Gündem Haberleri

    Kışanak: Derdimiz cenazeyse şimdi konuşmalıyız

    Ramazan YAVUZ- Serdar SUNAR/DİYARBAKIR (DHA)
    21.01.2011 - 15:07 | Son Güncelleme:

    BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, “Eylemsizlik kararı açıklanıyor, herkes bunun üzerine yatıyor. Ne zaman eylemler başlıyor, cenazeler gelmeye başlıyor, ondan sonra insanlar konuşuyor. Bu yanlış bir şey. Derdimiz cenazelerin gelmesini önlemekse, silahların sustuğu şu günlerde konuşacağız” dedi.

    BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, Türkiye’nin artık tarihsel bir dönemece geldiğini belirterek, "Ya demokrasi, ya kaos, ya çözüm, ya çatışma. Ya özgürlükler, ya da özgürlüklere karşı çok güçlü bir direniş. Kritik bir dönemecin eşiğinde Türkiye" dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı da eleştiren Kışanak, Türkiye toplumuna kabadayı bir Başbakan portresinin kabul ettirilmek istendiğini iddia etti.

    BDP Diyarbakır İl Başkanlığı’nda düzenlenen Çukurova ve Amed (Diyarbakır) Kent Konseyleri toplantısına, BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, ilçe belediye başkanları, il başkanları ve parti yönetecileri katıldı. ’Ahlaki ve politik toplumla özgürleşelim. Demokratik özerklikle hakikati, eşitliği, vicdanı, doğruluğu, güzelliği inşaa edelim’ pankartının asıldığı toplantının açılış konuşmasını yapan BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, KCK/TM davası, Kürt sorunun çözümü ile Başbakan’a yönelik yapılan protestoları değerlendirdi.
     
    TÜRKİYE KRİTİK BİR DENEMEÇTE 

    Türkiye’nin tarihsel bir dönemecin eşiğine geldiğini dile getiren Gültan Kışanak, şunları söyledi:

    "Ya demokrasi, ya kaos, ya çözüm, ya çatışma. Ya özgürlükler, ya da özgürlüklere karşı çok güçlü bir direniş. Kritik bir dönemecin eşiğinde Türkiye. Şimdiye kadar büyük sorunlarla gelen bir ülke. Darbelere, baskısıcı tüm yöntemlere rağmen toplumsal muhalefet hep güçlü bir direniş halinde oldu. Gelinen noktada, her konu artık kendisini bir çözüme götürme sürecine girmiş bulunuyor. Türkiye bu sorunlarla, bu kamburlarla daha fazla yürüyemez. Bunları aşmak, çözmek için koşullar olgunlaşmış, talep açığa çıkmıştır. Toplumsal dinamikler mücadelelerini en iyi şekilde vermişler, çözüm olanaklarını ortaya çıkarmış durumdalar. Yine bazıları kendi kişisel istikballeri için, kendi kişisel hırsları için, ya da kişisel iktidar talepleri için bu çözümü bu süreci ertelemenin derdindeler. Toplumu sürekli oyalayan, çözümsüzlük siyasetininin üstünü örtecek demogojilerle, provokatif söylemlerle gündemi geçiştiren bir tutum içindedir iktidar. Kürt sorunu açısından tarihinin çözüme en yakın olduğu süreci yaşıyoruz.

    Bu sorunu en derinden yaşayan inkar, imha ve asimilisayon poltikalarını boşa çıkarmak için ağır bedeller ödeyerek bugünlere gelen Kürt halkı, taleplerini demokrasi içinde çözüm olanakları yaratacak şekilde netleştirdiler. Birlik içinde, eşit yurttaş olarak yaşamanın formülünü çözümünü önerisini sundular. Demokratik özerklik böyle somut bir projeydi. Yine Kürtler açısından şunu çok açık ve net söyliyebiliriz ki,yaşadıkları bütün acılara rağmen, ödedikleri bedellere rağmen gerçektende samimi barışçıl bir çözümün arayışı için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Son olarak ilan edilen tek taraflı eylemsizlik kararı, onun yarattığı çatışmasızlık ortamı herkesi umutlandırdı. Herkes bunu tarihsel bir fırsat olarak değerlendirdi ve heba edilmemesi gerektiğini söyledi. Çünkü, böylesi süreçleri heba etme geleneği olan bir ülkede Türkiye. Ama, ne yazık ki o süreçleri heba edip bedenler toprağa düştüğünde feryat eden, yanlış yaptık diyen bir ülke de Türkiye. Biz inanıyorduk ki artık bundan ders çıkarılacak ve çıkartılması da gerekiyor. Türkiye’nin artık yeni çatışmalı süreçlere tahammülü yok. Bu sorunu barışçıl demokratik yöntemle çözmek için ortaya bir fırsat çıkmıştır, bu fırsatın en iyi şekilde değerlendirilmesi gerekiyor."

    KÜRTLER BOYUN EĞMEDİ, ASLA DA EĞMEZ

    İktidarın Kürt sorununun çözümüne yönelik hiç bir çabasının olmadığını söyleyen Kışanak, şöyle dedi:

    "Ne yazık ki iktidardan bu konuda da hiç bir çaba ve adım görmüyoruz. Bu süreci iyi değerlendirmek, çözüm olanaklarını güçlendirmek, kalıcı bir barışın yaratılması konusunda hiç bir çaba sarf etmediği gibi, tam tersine söyleminde politakalarında yaklaşımlarında tahrik eden provokatif yaklaşım, çözümsüzlüğü derinleştiren bir üslupla karşı karşıyayız. Bir halkın binbir emekle yarattığı siyasal değerlerini tasfiye etmek üzere kurulan bir politik süreci tersine çevirmek gerektiğini iki yıldır anlatmaya çalışıyoruz. En doğal haklarını kullanabilecekleri olanakları yaratmazsanız, kendilerini demokrasi içinde örgütleyip görüşleri doğrultusunda mücadele olanakları vermezseniz ,bu insanlara neyin yolunu gösteriyorsunuz? Ne yapsınlar? Size biat mı etsinler? Boyun mu eğsinler? Teslim mi olsunlar? Bunu yapmayacakları çok açık. Kürtler bunu yapmayacaklarını tarih boyunca gösterdiği gibi, son 85 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca da göstermişlerdir. Vazgeçirtmeyi dayattığınız süreçlerde Kürtlerin nasıl bir duruş sergilediğini herkes çok iyi biliyor. Bundan ders çıkarılması gerekiyor. Ama iki yıldır demokratik siyasete yapılan siyasi darbe iki yıldır kesintisiz şekilde devam ediyor. İki yıldır cezaevinde tutulan arkadaşlarımız şimdi de tiyatral bir mahkeme sürecinde oyalanmaya çalışılıyor."

    KAMUSAL ALANDA DİLİMİZİ KULLANMA HAKKINI KİMSE BİZDEN ALAMAZ

    Kışanak, iktidarın Kürt halkının hakkını teslim etmek zorunda olduğunu, teslim etmemesi halinde bile Kürtlerin kendi haklarını sonuna kadar kullanacaklarını söyledi. Kışanak, "İktidar bu halkın hakkını teslim etmez zorunda. Çünkü o teslim etse de etmezse de o halk o hakkını sonuna kadar kullanmakta kararlıdır. Bize lütfedip kendi ana dilinizi kendi aranızda, özel yaşamınızda kullanabilirsiniz diyor. Sayın Başbakan siz lütfetseniz de, etmeseniz de herkes zaten kendi ailesinde özel yaşamında, sosyal ilişkilerinde kendi ana dilini kullanıyor. Ama biz şunu çok iyi biliyoruz ki hele hele 21’inci yüzyılda artık insan yaşamı özel yaşamla sınırlı değil. Evinizde ve sosyal ilişkilerinizde sınırlı değil. Hayatınızın çok büyük bir kısmı artık kamusal alanda geçiyor. Kamsal alanda dilimizi kullanma hakkını kimse bizden alamaz. Bir dil ancak kendisini hayatın her alanında kendini özgürce kullanıp bir sonraki kuşaklara devredebilir" dedi.

    BAŞBAKAN İNSANLIK SUÇU İŞLİYOR

    Kışanak, "Sayın başbakanın deyimiyle insanlık suçu olan asimilasyon ancak böyle önlenebilir. Bugün mahkemelerde arkadaşlarımızın ana dilleriyle savunma hakkını engelleyerek Başbakan da bu insanlık suçunu işlemeye devam ettiğinini gösteriyor" dedi.

    TÜRKİYE TOPLUMU MAZOŞİST DEĞİL

    Türkiye’nin bu iktidara tahammülünün kalmadığını belirten Gültan Kışanak, yaklaşan seçim öncesi iktidarın söylemlerini milliyetçilik, ırkçılık ve hatta kabadayılık üzerine kurarak oylarını arttırmayı düşündüğünü iddia etti. Kışanak şöyle devam etti:

    "Bazıları, siz ne karışıyorsunuz Türkiye toplumu böyle bir Başbakan istiyor ve onun için Başbakan böyle kabadayıca konuşuyor diyor. Bu Türkiye toplumuna yapılabilecek en büyük hakarettir. Niye Türkiye toplumu mazoşist mi? Kendisine hakaret eden, kendisini aşağılayan hor gören tepeden bakan bir kişiye niye bu kadar sevdalı olsun? Niye böyle bir lider tipi yaratmak için özel bir çaba sarfediyorsunuz ve bu kabul edilmesi gereken bir şeymiş gibi toplumun önüne niye sunuyorsunuz? Herkesin protesto etme hakkı vardır. Başbakanlık makamı kutsal eleştirilemez bir makam değildir.

    Başbakanlık makamı siyasi bir makamdır. Bu halkta bu iktidarı beğenmezse Başbakanı protesto etme hakkına sonuna kadar sahiptir. Bir stadyum açılışında protestoyu hazm edemeyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Başkanlığı öyle bir yere oturtmaya çalışıyorlarki efendim nasıl olur protesto edilir? Başbakan beğenilmezse bal gibi de protesto edilir. Stadyumda da, sokakta da Dolmabahçe’deki toplantısı sırasında da edilir. Halk bu protestolarla demokrasiyi savunuyor. Kendi haklarını savunuyor. Başbakan bu tutumuna devam ettiği sürece unutmasinki her gittiği yerlerde bunlarla karşılaşacaktır" diye konuştu.

     ERDOĞAN'A "SEYRANTEPE" ELEŞTİRİSİ

    "Türkiye'nin bir tane gündemi var: Başbakan sanki cebinden vermiş, Galatasaray'a stat yapmış, verecek mi, vermeyecek mi onu bir şantaj ve tehdit aracı olarak kullanıyor"

    "Galatasaray gibi büyük bir kulübü böyle bir tartışmanın içine çekiyor. Çünkü varsa yoksa başbakan. Başbakan nasıl protesto edilir? Bal gibi de protesto edilir. Başbakanlık makamı dokunulmazlık makamı değildir, bir siyasi makamdır, bir idare yönetim makamıdır"

    "O idareyi, yönetimi beğenmeyen herkes her türlü demokratik yolu bularak, o başbakanı protesto etme hakkına sahiptir ama getirip bunu Türkiye'nin birinci gündemi haline getiriyorlar"

    "Eylemsizlik kararı açıklanıyor, herkes bunun üzerine yatıyor. Ne zaman eylemler başlıyor, cenazeler gelmeye başlıyor, ondan sonra insanlar konuşuyor. Bu yanlış bir şey. Derdimiz cenazelerin gelmesini önlemekse, silahların sustuğu şu günlerde konuşacağız"

    BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, partisinin İstanbul İl Başkanlığında düzenlediği Marmara Bölge Toplantısı'na katıldı

    Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kışanak, Öcalan'ın "Ev hapsi cezası getirilmezse mart ayında devreden çıkarım" şeklinde bir açıklamada bulunmadığını söyledi.

    Türkiye'nin çok zor günleri geride bırakıp bırakmadığının henüz belli olmadığını ifade eden Kışanak, "Şu anda içinde bulunduğumuz durum tam da sevgili Hrant Dink'in kendi durumunu tarif ederken söylediği 'Bir güvercin tedirginliği' durumu. Biz istiyoruz ki bu güvercin artık özgürce uçabilsin, bu ülkede kalıcı barış olsun. Bunun koşullarının hep beraber yaratılması gerekiyor" dedi.

    "BAL GİBİ DE PROTESTO EDİLİR"

    Eylemsizlik kararını değerlendiren Kışanak, "Eylemsizlik kararı açıklanıyor, herkes bunun üzerine yatıyor. Ne zaman eylemler başlıyor, cenazeler gelmeye başlıyor, ondan sonra insanlar konuşuyor. Bu yanlış bir şey. Derdimiz cenazelerin gelmesini önlemekse, silahların sustuğu şu günlerde konuşacağız. Bir tek kişinin dahi yaşamı tehlikede olmamalı, burnu bile kanamamalı. Bunun için bugün konuşmalıyız ama kimse konuşmuyor. Türkiye'nin bir tane gündemi var: Başbakan sanki cebinden vermiş, Galatasaray'a stat yapmış,

    verecek mi, vermeyecek mi onu bir şantaj ve tehdit aracı olarak kullanıyor. Galatasaray gibi büyük bir kulübü böyle bir tartışmanın içine çekiyor. Çünkü varsa yoksa başbakan. Başbakan nasıl protesto edilir? Bal gibi de protesto edilir. Başbakanlık makamı dokunulmazlık makamı değildir, bir siyasi makamdır, bir idare yönetim makamıdır. O idareyi, yönetimi beğenmeyen herkes her türlü demokratik yolu bularak, o başbakanı protesto etme hakkına sahiptir ama getirip bunu Türkiye'nin birinci gündemi haline getiriyorlar." şeklinde konuştu.

    "HERHALDE DEVLET DE BUNUN FARKINDA Kİ"

    "Öcalan'ın kalıcı barış konusundaki rolü ve önemini artık herkesin bildiği" söyleyen Kışanak, "Herhalde devlet de bunun farkında ki... Uzunca bir süredir kamuoyunun bilgisine sunulan açıklamalardan biliyoruz ki, İmralı'da birtakım görüşmeler yapılıyor. O zaman Öcalan'ın rolünü oynayabileceği koşullara kavuşması da konuşabilir, tartışılabilir konudur" diye konuştu

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı