GeriKitap Sanat Ara Güler dünyasına giriş
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ara Güler dünyasına giriş

Ara Güler dünyasına giriş
Ara Güler

Merakla beklenen Ara Güler Müzesi, efsane fotoğrafçının 90’ıncı yaş gününde Bomontiada’da açıldı. Tasarımıyla dikkat çeken aynı adlı kitabın da eşlik ettiği ‘Islık Çalan Adam’ başlıklı açılış sergisi, Güler’i daha yakından tanımamızı sağlıyor. Galatasaray’daki Güler Apartmanı’nın müzeye dönüştürülmesi ve Türkiye’nin görsel hafızası niteliğindeki Ara Güler arşivinin dijital ortama aktarılması çalışmaları ise sürüyor.

Türkiye’de fotoğraf denildiğinde ilk akla gelen isim olmanın ötesinde, fotoğrafı tüm hücrelerinde hisseden bir bilge Ara Güler. Sosyolog ve sanat eleştirmeni Ali Akay’ın deyişiyle ‘Fotoğraflarıyla İstanbul’un ruhuna dokunmuş bir büyücü’dür... Ve aynı zamanda eşi benzeri olmayan arşiviyle Türkiye tarihinin görsel hafızası... Zira, efsane fotoğrafçının ofis olarak kullandığı Galatasaray’daki Güler Apartmanı’na giden şanslı insanlar bilir; yedi küçük dairenin tamamı fotoğraflar, fotoğraf makineleri, objektifler, dia/negatif kutuları, albümler ve kitaplarla doludur. Kullandığı filmleri asla atmaz, fotoğrafla ilgili her şeyini, ama her şeyini küçük notlar eşliğinde saklar. Biraz karışık görünür ama Ara Güler neyin nerede olduğunu bilir, gerektiğinde bulur çıkarır...
Bu muhteşem arşivin tek parça olarak korunması ve geleceğe aktarılması için 2016 yılında Ara Güler ile Doğuş Grubu arasında işbirliğine gidilir. Arada işbirliğinin bozulduğu yönünde söylentiler çıkar ama taraflar sessizliğini korur...

Ve şimdi, beklenen an geldi çattı. Dev projenin ilk ayağı olan Ara Güler Müzesi, dün, yani Ara Güler’in 90’ıncı yaş günü olan 16 Ağustos’ta Bomontiada’da açıldı. Açılış öncesi Doğuş Grubu’nun sanat danışmanı ve Ara Güler Müzesi ile Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin (AGAVAM) proje direktörü Çağla Saraç ile AGAVAM’ın müdürü Umut Sülün’le Bomontiada’da buluştuk; müzeyi, arşivi gezip bilgi aldık.
Ara Güler’le Doğuş arasındaki ortaklığın nasıl filizlendiğini soruyoruz Çağla Saraç’a... Ara Güler’le Doğuş Grubu’nun ilişkisinin eski yıllara dayandığını hatırlatan Saraç, “Ara Bey, yıllar önce Doğuş İnşaat’ın şantiyelerini de fotoğraflamış. Doğuş Grubu’nun başkanı Ferit Bey’in (Şahenk) de fotoğraf sanatına ilgisi bilinir. Kendisi de amatör fotoğrafçılık yapıyor ve aynı zamanda iyi bir koleksiyoner. Bu vesileyle doğal bir ortaklık ortaya çıktı: Ara Güler Doğuş Sanat ve Müzecilik Anonim Şirketi. Ara Bey’in başkanı olduğu beş kişilik yönetim kurulu var. Kâr amacı gütmeyen, toplumsal fayda gözeten sanat kurumları oluşturan bir yapı” diye konuşuyor.

Ara Güler dünyasına giriş

“Ara Güler foto muhabirlik mesleğinin duayeni. Türkiye tarihinin hafızası o. Hem kendisi bir figür olarak hem de eşsiz arşivi. Her şeyi gün gün, olay olay kayıt altına almış. Fotoğraflarının estetik kıymeti bir yana çok kıymetli bir sosyal tarih belgesi aslında bunların hepsi” diyen Saraç, müze ve arşivin iki ayrı kurum olduğunu ama hep işbirliği içinde olacaklarını hatırlatıyor.
Müze olarak ilk Güler Apartmanı’nı düşündüklerini belirten Saraç, “Fakat orasının müze olması için belli zamana ihtiyacı var. Arşivi Bomontiada yerleşkesine kurunca fiziksel olarak arşive yakın olsun diye müzenin ilk ayağını burada açmaya karar verdik. Ama Güler Apartmanı’nın da müzeye dönüştürülmesi için projelerimiz hazır, yakında restorasyon çalışmaları başlayacak. Net tarih veremiyoruz ama iki-üç yıl içinde orası da hazır olur. Ara Güler’in fotoğrafını kullanmak isteyenler için telif ücreti talep edilecek sembolik olarak. Akademik çalışmalara ise telif talep etmeden destek olmaya çalışıyoruz. Ticari olarak düşündüğümüz bir çalışma olmadı bu proje hiçbir zaman” diyor.

Çağla Saraç’a projenin ne kadar bütçesi olduğunu soruyoruz. Rakam vermiyor, “Hem arşiv hem de müze için her şeyi en yüksek standartlarda yapıyoruz. Bugüne kadar ne gerekiyorsa karşılandı” diye anlatıyor. Ara Güler’in kendilerine “Beni benden daha çok düşünüyorsunuz” dediğini aktarıyor Saraç.
Ara Güler Arşivi’ne gelince... Arşiv sistemi Güler’in kendi sistematiğine göre özel olarak tasarlandı. Önce Güler Apartmanı’nda titiz bir çalışma yapıldı. Toplanan malzemeler, nereden alındığını gösteren belli kodlar verilerek Bomontiada’daki özel depolara taşındı. Böylelikle, örneğin Ara Bey, “Şu katta, şu odadaki dolabın ikinci çekmecesinde şöyle bir şey vardı” dediğinde ona depodan kolaylıkla ulaşılabilecek.
AGAVAM Müdürü Umut Sülün devam ediyor: “Depoya getirilen malzemeler konservasyon ve restorasyon ekibinin elinden geçtikten sonra hem yedekleniyor hem de taranarak dijital ortama aktarılıyor. Her şey 1200 DPI olarak taranıyor. Negatifler, pozitifler, metinler, mektuplar, yazışmalar, posterler, Ara Bey’in aldığı notlar, her şey... Kitap ve sergilerde yer alacak önemli parçalar ise 8 bin DPI olarak yüksek taranıyor. Her şey server’lara kaydediliyor. Bu server’lar da her gün sabaha karşı ayarlanmış saatlerde Doğuş Teknoloji’nin Gebze’deki ana merkezinde ikinci kez yedekleniyor. Ayrıca Ara Bey’in önemli bir sanat koleksiyonu var; Orhan Peker’ler, Fikret Muallâ’lar... İki-üç yıla kalmaz bütün işlemler bittikten sonra da arşivi web üzerinden herkesin kullanımına açılacak.”
Ara Güler Müzesi, Bomontiada’da Alt’ın bulunduğu katın dört büyük galerisini kapsıyor. Galeriler, müze standartlarında iklimlendirme yapılabilecek şekilde yeniden düzenlenmiş. Ayrıca engellilerin ulaşabileceği düzenlemeler yapılmış.

Müzenin açılış sergisi ‘Islık Çalan Adam’, başlığını Ara Güler’in ‘Babil’den Sonra Yaşayacağız’ adlı öyküsünden alıyor. Sergiye aynı isimli, mükemmel tasarımıyla dikkat çeken bir kitap da eşlik ediyor. Hem sergi hem kitap, Ara Güler’in hayatını, farklı alanlardaki üretimlerini, çağdaşlarıyla olan iletişimini ve onlarla birlikte kurduğu dünyayı yansıtarak onu daha yakından tanıma imkânı sağlıyor. ‘Islık Çalan Adam’ı hazırlayan ’Karşılaşmalar’ ekibinden Sevim Sancaktar, “Hikâyelerinde, sahneye koyduğu piyeslerde ya da rejisörlük denemelerinde Ara Güler’in adımlarını takip ederek onun görsel hikâyeciliğinin izini sürdük. Ara Güler Müzesi’nin ilk sergisinin ve sergiye eşlik eden bu kitabın hedefi de izleyiciyi bu yolculuğa dahil etmek” diyor.
Serginin rotasını arşivde tesadüfen bulunan bir kutu belirlemiş. Ara Güler’in dahi hatırlamadığı bir kutuymuş bu. Üzerinde ‘Sun Rises With Civilisations’ (Güneş Medeniyetlerle Yükselir) yazan kutunun içinden, el yapımı ve henüz yayımlanmamış bir kitap çıkmış. “Sergisini hazırladığımız kişinin arşivindeki bazı şeyleri hatırlamaması, onları unuttuğu anlamına gelmiyordu elbette” diyor Sancaktar, “Ara Güler, görüşmelerimiz esnasında bunları tekrar keşfettikçe biz de onun heyecanına tanık olup geçmiş arayışlarıyla tanışmaya başladık. Örneğin, öğrendik ki, bulduğumuz kitap, Denizli, Konya, Sümela Manastırı, Van Kalesi ve Nemrut bölgesinde Anadolu medeniyetleri üzerine yürüttüğü çalışmaları bir araya getirmek üzere tasarlanmıştı.”

Ara Güler dünyasına giriş

Ara Güler’in onbinlerce fotografik malzeme ve dokümandan oluşan arşivindeki en belirgin şeylerden birinin, onun dünyasını kuran çağdaşları, ilham aldığı, merak ettiği kişi ve olaylar için oluşturduğu arşiv kutuları olduğunu belirten Sancaktar, “‘Islık Çalan Adam’, tarihsel bağlamı ışığında biyografik olanı rastlantısallık aksına oturtma fikrinden yola çıkmakta ve belli izlerin peşi sıra giderek yeni bir izlek oluşturmakta. Arşivdeki bir kutudan diğerine geçerken bir bellekten diğerine geçiyor olmak, bu atlamaları da yeniden üretim sürecinin parçası haline getirdi. Arşiv kutularının içinden çıkan ve bu serginin merkezine oturan diğer bir öğe ise hikâye anlatıcısı Ara Güler. 20’li yaşlarında yazdığı metinleriyle, fotoğraflarıyla, daha sonraları bir tasarımcı gibi formuyla uğraştığı kitap maketleriyle ve tüm üretimlerinin arka bahçesinden kulağımıza fısıldadığı çığlıkla ortaya koyduğu hikâye anlatıcılığının peşine düşme denemesi bu sergi” diye konuşuyor.

Ara Güler’in aile hikâyesinin yer aldığı ‘Ara’, lise dönemlerindeki yazarlık, oyunculuk, tiyatro, rejisörlük denemelerine ışık tutan ‘Hareketli Görüntünün Peşinde Küçük Adımlar’, Türkiye ve yurtdışındaki gazeteciliğine odaklanan ‘Fotoğrafçı / Muhabir Olarak Tanıklık’, ‘Nuh’un Gemisi’, ‘Kumkapı Balıkçıları’ röportajları ve Yavuz zırhlısının hikâyesini anlattığı ‘Kahraman’ın Sonu’ filmi mercek altına alan ’Çığlık’, Güler’in Anadolu’ya bakışı ve gezilerini gösteren ‘Yüzlerinde Yeryüzü’, bir zamanlar İstanbul fotoğraflarının yer aldığı ’Deli Saraylı’, Ara Güler’in dünyasını kuran çağdaşlarıyla ilişkisini ortaya koyan ‘Göresim Geldi’, Tennessee Williams, Louis Aragon, Marc Chagall, Salvador Dali ve Pablo Picasso gibi efsanelerin fotoğraflarından oluşan ‘Yeryüzünün İzleri’ ve yazı ve söyleşilerinin yer aldığı ‘Fotoğraf Üzerine’ bölümlerinden oluşan sergi, Ara Güler dünyasının kapısını ‘ara’lıyor. Elbette bu daha başlangıç...

Ara Güler öyküleri

Ara Güler’in gençlik yıllarında yazdığı 11 öykünün yer aldığı ‘Babil’den Sonra Yaşayacağız’ adlı kitap, Güler’in daha sonra çektiği fotoğraflar da eklenerek Aras Yayınları tarafından yeniden basıldı. Fotoğrafçı kimliğiyle tüm dünya tarafından tanınan, ancak öykücülüğü pek bilinmeyen Güler’in yazarlığının türlü yönleri ‘Babil’den Sonra Yaşayacağız’da etraflı bir şekilde ortaya çıkıyor. Kitabın özgün Ermenice baskısı ‘Papelonen Verç Bidi Abrink’ adıyla 1995’te yapılmış, Türkçe çevirisi ise daha sonra 1996’da yayımlanmıştı. Türkçe, Ermenice ve İngilizce üç cilt halinde eşzamanlı olarak yapılan yeni basım ise Güler’in metinleriyle görsel dünyası arasında muhtemel eşleşmelerin izini sürerek bir ‘foto-öykü albümü’ halini alıyor ve yepyeni bir kitap niteliği kazanıyor.

“Fotoğraflarının izleyeni bu kadar içine almasının nedeni, Ara Güler’in içtenliği, bilgeliğidir. Her biri yaşama bakışının bir yansımasıdır. Zaman zaman ‘Fotoğraf sanat değildir’ der, etrafı kızdırır. Hangi marka kamera kullandığını soranlara ‘Singer dikiş makinesi’ diyerek inceden bir şeyler söylemek ister.”   (Engin Özendes)

“Ben kaybolmakta olan İstanbul’u kaydediyorum, bitmekte olan bir şehri. Biliyorum çünkü yok olacak ve göstermek lazım.” (Ara Güler)

“Ara Güler’in fotoğrafları büyük bir Anadolu destanıdır” (Yaşar Kemal)

“Bakmayı kaydetmek fotoğrafçının işidir” (Ara Güler)

“Ara Güler’in fotoğrafları bu şehrin (İstanbul) ruhuna dokunmuştur bir kere ve o artık bunu ebedileştiren kişidir. Ruhu taşıyan bir büyücü olarak akıllarda     kalacaktır.” (Ali Akay)

“Fotoğrafçı sokağa çıkmalı, sokaktaki adamı tanımalı, onu sevmeli, anlamalı, ondan sonra fotoğrafında ona yer vermeli. O zaman olur. Yoksa makine ya da   kâğıt değil önemli olan. Önemli olan ölmezliğe mal ettiğimiz şeydir.” (Ara Güler)

Yorumları Göster
Yorumları Gizle