Gündem Haberleri

    'Kırcı kararı'na Yargıtay'dan eleştiri

    Hürriyet Haber
    14.04.2004 - 11:33 | Son Güncelleme:

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 12 cinayetten yargılanan Mustafa İzol'un tahliye kararını ve bu kararı emsal gösteren Bahçelievler Katliamı sanığı Haluk Kırcı'nın tahliye olmasını sağlayan yasaları eleştirdi.

    Cezalandırma veya cezalandırmama konusunda kurallar koyma yetkisinin yasa koyucuya ait olduğuna dikkati çeken Yargıtay Genel Kurulu, ''Aynı hususları düzenleyen yasaların sıkça değiştirilmesi, bazen eşitsizliklere, haksızlıklara neden olmakta, toplumun adalete olan güvenini zedelemektedir'' denildi.
      
    AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin Mustafa İzol'un tahliyesine olanak sağlayan kararına yapılan itirazın kabulüne ilişkin gerekçeli kararı belli oldu. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ceza infaz sisteminin sürekli değiştirilmesini eleştirdi.
      
    Genel Kurul'un kararında, uzun sayılmayacak bir süreçte ölüm ve müebbet ağır hapis cezaları ile bu cezaların yerine getirilmesi bakımlarından farklı hükümler taşıyan üç ayrı yasanın ( 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası, 4616 sayıl Şartla Salıverilme Yasası ve 4771 sayılı idam cezasını müebbet ağır hapis cezasına dönüştüren yasa) yürürlüğe girdiği anımsatıldı.
      
    ''Cezalandırma veya cezalandırmama konusunda kurallar koyma yetkisinin yasa koyucuyu ait bulunduğunda kuşku şoktur'' denilen kararda, şöyle denildi:
      
    ''Fakat bu yetki kullanılırken toplumdan kaynaklanan bir gereksinim olup olmadığı değerlendirilmelidir. İnsan haklarına saygılıhukuk devleti ilkesinin gereği olarak da adalet ve nasafete uygunluk ölçüsü gözetilmelidir. Aynı hususları düzenleyen yasaların sıkça değiştirilmesi, bazen eşitsizliklere, dolayısıyla haksızlıklara neden olmakta, toplumun adalete olan güvenini zedelemekte, kamuoyunda cezaların gerektiği şekilde yerine getirilemediği inancını yaratmaktadır. Bu olgu aynı zamanda hüküm verecek mercileri de değişikyorum yollarına başvurulması nedeniyle farklı sonuçlara götürmektedir.''
      
    3713, 4616 ve 4771 sayılı yasaların kendi içlerinde bir bütün halinde, ancak ayrı ayrı hem maddi ceza hukukuna hem de cezaların yerine getirilmesine ilişkin hükümler taşıdığı belirtilen kararda, bu üç yasanın öngördüğü koşulların somut olaya uygulanırken öncelikle hangi yasanın ''bir bütün halinde'' hükümlü veya sanık yararına olduğubelirlendikten sonra ilgili yasanın yine ''bir bütün halinde'' uygulanması gerektiği vurgulandı.
      
    Kararda, dava konusu olayda hükümlü İzol'un 12 ayrı idam cezasının 4771 sayılı yasa ile tek bir müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülerek cezaların içtimasına olanak sağlandığı hatırlatıldı.
      
    4771 sayılı yasanın infaz statüsünü belirlerken idam cezasından dönüştürülen müebbet ağır hapis cezasının çektirilme koşullarını ağırlaştırdığı ifade edilen kararda, 647 sayılı İnfaz Yasası uyarınca idam cezası TBMM'ce yerine getirilmemesine karar verilenlerin koşullarına tabi kıldığı ve 30 yıl üzerinden şartla tahliyesini esas kabul ettiği kaydedildi.
       
    ''KARMA UYGULAMA YAPILAMAZ''
            
    Bu düzenlemelerden idam cezasının hükümlü hakkında varlığını kaldıran her bir hükmün bağımsız olarak varlığını sürdürmesi esasını değiştiren içtima olanağı tanıyan, sonuçta tek bir hükmün kurulmasına olanak sağlayan ve hükümlünün cezaevinde kalması gereken süreyi 36 yıldan 30 yıla indiren ve bu süre üzerinden şartla salıverilme olanağısağlayan 4771 sayılı yasanın ''bir bütün halinde'' hükümlü İzol'un daha lehine olduğunun açık olduğu belirtilen kararda, şöyle devam edildi:
      
    ''Oysa Yargıtay 1. Ceza Dairesi, bozma kararında sonucu itibariylemaddi ceza hukuku bakımından 4771 sayılı yasa, şartla salıverilme bakımından ise 3713 sayılı yasa hükümleri nazara alınarak hükümlü hakkında karma bir uygulama yapılması öngörülmüştür.
      
    Açıklandığı üzere gerek yerleşmiş yargısal kararlarda, gerekse öğretideki yaygın görüş nazara alındığında bu tür bir karma uygulamasıyapılması olanaksızdır. Kaldı ki, böyle bir karma uygulama yapılması ile elde edilecek sonuç hakkaniyet ve adalete de uygun olmayacaktır.
      
    Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin cezaların infazı hakkında yasanın şartla salıvermeye ilişkin hükümlerinin terör suçluları hakkında uygulanamayacağına ilişkin, salt terör suçluları bakımından nazara alınması olanaklı hükmünü aksi ile kanıtlama yolunu seçip somut olayda infazın 3713 sayılı yasaya göre yapılacağını kabul etmesi yerinde bir yorum ve değerlendirme değildir.''
      
    Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu gerekçelerle 8'e karşı 16 üyenin oyuyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazını kabul etti. Karara katılmayan Yargıtay 1. Ceza Dairesi üyesi Osman Şirin, muhalefet gerekçesinde, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin gerekçelerinin yerinde olduğunu kaydetti.
       
    BİR KİŞİYE ÖLDÜRENLE 12 KİŞİYE ÖLDÜREN...
       
    TCK'nın adam öldürme fiilini düzenleyen 450. maddesi kapsamında bir kişiyi öldürenin alacağı tek müebbet ağır hapis ile aynı madde kapsamında 12 kişiyi öldüren Mustafa İzol'un lehte yasa uyarınca 12 kez müebbet ağır hapse mahkum olup zorunlu içtima neticesi alacağı tek hücreli müebbetin şartla tahliye sürelerinin farklı olmayacağını kaydeden Şirin, şu görüşlere yer verdi:
      
    ''İkisi arasındaki yegane fark, infaz kurumunda geçecek sürenin biri yönünden hücresiz, diğeri yönünden hücreli olmaktan ibarettir.
      
    Akla, mantığa, kamusal vicdana ve nasafet ölçülerine aykırı düşen bu tür uygulamalara, yasaların cezaları sınırlayan içtima kurallarının neden teşkil etmektedir. Hiç gecikmeden bu normlarda değişiklik yapılarak, sınırsız içtima düzeyine geçilmesi gerekir. Toplum nizamı ancak ve yalnız böyle korunabilir. Sınırlı içtimanın nedeni olarak gösterilen 'insan sağlığı daha fazla cezaevinde kalmaya dayanamaz' biçimindeki gerekçenin kabul edilebilir niteliğini yitirmiştir. Bir kişiyi öldürenle 12 kişiyi öldürenin aynı müddetle cezaevinde tutulmasının mantığı kalmamıştır. Bu normlar varlığını korudukça seri cinayet meraklılarının önü alınamaz.''
      
    Bu normlar karşısında ceza yargıcının yapabileceği hiçbir şeyin olmadığını, uygulama zorunluluğundan kaçamayacağına işaret eden Şirin,içtima kurallarının yarattığı zafiyetin yargıç tarafından aşılması olanağının bulunmadığına dikkati çekti.
       
    ''BANA GÖRE BÖYLE OLMALI'' YORUMU''...
        
    Yargıcın ''bana göre böyle olmalı'' yorumunu ''yasaya göre olması gerekenin'' önüne geçmesi durumunda ceza yargısında kargaşaya düşüleceğini vurgulayan Şirin, Genel Kurul'un, ''4771 Sayılı yasa uyarınca idamdan dönüştürülen müebbetlerde 30 yıllık şartla tahliye süresinin uygulanacağı ve bunların 3713 Sayılı yasadan yararlanamayacağı'' şeklinde benimsediği ilkenin her olaya uygulanmasının olanaklı olmadığını savundu.  Şirin, şöyle devam etti:
      
    ''4771 Sayılı yasa bir olayda lehte, başka bir olayda aleyhte sayılacak, tek kişiyi öldürmede farklı, iki kişiyi öldürmede farklı, üç kişiyi öldürmede farklı, dört ve daha fazla kişiyi öldürmede daha farklı müddetler savunulacak. Böylece TCK'nın tek müebbetle birden fazlasının içtimasıyla belirlenecek müebbetin cezaevinde kalmasını birtutan sistemi sanki yasa koyucu yargıç imişcesine değiştirilecek, yargı erki yasama erkinin yerine geçecektir.
      
    Yargıca düşen sorumluluk kaçınılmaz biçimde normları uygulamaktır.Dairemiz kararındaki ilkeler muhakememizdeki isabetliliğini sürdürmektedir.''
       
    SÜREÇ
        
    Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Mustafa İzol hakkındaki 12 idam kararının birleştirilerek, idam cezasını kaldıran yasa uyarınca tek bir müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmesine ilişkin kararı yazılıemir yoluyla incelemişti.
      
    1. Ceza Dairesi, İzol'un mahkumiyeti müebbet ağır hapis cezasına dönüştürüldükten sonra Terörle Mücadele Yasası uyarınca 10 yıl yatmasını yeterli bulmuş ve tahliyesine karar vermişti. Bunun üzerine,İzol, tahliye edilmişti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu karar itiraz etmişti.  Genel Kurul'un kararında sonra İzol yaklaşık 7 yıl daha cezaevinde yatacak.
    Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin İzol hakkındaki kararı emsal gösterilerek yapılan başvuruda Bahçelievler katliamı hükümlüsü Haluk Kırcı'da Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesi'nce tahliye edilmişti.
      
    Genel Kurul'un kararından sonra karara yapılan itiraz üzerine Salihli Ağır Ceza Mahkemesi, Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesi'nin Kırcı hakkındaki tahliye kararını kaldırmıştı. Kırcı, hakkında yakalama müzekkeresi çıkarılmıştı.  

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı