Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kimyasal Ali'ye suikast ihtimali

Enis BERBEROĞLU

Irak'ın yalnız lideri Saddam'ın ipini kimin çekeceğine ilişkin tahmin ve senaryolar geçen hafta yine gündemdeydi.

O yüzden General Ali Hasan El Macid'in Nasiriye yakınlarında suikaste kurban gittiği yolundaki-teyid edilemeyen-haberler dikkatle izlendi.

Güney Irak'ın güvenliğinden sorumlu El Macid'in kısa künyesi bu dikkate değerdi. Saddam'ın kuzenlerinden olan El Macid zor işlerin adamıydı.

Halepçe'de Kürtlere karşı kimyasal silah kullanarak işlediği insanlık suçu nedeniyle batılı medya tarafından ‘Kimyasal Ali’ diye anılan El Macid 1990 yılında işgal güçleri komutanı sıfatıyla Kuveyt'e giren isimdi. Geçen ocak ve şubat aylarında Irak'ın Basra kenti yakınlarında patlak veren şii isyanlarını kanla bastıran yine El Macid'ten başkası değildi.

* * *

İlk haberlere göre Kimyasal Ali ve kurmay heyetine düzenlenen saldırı İran destekli Şii Devrim Yüksek Konseyi'nin işiydi...

Konsey'in El Mecit'i geçen ay iki oğluyla birlikte öldürülen Şii lider için misilleme amacıyla hedef alması yüksek olasılık. Ancak El Macid'in infaz listesinin şiilerden ibaret olmadığı da unutulmamalı.

Örneğin Bağdat'ın güney ve güneydoğusunu koruyan 3'üncü ordunun üst düzey komutanlarını kurşuna dizen Saddam'ın siyasi celladı El Macid idi.

Ve bir sabah Bağdat yakınlarında idam mangasının karşısına çıkarılan bu generallere yüklenen suçu bilmeden ABD'nin üç aydır Irak'a bomba yağdırmasına anlam vermek de mümkün değildi.

Çünkü iddialara göre Bağdat yakınlarındaki ordu üssünde yaşananlar ABD'nin Saddam'ı devirme planının talihsiz sonucuydu...

* * *

Çeşitli ABD kaynaklarında giderek daha sık tekrarlanan senaryoların ortak paydasına göz atarsak...

ABD planına göre, Bağdat yakınlarındaki 3'üncü ordudaki generallerden oluşan sünni bir cunta aralık ortasında askeri darbeyle yönetimi devralacaktı.

Saddam'ı deviren bu darbeye ABD hava bombardımanı ile destek olacaktı. Seçilmiş askeri hedeflerin vurulması Saddam'a sadık kalan güçleri zayıflatacak, hareket imkanlarını yok edecekti.

Ülkenin kuzeyinde Kürtler, güneyinde şiiler tarafından girişilen askeri operasyonlar Saddam'ın elit birliklerini meşgul etmeye yetecekti. Hatta bu operasyonlar için gerekli ağır silahların-tank ve toplar dahil- Kuveyt sınırından ülkeye sokulduğu haberleri geliyordu.

Ne var ki Saddam'ın güçlü istihbarat örgütü darbeyi haber almayı becerdi...Asiler yakalandı, geniş çaplı bir temizlik başladı. Saddam'ın 16 Aralık günü bizzat yaptığı ‘Silahlı kuvvetlerde reorganizasyon’ açıklaması ABD ve müttefikleri tarafından darbenin ortaya çıkarıldığına kesin kanıt sayıldı.

ABD aslında darbecilere yardım amaçlı planlanan bombardımanı son umut olarak ve vakit kaybetmeden başlattı.

* * *

Özetlersek; 1) Çöl Tilkisi operasyonu Bağdat'ı sünni bir askeri cuntaya teslim planının hayati parçasıdır. 2) Saddam'ın çevresindeki ihanet çemberi giderek daralmaktadır.

Yargısız infazın

her türü suçtur

BU ülkenin demokratları Susurluk kavgası verdiyse amaç yargısız infazları önlemekti. Suç ne kadar ağır olursa olsun yargı ve infazın yetkili adreslerde yürütülmesi esastır. Tıpkı Apo örneğinde olduğu gibi... Eğer Apo Türkiye'ye getirilirken uçakta ‘‘kalp krizinden ölseydi’’ Türkiye anında lig düşerdi. Zor ama hukuk devletine uygun yolun seçimi son derece hayırlı oldu.

Gelelim adı ‘‘sol’’ olan bazı örgütlere...

Apo bahanesiyle çarşı-pazara bomba sallamak, kör teröre başvurmak yargısız infaz sayılmaz mı... Geçmiş cinayetlerine gerekçe, gelecek için varlık nedeni arayan Susurluk misali çetelere bu sayede gün doğmadı mı? Yunanistan, İran veya Irak'a paralı askerliğin adı ne zamandır solculuk oldu.

Son terör kurbanlarına Allah'tan rahmet acılı ailelere başsağlığı dileriz.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI