GeriKitap Sanat 'Albümüm Kozmos'un içinden geçen güzel bir yolculuk'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Albümüm Kozmos'un içinden geçen güzel bir yolculuk'

'Albümüm Kozmos'un içinden geçen güzel bir yolculuk'

Joep Beving masallardaki devleri andırıyor, yaptığı müziği içe işleyen melankolisiyle neredeyse eşit yoğunlukta dile getiriyor. Neo-klasik müziğin son zamanlarda en dikkat çeken isimlerinden Joep Beving, PSM Caz Festivali kapsamında 17 Mayıs Cuma günü Zorlu PSM’de…

Joep (Yup diye okunduğunu öğrendik) Beving, büyükannesinin piyanosunda bestelemeye devam ettiği tınılarıyla, insanları kendi içlerindeki evrensel öze adım adım yaklaştırmaya çalışıyor. En derinde ve hepimizi birbirine bağlayan ince bağları: “Müzik hepimizin evrensel dili, ve en derin duygularımızı açığa çıkarıyor… Bir konser ise kolektif bir eylem, herkes o anın içinde kendi özüne dalıyor

“Karmaşık duygulara basit bir müzik,” diye tarif ettiği melankolik bestelerini topladığı üçüncü albümü Nisan ayında çıktı: Henosis. İlki 2015’te (Solipsism) ikincisi 2017’de (Prehension) çıkan üçleme serisinin son albümü Henosis. 14 yaşında kendi grubunu kurup ardından konservatuara devam eden Beving’in müzik hayatı, bileğinin sakatlanmasıyla sekteye uğruyor ilk başta. Eğitimini ekonomi alanında tamamlıyor ama yine de müzikten uzak kalamayıp reklam filmlerine müzik yapmaya başlıyor ve boş zamanlarında da Hollandalı nu-jazz gruplarıyla çalıyor.

Sadece müziğin yolunda yürümeye geri dönüşü ise evrenin çağrısı diyebiliriz belki de: Reklam dünyasının Oscar ödülleri olarak bilinen Cannes Lions Festivali’ne gittiklerinde, bir akşam kaldığı otelin lobisindeki piyanoda kendi bestelerini seslendiriyor. Dinleyenlerin gözlerinden yaşlar geldiğini gördüğünde, “İlk defa müziğimin dinleyiciler üzerinde yarattığı duygusal etkiyi gördüm,” deyip kendini tamamen müziğine veriyor.

Kendisine İstanbul konserinden önce birkaç soru sorduk…

Henosis bir üçlemenin son albümü… Bu albüm nasıl bir araya geldi? Ardındaki hikaye nedir? Ve Henosis’in bu üçlemedeki yeri nedir, diğerlerini nasıl tamamlıyor?
Henosis, bir üçlemenin kapanış bölümü, ve her üç albümde de ana tema bizim gerçeklikle olan ilişkimiz. Daha samimi ve kişisel bir yerden gelen Solipsism ile başladı üçleme, ardından kolektife odaklanan Prehension geldi ve şimdi de Henosis, gerçeklikte temel olanla buluşma üzerine. Her albüm arasında biraz olanların dışına çıkıp biraz uzaklaştım. Hepsinin Henosis için anlamı, bunu Kozmos’un içinden geçen bir yolculuk olarak tahayyül etmem. Birlik, kişi egonun ötesine geçebildiğinde oluyor, ve belki de oraya ulaşmak için bir anlığına burada olduğumuzu unutmamız gerekli… İşte, dinleyicinin albümü dinlerken tam da bunu deneyimlemesini umuyorum.

Albümdeki parçalar, evrenin farklı parçalarından geliyor, bestelerken de aklınızda Kozmos varmış…
Uzaya bir gezi yaptığımı hayal ettim, farklı bölümlerden oluşan bir yolculuk… Umuyorum ki, piyanomun sesi bu yolculuğun içinde tanıdık bir ses olarak dinleyiciye rehberlik eder. Ama bu sadece benim fikrim, tabii ki dinleme deneyimi herkes için farklı olabilir…

Müzisyen olarak yolunuza çıkan son gelişmeler yaratıcı sürecinizi nasıl etkiledi?
Şu ana kadar hayatım gelişmelerden pek etkilenmedi. Müzisyen olmanın en keyif aldığım yanı beste yapabilmek. Bir sonraki bestenin ne olacağı her zaman merak konusu. Bir şey yazmak ya da bir işi bitirmek için hiçbir zaman telaş içinde olmamaya gayret gösteriyorum, hayatımı ona göre düzenlemeye çalışıyorum. Şimdi üçlemem bittiğine göre, boş bir tuvalle çalışmaya başlamak istiyorum. Bir sonraki adımımın ne olacağıyla ilgili hiçbir fikrim yok, ama önümdeki yaratıcı süreci dört gözle bekliyorum ve umuyorum yolun bir noktasında yeni fikirler kendilerini açığa çıkarırlar.

Bir söyleşide “Amaç, benim içimde olanın senin içinde olanla aynı olup olmadığını bulmak, asıl soru bu…” diyorsunuz. Bunu biraz daha açabilir misiniz, müzikle buna ulaşmak mümkün mü?
Bölen bir dünyada yaşıyoruz. Farklılıklarımıza çok fazla odaklanıyoruz ve gitgide birbirimizden daha fazla yabancılaşıyoruz. Yani asıl zor olan, daha fazla uyum ve anlayış yaratmak için gerekli bağları (yeniden)oluşturmak. Müziğin bu gücünün olduğunu hissediyorum. Bizim evrensel dilimiz ve en derin duyguları ve hisleri ortaya çıkarabiliyor. Bir konserde olmak herkesin o anda kendi özüne daldığı kolektif bir eylem. Bu insanlar arasında bir bağ kuruyor ve bu da zaman ve mekandaki farklılıkları azaltıyor.

Albüm çok yeni olsa da ve bu albümün turnesinde olsanız da, gelecekle ilgili planlarınız nedir? İçinizdeki ses size ne diyor? Dinleyicileriniz ne beklesin?
Bundan sonra ne geleceğini bilmiyorum. Şu anda, önümüzdeki yıl boyunca müziğimi canlı olarak icra etmek. Hem solo piyano konserleriyle hem de, bazı durumlarda, Henosis’den bazı parçaları sahnede başka müzisyenlerle seslendirmek. Daha kapsamlı bir gösteriyi dünyanı daha çok noktasına götürmeyi umuyorum kısa zaman içinde. İstanbul’da bu sefer sadece ben ve piyanom olacağız.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle