Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kırılan kol, CHP’ye pahalıya mal olabilir

Onur Öymen belki faklı şeyler söylemek istemiş olabilir, ancak kamuoyunun anladığı bambaşka birşey. Alevi kökenli vatandaşlarımız farklı algılamışlar ve ateş püskürüyorlar. Peki şimdi ne olacak? Parti’nin bir bölümü tepkili ve Öymen’in istifasını istiyor. Baykal ise, olayı kapatmaktan yana. Açıkçası, kol kırılmış, patron yen içinde kalmasını, partinin bir diğer kesimi ise, faturanın gaf yapan kişi tarafından ödenmesini istiyor.

İlginç bir durumla karşı karşıyayız.

          

Onur Öymen, CHP içinde yeni bir Dersim ayaklanmasıbaşlattı.

          

Öymen’in konuşmasını kelime kelime incelediğiniz taktirde, çok başka bir anlam çıkarabilirsiniz. Ancak kamuoyu ve özellikle de Alevi vatandaşlarımızın bu sözlerden anladıklarıbambaşka. Onlara göre, Öymen’in açıklamalarını Dersim’de yaşanan hunharca olayları hoş görüyle karşıladığı şeklinde okumuş ve algılamışlar.

          

Fena halde de tepkililer.

          

Ardı ardına açıklamalar yapıyorlar. Bir türlü de dinmiyor.

          

Bu arada en önemli çağırıyı Kılıçdaroğlu yaptı. İstanbul İl başkanı Tekin de tepki verdi ve diplomatik bir dille Öymen’in istifa etmesi gerektiğini söylediler.

          

Ancak ne Baykal böyle düşünüyor, ne de Öymen’ in böyle bir niyeti var.

 

Dünkü grup toplantısından sonra Baykal da Öymen de dosyayı kapattıklarını açıkladılar.

 

Acaba bu iş bu kadarkolayca atlatılabilecek bir gaf mı? Yarın tepkiler arttığı taktirde acaba ne olacak?

 

CHP lideri biraz da kızgın galiba. Kılıçdaroğlu ile Tekin’in sözlerinden hiç memnun kalmadığı belirtiliyor. Kol kırılır yen içinde kalır, ilkesini hatırlatıyormuş.

          

Öymen ise hala sözlerinin yanlış algılandığını söylüyor. Yanlış birşey yapmadığının altını çiziyor.

          

Peki şimdi ne olacak? Olay ÇCHP içinde önemli bir hesaplaşmayı beraberinde getirebilir. Zira unutmayalım ki, Kılıçdaroğlu kolay kolay geri adım atmaz ve liderinden dekorkuyor gibi bir izlenim bırakmıyor.

          

Bizim siyasi yaşamımızda istifa mekanizması pek işlemez.

          

Lider isterse istifa edersiniz, istemezse olduğunuz yerde kalırsınız.

          

Merakla bu maceranın sonunu bekliyorum.

          

Büyük olasılıkla, kural değişmeyecek ve patron ne derse o olacak...

          

Sonra da, “Bu CHP neden oy arttıramıyor?” diye, bitmeyen tartışmalar yapacağız. Ancak unutmayalım ki bu defa kırılan kol CHP’ye çok pahalıya mal olabilir.

 

* * *

                                            
DİNLEME AYIBI...

          

Bilemiyorum, beni de dinlemiş olabilirler.

          

Yaptığım konuşmaları düşünüyorum da, kendi kendime “Acaba içinde ne bulmuş olabilirler?” diye soruyorum.

          

Haber konuşuyorum.

          

Habercilerle konuşuyorum.

          

Konuşurken dinlenmiş olmak beni hiç rahatsız etmiyor.

          

Ancak biz de özel konuşmalarım var ki, işte o zaman sinirden çıldırıyorum.

          

Düşünebiliyor musunuz, eşinizle veya bir arkadaşınızla , gizli kalmasını isteyeceğiniz konuşmalar yapıyorsunuz ve birileri bunu banda alıyor.

          

Sonra, belki de birgün önünüze koyuveriyorlar. İçinde hiçbir suç olmamasına rağmen, konuşmaların sizin açınızdan duyarlığı nedeniyle omuzlarınıza bir yük çöküyor.

          

Bu tip özel konuşmaların dinlenmesi, dünyanın neresine giderseniz gidin, mahkeme kararıyla gerçekleştirilir. Eğer bir suç işliyorsanız veya şüpheli bir insansanız, mahkeme süreli şekilde dinlenmenize izin verir.

          

Bizde ise, hem devlet, hem de özel dinleme yapılıyor.,

          

Gerek duyduğu anda Jandarma dinliyor, polis, MİT ‘te dinliyor.

          

Bir de özel dinleyiciler var ki, işin o yanı daha da korkunç.

          

Kimseler de engelleyemiyor.

          

Tüyler ürpertici bir durumla karşı karşıyayız.

 

* * *


SELİM İLERİ’NİN İSTANBUL’U

 

Selim İleri'nin “İstanbul, İlk Romanımda Leylak” adlı son kitabını okumadıysanız mutlaka alın. Ben de Erenköy'de bahçesinde leylak ağaçları olan bir köşkte doğup büyüdüm. O köşk, Selim İleri'nin kitabında yazdığı İstanbul gibi yok, ancak düşünmeden, özlemeden, hatırlamadan yapamıyoruz. Selim İleri'nin kitabı nostalji kitabı değil, bilhakis bir hatıralar kitabı. Okunan kitaplarda İstanbul, İstanbul'da yaşayanlar, eski oyunlar, çocukluk yıllarımız... Kitapta ünlü Tilla pastahanesini, “Fış fış kayıkçı” tekerlemesini bile buldum. Neticede Selim İleri,“bizim” kenti yazmış.Ona güzellikleri hatırlattığı için teşekkür eder, on yıl içinde İstanbul'a taşınan herkese, şehrimizi koruyamayan biz eski İstanbul’lulara, bu kitabı okumasını tavsiye ederim. Belki içleri biraz acır, biraz vicdan azabı çekerlerda geri kalanını bırakırlar diye .


* * *


“ADAM, TALAT’IN KIBRIS’I”

 

Kitap Erdal Güven’in Mehmet Ali Talat’la yaptığı söyleşilerden oluşuyor. Birkaç ilginç soru ve cevap: Neden CTP’yi seçtiniz?Artık solcuydum çünkü! Solculuk ve Denktaş aleyhtarlığı aynı zamanda mı başladı? Vallahi ben solcu olduktan sonra Denktaş’ı eleştirmeye başladım. Denktaş’ın politikasını demokrasiyle ve barışla bağdaştıramıyordum. Ne zaman döküldü saçlarınız? Ortaokulda başladı. Üniversitede iyice döküldü. Lisede “kel” derlerdi bana. Herhalde Nobel Barış ödülünü de alırsınız…Olabilir. Zaten pek çok kişi de söylüyor bunu. İnşallah…Kıbrıs Türk halkı ve Kıbrıs bütünü için gurur vesilesi olur bu. (Doğan Kitap, 0212 246 52 07) 

X