"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Kitap

Doğan HIZLAN

‘Resimli Dünya’nın erotik gezgini

NEDİM Gürsel yeni romanı Resimli Dünya'da gene 15. yüzyılın kişisel dehlizlerinde dolaşıyor.

Boğazkesen'deki Fatih'ten sonra resim dünyasının ünlü ailesi Bellini'lerin izinde.

Tarihi ve geçmişi olan iki büyük kent: İstanbul ve Venedik.

Romanın ana kahramanı Kamil Uzman, bir sanat tarihi profesörüdür.

Manzara ressamı olma isteği içinde kalmış, bir öğretim üyeliğinin demir kalıplarına sığmayan ruh fırtınalarını akşamları bastırmaya çalışmıştır...

Başarılı olabilmiş midir? Hayır.

Gündüzleri Bellini ile ilgili bir belgeyi aramış, geceleri de batakhanelerin içinde kendini ve kadınını aramayı sürdürmüştür.

Nedim Gürsel, romanının, ağır okunduğunu bildiğini ama 70.sayfadan sonra okumanın hızlı ritmine okurun kendini kaptıracağını söylüyor.

Gerçekten yazarın bu uyarısı yerindedir, başta değişik uçlardan gelen kent ve kişi tasvirleri, romanın örgüsünü kurmaktadır.

Dikkatli bir okur, Resimli Dünya'nın daha ilk sayfalarında bir ölüm atmosferini farkeder.

Kamil Uzman, geceleri batakhanelerdeki pornografiyi, gündüz çalışmalarında tablolardaki erotizme indirgemektedir.

Çocukluğundan beri gelen sorunlu yaşamı, onu bilimle hayat arasındaki tercihsizlik noktasında terkedivermişti.

Kamil Uzun, hayatla sanat arasındaki bağlantıyı kurmayı tutku haline getirmişti:

‘‘Madonnalar'ın böylesine yumuşak, bu denli hüzünlü olmalarının gerçek nedeni de buydu belki. Ressam yasak aşkın kurbanı anneyi arıyordu her fırça vuruşunda, onun özlemiyle doluydu.

Kamil, Aziz Caterina'yla ilgili bu bilgileri durup dururken edinmemişti elbet. Onun asıl merak ettiği Batılı ressamlarca yapılan Cem Sultan portreleriydi.’’

Fatih'in portresini yapan Gentile Bellini'nin İstanbul'a davet edilmesinden sonraki günler ve İstanbul'la ilgili notları, okurun ilgisini çekecektir.

Romandan bir cümle yazarın Fatih tasviridir:

‘‘Gentile umulmadık bir cüretle modelinin iç dünyasına girip onu iktidarın yalnızlığında betimlemişti.’’

Zaman zaman Venedik ve Kamil Uzman'ın mekanlarının tasviri kimi okura aşırı ayrıntı gibi gelebilir.

Bana geldi de.

Fikret Mualla, resmi kadar yaşamıyla da bizim ressam imajımızın unutulmaz kahramanlarından.

Kamil'in de favori isimlerinden. Korkuyla gıpta arasındaki duygu karmaşasının bıçak sırtında.

Uzun süredir mutlulukla karabasanı bir arada, bilincinde ve bilinçaltında yaşadığı bu kentte aradığını bulmuştu:

‘‘Ortalığa biraz çeki düzen verdi. Masanın üzerinde darmadığın duran kağıtları, kitapları kaldırdı, Correr'de bulduğu Giovanni Bellini'nin atölyesiyle ilgili fotokopisini bir dosyaya koydu.’’

Venedik'te İstanbul'u çağrıştırırdı, İstanbul'da düşlediği kent de Venedik...

Roman, kahramanın trajedisiyle noktalanır:

‘‘Kanalın suyu zümrüt yeşiliydi yine, Belliniler rıhtımın kıyısındaydılar. Jacopo, Gentile, Giovanni ve damat Mantegna. Derken Caterina Cornaro'yu gördü, kraliçenin canına kasteden katilleri de. Yara kanıyordu. Çocukluğunun soğuk gecelerinden beri hep kanamıştı zaten. Ama kendi kanını ilk kez görüyordu. Belki de kan değil kanalın suyuydu akan. Ya da gondola binip sise dalmadan çok önce geçmişti bu yakaya, Kandilli'deki meyhaneye gider gibi rahat, kaygısız. Dünya onun için bunca renkli, böylesine güzeldi. Resimli dünya gibi. Karşı kıyı giderek uzaklaşıyordu ama. Sanat tarihi profesörü Kamil Uzman son bir çabayla doğrulmak istedi, eli kanayan yarasında, çıplak gövdesiyle sandalyenin arkalığına tutundu, sonra birden yığılıp kaldı döşemeye. Ölmüştü.’’

Resimli Dünya. Hepimizin gözünün önünde, sisli yada gerçek.

Resimli Dünya,

Nedim Gürsel,

Can Yayınları.

YENİ YAYIN

Türk edebiyatının usta kalemi Orhan Kemal, yazdığı kırktan fazla eserle yaşamımızdaki yerini çoktan aldı. Öyküleri, romanları, oyunları cumhuriyet tarihimizin insan manzarasını sundu bize. Eleştirmen Hikmet Altınkaynak usta yazarın güçlü hikayeciliğinin temellerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor okurunu. Orhan Kemal'in Hikayeciliği adını verdiği çalışmasında onun sadece yazan değil, yazdığının üzerine düşünen bir edebiyatçı olduğunun notlarını çıkarıyor. Severek okuduğunuz bir yazarın dünyasına sizi biraz daha yaklaştırmaya, hatta onun içine sokmaya çalışıyor.

X