Kitap

Güncelleme Tarihi:

Kitap
Oluşturulma Tarihi: Eylül 02, 2012 00:00

Haberin Devamı

Genel Kültür

Tembel Entel
Richard J. Wallace, James V. Wallace
Çev.: Yakup Berk
Omega Yayınları

Okumanız gereken çok kitap olduğuna inanıp vakti olmayanlardan mısınız? Müziğe ilgilisiniz ama müzik tarihi konusunda kendinizi cahil mi hissediyorsunuz? Farsçadaki ‘birader’ ile İngilizcedeki ‘brother’ın aynı olduğunu fark edip bunu tam olarak izah edemeyenlerden misiniz? Üç semavî dini bilip diğerlerini birbirine mi karıştırıyorsunuz? Artık bunlar için üzülmeyin. Vapur ve trenlerdeki satıcılardan ödünç alarak; “Elimde görmüş olduğunuz bu faydalı eser,” sizi bütün dertlerden kurtaracak!
Az zamanda çok entelektüel birikim sahibi olabilmek için okuyacağınız ‘Tembel Entel’ kitabı size 10 konu başlığında en önemli bilgileri bir arada veriyor. Felsefe, müzik, klasikler, modern diller, tarih, dil sanatları, din, sosyal bilimler, fiziksel bilimler ve matematikle ilgili bilmeniz gereken konuları kolayca anlayabileceğiniz şekilde aktarıyor yazarlar. Genel olarak böyle hap gibi kitaplar biraz küçümsense de gerçekten dili, ele aldığı konular ve altını çizdiği detaylar açısından bir kenarda bulunması gereken kitaplardan. En azından yolun başındakiler için nitelikli ve derli toplu bir ‘giriş’ kitabı.

 

Roman

Haberin Devamı

Bir medeniyet rüyası


Memleket sınırları içerisinde kaleme alınmış en eski ‘ütopya’ metinlerinden birisi ‘Rüyada Terakki’. ‘Rüyada Terakki ve Medeniyet-i İslamiyeyi Rüyet’ adıyla 1913’te yayımlanan roman, hakkında çok fazla bilgi sahibi olamadığımız Molla Davudzade Mustafa Nâzım Erzurumî’nin 24’üncü yüzyıl İstanbul’undaki gezintisini anlatıyor. Yanlış okumadınız 400 yıl sonrası.
Mustafa Nâzım’ın hayâlleri/öngörüleri sizi çok şaşırtacak, şimdiden söyleyeyim. Köprülerle ulaşımın mümkün olduğu Adalar’ın birer mesire yeri değil sanayii bölgesi olduğu bayındır bir İstanbul! Bir ayağı Harem İskelesi’nde diğeri Kumkapı’da üç katlı ‘Boğaz Köprüsü’ sayesinde, insanlar, trenler, otomobillerin kolaylıkla diğer kıtaya geçtiği bir İstanbul. Sadece İstanbul mu? Hayır, bütün memleket fazlasıyla gelişmiş, kalkınmış gerçek bir “sosyal devlet” anlayışı uygulamaya konmuştur. Harem selamlık devam etse de, kadın erkek eşitliğinin gerçekleştiği bir memleket(!) Tabii bunlar birer rüya. Mustafa Nâzım’ın bu uzun rüyasında kılavuzu ise büyük dedesidir. İlahi Komedya’da Dante’ye kılavuzluk eden Virgil misali, her şeyi etraflıca anlatır, memleketin durumunu, hattâ değişen dünyanınkini bile.
Mustafa Nâzım’ın romanında şahsen en ilgi çekici tarafların başında, küresel ölçekli tahminleri geliyor. Döneminin ‘büyük’ Avrupa’sı büyük ekonomik krizler yüzünden esamisi okunmaz olmuştur. Bir tek Macaristan atılıma geçmiş ve ‘büyük’ devlet olabilmiştir. Avrupa, savaşlar ve krizlerle silinirken, Asya’dan büyük bir ejder uyanmıştır; Çin! 24. yüzyılın Türk devleti de Çin, Hindistan ve Afrikalı gelişmiş ülkelerle birçok işbirliği içine girmiştir. Tabii II. Abdülhamid’in rüyası, büyük İslâm Medeniyeti de gerçekleşmiştir. Hırsızlığın, cinayetin, rüşvetin, fukaralığın, huzursuzluğun olmadığı memlekette herkes zenginlik ve refah içindedir!
Kitabın 1913’te yayınlandığını söylemiştim. Mustafa Nâzım’ın romanında geçen ‘Uluslararası Milletler Birliği’ fikri, Birleşmiş Milletler’den de (1945), Milletler Cemiyeti’nden de (1920) eski olması yönüyle, yazarın dönemi için ne kadar ileri fikirleri öne sürdüğünün bir işareti. Daha pek çok ilgi çekici veya eleştirilebilecek unsura sahip romanın iki baskısı var. Birisi Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, diğeriyse Kapı Yayınları tarafından hazırlanmış. Ancak Boğaziçi Üniversitesi’nin başındaki detaylı giriş yazısı, sadeleştirilmiş ve orijinal metnin art arda aynı kitapta olduğu edisyon kritikli baskının emeğini Kapı Yayınları’nda göremediğimi belirtmek isterim. Bu tarz kitaplarda, inceleme niteliğindeki giriş yazısına ve okuru yormayacak bir edisyona ihtiyaç vardır, Engin Kılıç bunun üstesinden başarıyla gelmiş.


İnceleme

Haberin Devamı

Eşcinselliğin Toplumsal Tarihi
Halit Erdem Oksaçan

Tekin Yayınları


Lût kavminin lanetlenmesinde, Sokrates’in yargılanmasında, kimi Osmanlı vezirlerinin koltuktan veya ‘kelleden’ olmasında ve daha nice tarihe geçmiş hadisede, eşcinsel ilişkinin etkisi vardır. Hattâ doğrudan ana sebep olmuştur. Peki, tarihsel ve toplumsal süreçte eşcinsellik nasıl ortaya çıkmış ve en azından ‘kayıtlara’ ilk olarak nasıl bir tamlamayla geçmiştir? Hangi toplum ve kültürlerde lanetlenmiş, hangilerinde görmezden gelinmiş, hangilerinde sıradan addedilmiş, hangilerinde suç sayılmıştır ve bunların nedenleri nelerdir? Halit Erdem Oksaçan, ‘Eşcinselliğin Toplumsal Tarihi’ adlı incelemesinde toplumların eşcinselliğe yönelik yaklaşımlarının tarihçesini veriyor. Tek Tanrılı dinlerde eşcinselliğe bakıştan, eski Türk toplumlarında, Eski Yunan’da, Roma’da, Mezopotamya uygarlıklarında, feodal Hıristiyan dünyasında, Uzakdoğu’da, Osmanlı’da ve kapitalist toplumdaki eşcinsellik algısını irdeliyor. Birbirinden önemli bilgilerle birçok bilinmeyene ışık tutarken, aslında aynı zamanda ‘ataerkil’ düzende kadının yerini de ele alıyor. Eşcinselliğin genetik, biyolojik, hormonal, psikolojik unsurlarını yok saymadan toplumsal ve ideolojik kökenlerini irdelediği kitabında Oksaçan, meta ekonomisi ve özel mülkiyetin, haliyle sınıf anlayışının eşcinsel ilişki üzerindeki etkilerini irdeliyor. Çok önemli ve başarılı bir inceleme.

Haberin Devamı


Psikanaliz

Benim Öğrettiklerim
Jacques Lacan
Çev.: Murat Erşen
Monokl Yayınları

Şüphesiz konuştuğu seminer/konferanslarda, bunların kitap haline gelmesinden sonra da kolay kolay anlaşılmayan isimlerden birisidir Jacques Lacan. Dolambaçlı söz oyunları, anlaşılması ve yorumlanması okuru zorlayıcı göndermeler ve eğretilemeler Lacan’ın metinlerine biraz dikkatli yaklaşmamıza sebep olur. Çünkü kendisinin de ifade ettiği gibi, konuşmuştur daha çok! İşin içine jestler, mimikler gibi teatral vurgular da girmiştir yani. ‘Benim Öğrettiklerim’ kitabı da bu özellikleri başından sonuna barındırıyor yine. Öğretim’imin Yeri Kökeni ve Ereği-Sonu / Öğretim’im, Doğası ve Erekleri / Öyleyse Lacan’ı Duymuş Olacaksınız başlıklı üç bölümden oluşuyor kitap. Lacan’ın tamamen doğaçlamaya dayalı konferans metinleri. Kendi yapısalcı psikanaliz yaklaşımı içinde, ‘bilinçdışı’nı, ‘dil’i, ‘cinsellik’ ile birlikte ele aldığı diğer kavramları ve elbette Freud’u ‘kendi meşrebince’ anlatıyor Lacan. Kendi meşrebince dememizin sebebi ortada. Lacan’a alışkınsanız sorun yok. Lâkin ilk tecrübeniz olacaksa, bombardımana hazır olun. Yer yer alaycı, kavgacı, bırakın Freud ve diğer psikalanistleri, kendisini hattâ dinleyicilerini bile hızardan geçirmekten çekinmeyen bir üslup içinde Lacan’ın doktrinine giriş yapacaksınız. “Bize ağır gelir, almayalım” diyenlere belirtelim, sırf üslubu için bile okunmalı.

Haberin Devamı


Kişisel Gelişim

48 Saniye
Şahika
Destek Yayınevi


Daha önceki yazılarımda bir şekilde kişisel gelişim kitaplarına, hafif alaycı yaklaşarak, aslında nasıl bir bakış açısına sahip olduğumu belli etmişimdir. Yazarına veya okuruna bir saygısızlık etmekten imtina ederek, çok fazla ilgimi çekmediğini, bir tesadüf vesilesiyle kitabı okuduğumu belirtmeliyim. Ta ki 48 Saniye’yi okuyana kadar. Hayır, bütün fikrim kökten değişmiş değil. Fakat kişisel gelişim kitapları içinde, 48 Saniye’nin bir ayrıcalığı olduğunu belirtmeliyim. Kitabın daha ilk başta kendini gösteren ve sonuna kadar seviyesini yitirmeyen samimiyeti en önemli etken. Şahika, bize malumatfuruşluk yapmıyor. “Ey kişisel gelişime ihtiyacı olan okurum,” diye seslenmiyor bize. Kendisini tanıtıyor önce. Çünkü kendisi de bu kitabın öznelerinden, olayların kahramanlarından. Bizzat yaşadığı hadiselerden örneklerle bize tavsiyelerde bulunuyor. Burası çok önemli, akıl vermiyor bize. Alçakgönüllü tavsiyelerde bulunuyor. Şahika’dan ilhamla, kitap kötü olsa bile okuduktan sonra hayatınızın şu anki durumunda hiçbir şey değişmeyecek, ama ya bir de iyi yönde değişirse! Genel olarak insanı tanımak, duygunun ne olduğunu bilmek, dilin önemini fark etmek, içimizdeki enerjiyi keşfetmek, sağlıklı bir bedenle alakalı altı bölüm üzerinden 48 saniyenin sırrını veriyor bize Şahika. Okumamak için bir sebep yok.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!