GeriKitap Sanat Arşivde kalan felsefe: Leibniz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Arşivde kalan felsefe: Leibniz

Arşivde kalan felsefe: Leibniz

‘Leibniz felsefesi’ dediğimiz şey, filozofun sağlığında yayımladığı ve oluşan yankıya dayalı bir düşünce-dizgesi değil, geriye doğru okumayla keşfedilip inşa edilen bir toplamdır. ‘Monadoloji’ Alman filozof ve matematikçinin Descartes’ın cevher kavramından hareketle geliştirdiği monad teorisini içeriyor...

Leibniz, felsefi dizgesini inşa etmesi bakımından talihsiz bir filozof izlenimi verir. Önce Descartes ile Spinoza arasında, sonrasında ise Kant’ın gölgesinde kalmış gibidir. Dahası bir dedektiften çok bir istihbaratçıya benzer. Hakikati değil, sırları araştırır gibidir; merak, onda meraklı olma halinden yalın değildir. Ama gördüğü itibar bakımından oldukça şanslıdır. Geriye doğru gidilerek, kendi zamanında inşa edilmeye çalışılır. ‘Leibniz felsefesi’ dediğimiz şey, filozofun sağlığında yayımlayarak kamuya sunduğu ve bu yayınla oluşan yankıya dayalı bir düşünce-dizgesi değil, geriye doğru okumayla keşfedilip inşa edilen bir toplamdır. Felsefenin şimdisinde vücuda gelen bir şey değil, felsefe tarihinde inşa edilen bir şey.
İş Kültür Yayınları’ndan çıkan ‘Monadoloji’nin sanırım beş farklı çevirisi var. Ben, Suut Kemal Yetkin çevirisinden okumuştum. Aziz Yardımlı çevirisini de severim. Bir kitapçıktır ‘Monadoloji’; Oğün Ürek’in çevirisinde bu çok net görülür. Devrim Çetinkasap çevirisinin ayırıcı özelliği, Leibniz’in, felsefi görüşleri çerçevesindeki mektuplarından bir kısmını da içeriyor oluşudur. Bu arada Leibniz’le ilgili şu iki kitabı da hatırlatmak isterim: Maria Rosa Antognazza’nın ‘Leibniz’ adlı biyografisi ile Spinoza’nın biyografi yazarı Steven Nadler’in bir grup, bir dönem biyografisi olan ve Leibniz’in Paris’teki yıllarına odaklanan ‘Mümkün Dünyaların En İyisi’ adlı kitabı da Türkçeye çevrildi.

Anlatıya bulaşmadan Leibniz’den söz etmek mümkün görünmüyor. Bu aslında Leibniz’in kendi gerçekliğinden kaynaklanır; Leibniz, gerçeklikle yüzleşmekten çok anlatının imkânlarına bırakmıştır felsefesinin yazgısını. Theodicee’deye değil de ‘Monadoloji’ye odaklanılmış olması, onu, Descartes ile Spinoza’nın yanına ‘koyma’ çabasıdır. Oysa çağını temsil eden her iki filozofa da muhaliftir ve temelde ortaçağ teolojisini rasyonalizmle sunma izlenimini verir.

Leibniz, benim filozofum değil. Kitaplarını, risale demek daha doğru olur, üniversite öğrencisi iken okumuştum. 1985 yılıydı sanıyorum. Leibniz’in, kitaplarının baskısı mevcut değildi o zaman. Sözünü edeceğim risalelerinin baskısı bugün de mevcut değil. ‘Monadoloji’ ve ‘Metafizik Üzerine Konuşma’, (bu ikincisinin içinde ‘Şeyler ile Kelimeler’ ile ‘Bilgi, Hakikat ve İdea’lar Üzerine Düşünceler’ adlı risaleleri de yer alır) Milli Eğitim Yayınları’ndan 60’lı yıllarda basılmış kitaplardı ve baskısı yoktu. Ben fotokopi-kitap yaptırmışım, ikisi bir arada, toplamda yüz sayfa, tek kitap olarak. Girişte, Nusret Hızır’ın, otuz bir sayfa uzunluğunda ‘Leibniz’in Felsefesi’ başlıklı yazısı yer alır. Hızır bu yazıyı kitaplarına almamış, ölümünden sonra yayımlanan ‘Geride Kalanlar’da da yok. Burada özellikle ‘Şeyler ve Kelimeler’e dikkat çekeceğim. O sene, Ferdinand de Saussure’ün, ‘Genel Dilbilim Dersleri’ de yeni yayımlanmıştı ve elimden düşmeyen bir kitaptı. Dolayısıyla pek de farkında olmadan, ‘Şeyler ve Kelimeler’ ile ‘Genel Dilbilim Derslerini’ birlikte, birbirine paralel bir biçimde okudum. Benim için heyecan verici olan, bu iki metin arasında, özellikle ‘göstergenin nedensizliği’ bakımından bir benzerliğin oluşuydu. Leibniz, göstergenin doğasını Saussure’den önce hissetmiş ama ‘Şeyler ve Kelimeler’ arşivde kalmış bir metindi ve Saussure’ün kuramı üzerinde herhangi bir etkisi söz konusu değildi. Leibniz’e arşiv filozofu dememin nedeni bu. Leibniz, bu çalışmalarını değil de ‘kötülük problemini’ temellendirmeye çalıştığı ‘Theodicee –Ya da Tanrının Haklı Kılınması’ adlı çalışmasını kitaplaştırmayı tercih etmiş. Ama bu kitabını da Lizbon Depremi ve Marksizm arşiv metni haline getirecektir. Kötülük meselesi, artık Tanrı kavramıyla değil, sermaye ve insan kavramıyla ilişkilendirilmektedir artık; teolojik bir sorun olarak değil etik bir sorun olarak.

Arşivde kalan felsefe: Leibniz
MONADOLOJİ
Gottfried Wilhelm Leibniz
Çeviren: Devrim Çetinkasap
İş Kültür, 2019
168 sayfa, 14 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle