Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kırık kalpler kulübü

Vefasızlık Edu’nun söylediği gibi Aurelio ile başlamadı. Ortega, Anelka, Van Hooijdonk ve Washington gibi birçok oyuncu da kalbi kırık gönderilmişti.

FENERBAHÇE’deki çöküş ve vefasızlık Marco Aurelio ile başladı. Oyuncuların gönderiliş şekilleri hiç doğru değildi. Aynı şekilde Appiah’ı da kötü gönderdiler. Maldonado’ya yapılanlar bir başka durum. F.Bahçe’nin son birkaç yılına bakın. Appiah, ben, Maldonado, Josico, Aurelio, Luis Aragones, şimdi de Roberto Carlos. Hepsi FIFA’lık oldular. Yani hepimiz haksısız, bir tek onlar haklı. Fenerbahçe Kulübü birisi ile olmak istemeyince duygusuzca kapıyı gösteriyor.”

Milliyet’ten Mehmet Çiftçi’ye konuşan Edu böyle söylüyor. Ama bir konuda yanılıyor Edu. Kendi deyimiyle “vefasızlık ve çöküş” Aurelio ile başlamadı. Daha önce Ortega, Anelka, Van Hooijdonk ve Washington başta olmak üzere birçok oyuncu kalbi kırık gönderilmişti. Fenerbahçe’ye her anlamda vizyon dersi veren Zico’nun da nasıl gittiği hala akıllarda. Bir de Semih var...

Ya oyna ya terk et

Carlos ve Aragones hariç diğer bütün isimlere bakınca ortada bir sorun var. Futbolculara “kimse bu kulüpten büyük değildir!” tavrıyla yaklaşılıyor. Belki güzel. Fakat aradaki denge kurulamıyor. “Fenerbahçe hepinizden büyüktür” düsturu bir anda “ya oyna ya terk et!” anlayışına dönüşüyor. Kulüp bazlı düşününce buna da “doğrusu bu zaten” diyebilirsiniz. Ama Fenerbahçe, tanıtım ve reklam kelimelerinin dünyayı döndürdüğü bir çağda yapıyor bunu. Transferlerin son yıllarda sönükleşmesi bu yüzden. Çünkü “reklamın iyisi kötüsü olmaz” lafı koca bir yalan. Oluyor!

“Davalıyız!”

Arkasına milyonları almış kanaat liderlerinin duygusal davranmak gibi bir lüksleri yok. Öyleyse bu kadar pürüzlü ilişkiler neden?

Kurumsallaşma ve tesisleşme açısından Aziz Yıldırım’la birlikte çağ atlayan Fenerbahçe, iş sahaya gelince bir türlü aynı tabloyu çizemedi. Aziz Yıldırım’ın hem Avrupa hem de Türkiye adına verdiği sözlerin pek çoğu gerçekleşmedi. Ve zaman geçti, geçiyor... Geçtikçe de hem yönetimin kendi içinde hem de taraftarların aklında yasak bir soru çınlayıp duruyor; “yine mi hüsran?..” Kaybedilen özgüvenle birlikte telaş ve sert manevralar ortaya çıkıyor. “Kupa gidiyor” diyor birisi, “hemen gönderelim şu Edu’yu!”... Sonra Fenerbahçe’yle anılan tek kelime; “davalıyız!” Gidenler yeni kulüplerinde oynamaya başlıyor.Fenerbahçe de daha çok paraya daha kötü transferler yapmaya...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI