GeriKitap Sanat Aşıklar Erken Ölür…
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Aşıklar Erken Ölür…

Aşıklar Erken Ölür…

Yazar Gülşah Elikbank, ‘Âşıklar Gece Ölür’ romanında Melis karakteri üzerinden aşkın gönüllü bir körlük hali olduğunu söylüyor; yetmiyor, “Aşk yenilmeye gönüllü olmaktır” diyor.

Sizi baştan uyarmam gerekirse Gülşah Elikbank’ın Doğan Kitap’tan yeni çıkan kitabı ‘Âşıklar Gece Ölür’, öyle pembe pamuk şekeri tadında bir aşk romanı değil. Aşkın bazen melek, bazen de şeytan kılığında ortaya çıktığı roman boyunca, kimi zaman yakıcı, kimi zaman bulutlara el değdiren mutluluk haline şahit olacaksınız. Bu yüzden bu derinlikli ve sahici karakterlerin hikâyesiyle sarsılmaya, sarsmaya, kendinizi ve ilişkilere bakış açınızı sorgulamaya şimdiden hazırlıklı olun. Çünkü eminim Melis’in “Neden gönül hep olmayacak aşkın, hayalin peşinden koşuyor da kendini sorgusuz sualsiz sevecek olanın yüzüne bile bakmıyor? Neden bizi asla arzu ettiğimiz kadar sevmeyecek, umut ettiğimiz kadar anlamayacak olanın peşinden sürükleniyoruz? Böyle bir aşk müebbet mutsuzluğun garantisi değil mi!” sözleri bir an şöyle bir durup yanınızdaki adama ya da kadına şüpheyle bakmanıza ve ilişkinizi sorgulamanıza neden olacak.

SİZ HİÇ SEVERKEN TERK ETTİNİZ Mİ?
Siyahla beyaz, geceyle gündüz gibiler. Biri aydınlıksa diğeri karanlık. Kalbine aşkın sihiri değmiş bir kadın ve bir erkek... Doktor Melis ve rock yıldızı Hakan. Hangisinin aklına gelirdi birinin annesini, diğerinin babasını ölüme teslim ettiği gece ruhlarını ele geçiren bir duygunun pençesine düşeceklerini. Soğuk hastane odasında Melis’in hayatından bir erkek kayıp giderken bir başka erkek gönül penceresinden girecek, Hakan da annesinden sonra sevebileceği bir kadına elini uzatacaktı. Melis babasının, Hakan da annesinin yokluğunu bu ilişkide var edecekti. Bakalım bu ilişkide kim kimin katili olacaktı?

Romanın kahramanları Melis ve Hakan’ın çarpıcı hikâyesini okurken aşkın sarhoşluğuyla kendini dev aynasında gören kadın ya da erkeğin gün gelip ilişkide yara bere içinde kaldığına tanıklık edecek, aşka adım atmaya cesaret ettiği kadar ondan gidebilme cesareti gösteren Melis’in nasıl olur da delicesine sevdiği adamı terk edebildiğine hayret edeceksiniz. Ben hayret etmekle kalmayıp sonradan hak versem de önce bir parça kızdım. Sahi insan severken neden terk etmeye karar verir? Sevgiliyi kendinden mahrum etmeye zorlayan, severken ayrılmanın acısına katlanmaya razı eden neydi Melis’i? Tabii ki cevabı burada anlatmayacağım. “Bir insanı varlığınla değiştiremiyorsan, ona yokluğunun neye benzediğini göstermen gerekir” diyen Melis’in hikâyesini okuyunca eminim siz de benim gibi hak vereceksiniz ona.
Artık sözü fazla uzatmayayım. Son olarak biraz tüyo vermem gerekirse... Melis bazen sevdikçe eksilecek ama sevginin, sevmenin gücüyle çoğalacak. Ruhundaki karmaşayla baş etmeye çalışan Hakan, sevginin iyileştirici gücüne teslim olacak... Peki, tutkulu bir aşk ekseninde paramparça olan bir kadın ve bir adamın 14 yıl sonra kesişen yolları bakalım onlara cenneti mi vaat edecek yoksa cehennemi mi? Hakan yıllar önce Melis’e söz verdiği gibi dünyayı ikisi için yaşanılır hale mi getirecek yoksa Melis’in celladı mı olacak?

Aşıklar Erken Ölür…

ÂŞIKLAR GECE ÖLÜR
Gülşah Elibank
Doğan Kitap, 2019
200 sayfa, 23 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle