Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Kitap fuarından teyp alıp döndüm

    DOĞAN HIZLAN dhizlan@hurriyet.com.tr
    22 Haziran 2017 - 12:49Son Güncelleme : 22 Haziran 2017 - 12:49

    Yıllardır başta Frankfurt Kitap Fuarı olmak üzere yurtdışındaki kitap fuarlarını takip ederim. Nereden baksanız elli yılı buluyor İngiltere, İtalya ve başka ülkelerdeki fuarlara da çok gidip geldim. Bunlardan birinden kitapla değil teyple döndüm.

    80’li yılların başı, İstanbul Radyosu’ndan TRT Genel Müdürlüğü’nün müsaadesi ile Türk ve Batı müziği eserlerinin kayıtlarından kopyalatmıştım. Ama öyle kasetlere değil. Zaten o yıllarda CD de yok. Kara plağa kayıt yapmak plak şirketi değilseniz imkânsız. Büyük bobinlere sarılı, makara bantlara aktardık kayıtları. Ancak bu bantları çalacak alete sahip değildim.
    Tanburi Cemil Bey’in bestelerini, icralarını, piyanist Feyzi Arslangil’in çaldığı saz eserlerini, şef Herman Scherhen’in Beethoven kayıtlarını nasıl dinleyeceğim sorunuyla karşı karşıya kalmıştım...
    O zamanlar dışardan istediğiniz gibi elektronik alet, müzik aleti getirmek mümkün değildi. Ancak birkaç ithalatçıdan almak zorundaydık.
    Kayıtların elime geçmesinden kısa süre sonra İtalya’ya Bologna Kitap Fuarı’na gittim. Rehberim Hürriyet’in İtalya temsilcisi Mehmet Demirel’di. Müjdeyi Frankfurt Bürosu’ndan rahmetli büyüğümüz felsefeci Muzaffer Aşkın vermişti; ‘kısa bir süre için her türlü eşyanın Türkiye’ye girişinin serbest olduğunu’ söyledi.

    Henüz Bologna’ya gitmediğimiz için, koştura koştura Roma’daki elektronik eşya satan mağazaları gezmeye başladık.
    İlk girdiğimiz mağazanın satıcısı, gazeteci olduğumuzu öğrenince sevgilisinden uzun uzun bahsetti. O da gazeteciymiş, dakikalarca konuştu ancak nihayetinde öğrendik ki, elinde o ürün yokmuş.
    Başka bir mağazaya gittiğimizde ise satıcı genç biraz alaylı biçimde dükkânda bulunmadığını, ama eve gidince anneannesinin çeyizlerinde arayacağını söyledi... Çaresiz vazgeçtik.
    Ertesi gün Bologna Kitap Fuarı’na gittiğimizde Budrio kasabasındaki büyük elektronik mağazasına vardık. Mehmet Demirel, sahibesiyle ahbap çıkınca, aile geçimsizliklerinden açılan sohbet yüzünden konu teybe yaklaşık bir saat sonra geldi. Nasıl bir şey istediğimizi bir türlü anlatamadık; real to real dedik ses yok, ton-band dedik gene anlaşılmadı. Nihayet İtalyancasının ‘registrato a bobine grande’ olduğunu öğrenip öyle istedik. Sorun hallolmuştu. Fuar sona erer ermez, teybi Budrio’dan Roma’ya getirdik. Bir kaza gelmesin diye başında nöbet tuttum diyebilirim. Ertesi gün, havaalanında her tarafını ‘kırılır’ uyarısıyla donatarak THY’nin kargosuna teslim ettik.
    İstanbul’a indiğimizde gümrükte teybi gören görevliler, profesyonel bir makine olduğunu, ev için uygun olmadığını söyleyip ithalinin yasak olduğunu söylediler. Neyse ki yanımda Resmî Gazete’nin fotokopisi vardı. Rahatça geçebildik.
    Eve gelip teybi kurduğumda ilk olarak Tanburi Cemil Bey’in Şedaraban’ını, arkasından da Feyzi Arslangil’den Tatyos Efendi’nin Hüseyni saz semaisini dinledim. İyi müzik dinleyebilmek için çektiğim zahmetlerin haddi hesabı yoktur. Şimdi bu eziyetleri çekmenize gerek yok! TRT’nin müzik kayıtları CD olarak satılıyor.

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı