Gündem Haberleri

    Kitap: Haftanın yenileri

    Hazırlayan: Çağlayan ÇEVİK/ccevik@hurriyet.com.tr
    16.09.2012 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Deneme
    Gitmek/Yola Çıkış
    Jean-Luc Nancy
    Çev.: Murat Erşen
    Monokl Yayınları

    Gitmek/Yola Çıkış ile ilgili bir şeyler söylemeden önce, kitabın oluşma sebebini anlatmak istiyorum. 1929 ile 1932 yılları arasında Walter Benjamin, Alman radyosu için çocuklara yönelik yayınlar kaleme almıştı. Anlatılar, sohbetler, konferanslar daha sonra çocuklar için ‘Aydınlanma’ başlığıyla bir araya getirildi. Bir düşünsenize, çocuklar için hazırlanan radyo programlarını Walter Benjamin hazırlıyor... İnsanın içi cız ediyor değil mi? Gilbert Tsai de bu mükemmel hadisenin farkına varıp bir benzerini uygulamaya koymuş. Sınırsız tema içerisinde, konuşmacılar fiilen çocuklara hitap ederek ve bunu yaparken kuşaklararası mesafeyi ortadan kaldıran, dostça bir hitapla anlatmak istediklerini anlatırlar. Jean-Luc Nancy de Gitmek/Yola Çıkış’ta; gitmek, kalkmak, harekete geçmek, yola çıkmak, yolda olmak, kalmak hattâ ölmek kavramlarını ele alıyor. Bunu yaparken adeta gramer dersi verir gibi anlatıyor hepsini. Deyimlere başvuruyor, olağanüstü örneklerden yararlanıyor; en güzel tarafı da çocukların yetişkinlerden daha cesur yaklaştıkları ‘ölmek’ durumuna bile farklı açılardan yaklaşıp çocukların bu önemli kavramları daha iyi öğrenmesini sağlıyor. Yeni eğitim döneminin başladığı şu günlerde, çocuğu okula başlayan veliler ve ‘dil’ öğretmenlerinin hepsi okumalı. Mükemmel bir kitap.

    Roman
    Hacıyatmaz
    Kurt Vonnegut
    Çev.: Ekin Uşşaklı
    APRIL Yayıncılık

    Yazılmış en tuhaf, okunacak en sıradışı otobiyografi kitabını okumaya hazırlanın. Tahmin edeceğiniz gibi, Vonnegut’un kendi hayat hikâyesi değil bu. Ama, biyografisini bilenler, gerçek hayattaki kız kardeşinin, kanserden ölümüne dair birtakım izler de bulabilirler. Dr. Wilbur Nergis-11 Swain’in sıradışı yaşamöyküsü Hacıyatmaz. Wilbur ve ‘neandertalimsi’ ikizi Eliza, dışarıdan birer mongol gibi görünseler de etrafta kimse yokken bir dehadırlar. Ama ikisi tek bir dehayı paylaşmaktadırlar. Örneğin onların teorisine göre yerçekimi sabit değil zaman zaman artmakta veya azalmaktadır. Bazen olmadık sebeple yere düştüğümüzde yerçekimi artmış, birdenbire ereksiyon oluyorsanız o zaman da yerçekimi azalmış demektir... Gün gelince Eliza ve Wilbur ayrılmak zorunda kalır. Çünkü Elize hâlâ ‘özürlü’ muamelesi görmektedir, Wilbur ise başarılı bir bilim adamı ve en sonunda da Amerikan Başkanı olur. Seçim kampanyasındaki sloganı ise, “Artık yalnız değilsiniz”dir! Kız kardeşiyle beraber izole ve yalnız bir hayat sürmenin acısını çıkarmak ve Amerika’daki tüm yalnız insanları yalnızlıktan kurtarmak için yeni bir ‘aile’ sistemi kurar büyük başkan! Kurt Vonnegut’un ilk dönem eserlerinden olan Hacıyatmaz, sonraki eserlerindeki yapısal inceliklerden yoksun olsa da ‘gerçek’ hayata dair okkalı değinileriyle, ayrı bir yerde durmalı.

    Öykü
    Tütün İskelesi’nden Bir Köhne Vapur
    Selma Fındıklı
    Remzi Kitabevi

    Millî Mücadele günlerinin anlatıldığı romanları ve öyküleri hatırlayın bir. Birkaç istisna hariç hepsi işin olağanüstü kahramanlık boyutunu ele almıştır. Elbette, memleketin içinde bulunduğu şartlar göz önünde bulundurulduğu zaman ortaya çıkan sonucun neredeyse bir mucizeyle eş tutulması da normaldir. Her ne kadar bugün tüm bunları unutturmaya çalışsalar da... Sanki hiç böyle bir savaşa girişilmeden, Osmanlı Devleti yıkılıp yerine Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş gibi bir tavır var, hepimizin şahit olduğu... Oysa mahallenin yetiminden alafranga beyzadelere, köyün imamından sokağın kabadayısına kadar birçok insan bu mücadelenin içinde yer almıştır. En ‘insan’ halleriyle, ellerinden geldiğince... Selma Fındıklı’nın ‘Tütün İskelesi’nden Bir Köhne Vapur’ adlı son öykü kitabı bunları söyletiyor insana. Atatürk’ün Samsun’a çıkmasından birkaç gün önce Samsun’da başlayan öyküler, Millî Mücadelede kendi tarihini yazmış birçok şehre uğruyor. Öyle tanıdığımız kumandanları, halk kahramanlarını değil aramızdan birilerinin bugün ismi unutulmuş dedesini, babaannesini; onların yaptıklarını ve hissettiklerini anlatıyor. Edebiyattan uzak, sadece Milli Mücadeleye övgü olsun diye yazılmış metinler değil bunlar. Daha önce altını çizdiğim üzere ‘insan’ı anlatan ve diliyle, anlatımıyla, kurgusuyla iyi öyküler toplamı.

    Bilim
    Aklın Çıkmazları
    Douwe Draaisma
    Çev.: Erhun Yücesoy
    YKY

    Yine belli bir türle sınırlandırmak istemeyeceğim bir kitap, ‘Aklın Çıkmazları’. Ele aldığı konu itibariyle bilim, yaklaşım açısıyla etkileyici bir tarih, dili ve kurgusuyla leziz bir portre kitabı. Aklın Çıkmazları’nda Draaisma; Sergey Korsakov, Alois Alzheimer, James Parkinson, Hans Asperger, Charles Bonnet, Pnineas Gage... gibi ismi bir hastalıkla, sendromla ya da otistik bir bozuklukla birlikte anılan saygın bilim adamlarını anlatıyor. Gerçekten de son yıllarda sıklıkla duyduğumuz Alzheimer hastalığını neredeyse tüm detaylarıyla biliyor olsak da, Alois Alzheimer hakkında çok az şey biliriz. Tıpkı diğerlerinde olduğu gibi. Peki bu isimler tam olarak neyi keşfetmişlerdi, hangi hastalar üzerinde çalışmışlardı, farklı gördükleri şey neydi ki bu tanıları koydular gibi soruların cevabını veriyor Draaisma. Bunu yaparken beyin üzerine yapılan araştırmaların tarihini, bu bilim adamlarının etkileyici hayat hikâyelerini anlatıyor. Dahası bize de birtakım fikirler yürütme imkânı veriyor yazar; örneğin belli bir dönemden sonra tıp alanında Doğu Avrupalı isimlerin seyrelmesi, o coğrafyadaki tıbbi gerilemenin bir ispatı olarak da okunabilir... Draaisma bu çok yönlü kitabında, ödüllü yazarlara taş çıkaracak üslubuyla bu hastalıklar ve onların isim babası olan bilim adamlarının unutulmaz hikâyelerini okuyacaksınız.

    Tarih
    Köle Gemisi
    Marcus Rediker
    Çev.: Dilek Şendil
    Alfa Yayınları

    Coğrafi Keşifler dünyanın kaderini değiştirip bilinen dünyayı daha da büyütmüş, Avrupadaki krallıkları daha da zenginleştirmiş, ticaret yollarının yönünü değiştirmiş ama ilerleyen zamanlarda da birtakım insanlık ayıplarına sebep olmuştur. Birincisi kurulan sömürge kolonileri, ikincisi ve daha fenası köle ticaretiydi. Şimdiye kadar ‘köle’/’kölelik’ olgusuna dair birçok araştırma, inceleme yapılmış, roman kaleme alınıp filmler gösterime girmişse de bir kıtadan diğerine köleleri taşıyan unsurlar göz ardı edilmiştir hep. Köle gemileri! Batı Afrika’dan Amerika’ya taşınan bu kölelerin kaderini Atlantik köle ticareti şekillendiriyordu. Marcus Rediker, ‘Köle Gemisi’ isimli tarih çalışmasında, 15. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl sonu arasındaki 400 yıllık ve 12.4 milyon insanın hayatına mâl olan köle ticaretinin kilit taşını, köle gemilerini ele alıyor. Kaptanlarından mürettebatına, rotalarından resmi kayıtlarına kadar ele aldığı gemilerin evrimine de tanıklık ediyoruz. Öyle ki, bir süre sonra Atlantik köle ticareti için özel inşa edilen gemiler bir şehir dolusu köleyi taşıyabiliyorlardı. Hattâ kimi isyanlar ve ölümler yeni kıtaya varmadan bu büyük gemilerde yaşanıyordu. Rediker, bizi bu korkunç rotada seyreden gemilerin içine sokuyor ve Atlantik Okyanusu boyunca yaşananları tüm ayrıntılarıyla gösteriyor...

    Roman
    Kanadı Kırık
    Halime Kılıçkaya
    Yankı Yayınları

    Her ne kadar son 10 yıl içerisinde kadına yönelik şiddette sayısal bir artıştan sürekli dem vursak da, âşık veya eski kocaların intikam cinayetleri ve asıl kanayan yaralardan biri olan töre cinayetleri çok eskilere uzanır. Çocuk yaşta evlendirilen, kaçırılan, okullardan alınan ve genç kocasının insafına, kaderinin eline terk edilen kadınlar cumhuriyetiyiz neredeyse. Her zaman karşımıza çıkabilir, çocuğuyla büyüyen çocuk anneler. ‘Kanadı Kırık’, Melek ve onun yaşadıkları üzerinden, gerçek olaylardan hareketle bu meselenin ne kadar içimize işlediğini ve kanıksandığını gösteriyor bir kere daha. Dedesinin vasiyetiyle, çocuk yaşta amcasının oğlu Ali ile evlenen Melek’in hikâyesi, ‘Kanadı Kırık’. Melek’in dertleri daha Ali’yle evlenemeden başlıyor aslında, evlendikten sonra da devam edip bugünlere kadar uzanıyor. Aslında bu ne Melek’in, ne Cemile’nin ne Ayşe’nin, ne de Fatma’nın hikâyesi. Kanadı Kırık, biraz da bu topraklardaki tüm kadınların hikâyesi... Hele son yıllarda yaşanan olayları, eğitim sistemindeki boşlukları veya adalet sistemindeki aksaklıkları göz önünde bulundurunca daha başka Melek, Cemile, Ayşe öyküleri yaşanacak ve yazılacak Türkiye’de. Romanın güncel ve gerçek bir meseleyi anlatmasının yanında, Halime Kılıçkaya yörenin dilini de bütün doğallığıyla romanına yansıtıyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı