleri kendi yazdıklarımıza nasıl yansır? Birçok yazarla (romancı, öykücü, hatta şair) konuşmuştum bu sorunu. Değerlendirişler apayrıydı: Kimileri, bu izlerde apartmacılık arıyor, horgörüden kaçınmıyorlardı. Kimileri, daha ılımlı, bu sorunu ‘etki altında kalış’la yanıtlıyordu. Pek az yazarımız da, izlerden yola çıkarak, apaçık göndermelerle yeni bir edebiyat anlayışının ortaya çıktığı kanısındaydı.
Yaşantılarla da bezenmiş bir sonsöz Cem İleri’ninki, aslında kapsamlı bir inceleme, Perec’ten yola çıkarak birçok alana açılıyor.
Hem bu sonsöz hem özgün metin ‘Mekân Feşmekân’, edebiyatı yazmak ve okumak sanatlarını, beylik kalıplarla sınırlandırmak istemeyenlere ses yöneltiyor...

Başlangıca geri dönmek...












Bir dize, bir roman...

Roman boyunca bana eşlik etti o dize: “Ben kederlerin vardığı yeri severim”. Edip Cansever’in sonradan kitaplarına almadığı bir şiirinden. Yıllar önce okuduğumda derinden etkilenmiştim...
Romana gelince ‘Kayıp Hafta Sonu’ (Can Yayınları). Kitaplar arasında, yeni çıkanlar arasında pek anılmadı; oysa Charles Jackson bu romanını 1944’te yayımlamış ve ‘Kayıp Hafta Sonu’ çok sevilmiş. Billy Wilder sinemaya aktarmış; filmi yıllar önce izlemiş, çarpılmıştım.
İyi romanlar hiçbir zaman yaşlanmıyor, besbelli. Hande Bahçecik’in romancının göndermelerini tek tek saptamış özenli çevirisinden okuduğum ‘Kayıp Hafta Sonu’ bir alkoliğin romanı; yazarın yaşamında da benzer bir dram söz konusuymuş. Ne var ki, alkol, yıktığı kadar yüceltiyor, yüzleşmekten kaçındıklarımızı birer ikişer gözler önüne seriyor. Billy Wilder filminde, kendimizden bile sakladığımız bu örtük izleklerin çoğunu elemiş, herhalde elemek zorunda kalmış. ‘Kayıp Hafta Sonu’ Cansever’in dizesindeki gibi: Kederlere alıp götürüyor, boyuna acılara savuruyor. Gelgelelim, ürkütücü, ürktüğünüz bir haz da duyuyorsunuz.

Başlangıca geri dönmek...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle