Kırmızı eti fazla tüketenler dikkat

Kalınbağırsak kanseri, 50 yaş sonrasının önemli sağlık sorunlarındandır.

Kolon kanseri, kansere bağlı ölümlerin 3-4’üncü sırasında yer alır. Kolon kanserinde genetik eğilim çok önemlidir, ama genetik eğilimin etkisi yüzde 25’i geçmez. Kalınbağırsak kanseriyle yaşam tarzınız, özellikle beslenme biçiminiz arasında yakın bir ilişki vardır. Mangal ve kebap keyfini abartmayın, kırmızı eti fazla tüketmeyin.

KOLON kanseri, kırmızı eti fazla tüketenlerde daha sık görülüyor. Bir günde 100 gr’dan fazla kırmızı et tüketmek tavsiye edilmiyor. Kırmızı etin fazlası, özellikle yoğun ateş veya kızgın kömürde kızartılanı, bağırsak kanseri riskini yükseltiyor. Kırmızı etin yapısında bulunan demirinin bağırsak hücrelerinde aşırı çoğalmaya yol açtığı deneysel olarak gösterilmiştir.

Kırmızı etle yapılan sucuk, sosis, salam gibi besinlerin de riski yükselttiği düşünülüyor. Bu besinlerde bulunan "nitrit"in kanserojen olabileceği ileri sürülüyor.

ETİ SEBZEYLE YİYİN

Kırmızı et ile birlikte yeşil sebzelerin daha fazla miktarda tüketilmesi halinde risk azalıyor. Yeşil sebzelerde bulunan klorofilin, antioksidan kapasitenin ve posanın koruyucu olabileceği belirtiliyor. Kırmızı eti tüketirken bol taze sebze yemenizde fayda var.

Kolon kanserine yakalanma olasılığını arttıran diğer bir beslenme yanlışı, fazla yağlı yiyeceklerdir. Yağdan zengin bir beslenme tarzı olanlarda, özellikle doymuş yağları (hayvansal yağlar) fazla kullananlarda kolon kanseri riski artıyor. Balık, ceviz, keten tohumu gibi omega-3 deposu besinlerin ise koruyucu etkisi var. Bu besinlerin bol olduğu bir beslenme planı riski azaltıyor.

TAHIL VE BAKLİYAT

Tahıl grubu besinler ve bakliyat da koruyucu etki gösteriyor. Sebzesi meyvesi bol, tahıl ve bakliyattan yana zengin bir beslenme tarzı olanların riski azalıyor. Bu besinlerde bolca bulunan folik asitin, antioksidan güçlerin, özellikle likopen ve selenyumun koruyucu etkisinden şüphe edilmiyor. Uzmanlar, likopen, selenyum, folik asit yanında günde 1 gr’dan fazla kalsiyum ve 400 IU kadar D vitamini tüketimi ile riskin daha da azaltılabileceğini belirtiyor.

ZENGİN POSA KORUR

Posadan zengin besinlerin koruyucu güçleri oldukça yüksektir. Suda eriyen veya erimeyen posalar kanserojen maddelerin bağırsak duvarıyla temasını önlüyor. Bol posalı bir beslenme tarzı bağırsakların boşaltılmasını kolaylaştırıyor.

Kolon kanserine yakalanmamak için yapabileceğiniz pek çok şey var. Özellikle riski yüksek biriyseniz kader deyip geçmemeli, yaşam tarzınıza özen göstermelisiniz. Kötü kaderin bilgiyle, ilgiyle değiştirilebileceğinden de, iyileştirilebileceğinden de şüphe etmemelisiniz.

RİSKİ YÜKSEK OLANLAR

Aile mirasında kolon kanseri bulunanlar

Daha önce kolon kanseri, meme, yumurtalık, rahim kanseri geçirenler

Kansere dönüşebilen bağırsak polipleri bulunanlar

Ülseratif kolit, Crohn hastalığı gibi bağırsak hastalığı olanlar

Elli yaşı geçenler

Fazla kilolu ve şişmanlar

Alkol ve sigarayı fazla tüketenler

Kırmızı eti, doymuş yağları, sosisi, salamı, sucuğu fazla yiyenler

Belirtileri neler

Karın ağrısı

Bağırsak alışkanlıklarında inatçı değişimler: Kabızlık, ishal

Kilo kaybı

Dışkıda kan

Elli yaŞ sonrasI korunma planInIz

Her yıl dışkıda gizli kan testi yaptırmayı,

Düzenli doktor muayenesinden geçmeyi,

3-5 yıllık aralarla endoskopik tetkik yaptırmayı (kolonoskopi, sigmoidoskopi),

Gerekirse radyolojik incelemelerden faydalanmayı ihmal etmeyin. Riski yüksek grupta yer alan biriyseniz bir gastroentroloji uzmanı ile işbirliği yapmaktan çekinmeyin.

Bol bol yürüyün

Egzersiz alışkanlığını sürdüren, aktif bir yaşam tarzı olanlarda kolon kanseri riski azalıyor. Düzenli egzersiz bağırsakların beslenmesini ve temizlenmesini kolaylaştırıyor, kilo kontrolüne yardımcı oluyor. Uzmanlar kilo fazlalığı sorunu olanlarda, sigara ve alkol kullananlarda riskin yükseldiğini belirtiyor.
Yazarın Tüm Yazıları