"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Kim olduğunu merak edenlere

Bir sergide karşısında durduğunuz resmi inceliyorsunuz.

Yanınıza gelen biri size ne söyler;

1. Çok güzel bir resim değil mi?

2. Bu resim hakkında ne düşünüyorsunuz?

3. Özür dilerim saatiniz kaç?

4. Biliyor musunuz ben de bir ressamım?

Ya da sabah evden çıktınız ve cüzdanınızı yanınıza almayı unuttunuz, cebinizde ne kadar bozuk para var?

Ya da safaride bir geyiği parçalayıp yiyen aslanları görüyorsunuz.

Tepkiniz ne olur?

1. Benim de karnım acıktı.

2. İğrenç, bakamayacağım.

3. Korkuyorum.

4. Zavallı şeyleye biraz mahremiyet tanıyın.

İşte Japon Profesör Isamu Saito ve Tadahiko Nagao, bu ve benzeri sorulara verilen yanıtlardan yola çıkarak kişiliğinizi ortaya çıkarıyor.

Seçtiğiniz her yanıt olaylar karşısındaki duruşunuza dair ipuçları veriyor.

Aslında bu bir oyun; Kendini Keşfetme Oyunu...

Adı da Kokoloji...

Kitap, Japonya’da 4 milyon adet satmış.

Seçenekler üzerine çok düşünmeyeceksiniz, kendinize karşı dürüst olacaksınız, cevapları tahmin etmeye çalışmayacaksınız.

Kokoloji’yi ikiden fazla kişiyle oynamanız tavsiye ediliyor.

Ben bu tür kitapları hiç sevmem ama bunu okudukça bir sonraki oyunu merak ede ede kitabı bir çırpıda bitirdim.

Çoğu yerde de de şaşırtıcı yorumlarla karşılaştım...

Kokoloji’yi oynayın eğleneceksiniz.

ARABA SEVDASI

Türkler’in "at, avrat, silah" üçlemesinde, artık atın yerini otomobilin aldığını biliyoruz.

Parası olan ya da olmayan herkesin aklına ilk olarak otomobil almak geliyor.

Geçenlerde, televizyonda yeni çalışmaya başladığımız, ekrana çıkan genç yetenekli bir arkadaşım "İlk kazandığım parayla araba alacağım" dedi.

Şu kadarını söylemem yeterli olacaktır; Kendisi şu anda bir otelde yaşıyor!

Dünkü gazetelerde 37 yaşındaki iki çocuk babası polis memurunun kredi borcunu ödeyemeyip intihar ettiği haberini okuyunca içim cız etti...

Ama bir yandan da kızmadan edemedim!

Bu nasıl hesap, bu nasıl ekonomi?..

Polis memuru 1159 YTL maaş alıyor, 200 YTL’sini kiraya ödüyor...

Geriye kalıyor 999 YTL.

Bu parayla iki çocuklu evini geçindirmeye çalışıyor.

Buna rağmen kalkıyor 11 ay önce yeni bir araba alarak ayda 454 YTL kredi ödemeyi göze alıyor.

Yani her ay elinde kalan paranın yarısını otomobile yatırıyor.

Geri kalan 545 YTL ile geçinemeyince de sarılıyor silaha.

Üstelik 11 ay önce arabası da yok değil.

Şahin marka bir arabası var, daha iyi bir model almak için bu kadar sıkıntıyı ve ölüme giden yolu göze alıyor.

Şimdi bunun ne kredi faizleriyle, ne kredi kartlarıyla ne de başka bir şeyle ilgisi var!

Tamamen yanlış hesap.

Eskilerin deyimiyle, ayağını yorganına göre uzatamamak.

Şimdi bu araba sevdası, arkada gözü yaşlı iki çocuk ve bir kadın bıraktı.

Alacağın araba Ferrari olsa değer mi?

Faruk Bayhan’la 50’nci program

Kendi yaptığım tv programlarından bahsetmeyi sevmem, hele benim ekran önünde olduklarımdan asla...

Bu nedenle Habertürk’teki Full Ekran üzerine de hiç yazmadım.

Bu akşam 50’nci programı yapmasak, konuk Faruk Bayhan olmasa yine yazmayacaktım.

Sezon sonunda iki yılı tamamlayacak bu programın Habertürk’te bu kadar çok izleneceğini hiç tahmin etmezdim.

İlk başta ben sadece medya sektörü izler diye tahmin ediyordum.

Şimdi sokakta insanlar programla ilgili görüşlerini söylüyor, şaşırıyorum.

Anladım ki Habertürk’ün yabana atılmayacak bir izleyici kitlesi var.

Bu akşam da Türk televizyon tarihinin en önemli isimlerinden Faruk Bayhan’la sohbet edeceğiz.

Faruk Abi’yle geçtiğimiz yıl yaptığımız program çok konuşulmuştu.

Hadi bir de itirafta bulunayım; Ben aslında bu programı Faruk Bayhan’la birlikte yapmak istiyorum.

Üç büyük kanalda genel müdürlük yapmış biri olarak o deneyimlerini anlatacak, kanalları uyaracak, ben son gelişmeleri aktaracağım...

Ama henüz onu ikna edemedim.

Bu akşamki programdan sonra belki ederim...

Desteği kaybedersen...

Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in penaltı atarken düştüğü fotoğraflara bakıyorum.

Belli ki Sayın Bakan hiç futbol oynamamış.

Duran topa vururken destek ayağını nereye koyacağını bile bilmiyor.

Sol ayağı topun tam yanında olması gerekirken, topun en az iki karış gerisinde.

Böyle olunca da topa vurduğu anda dengesini kaybedip düşüyor.

Bu düşüşün Beckham’ın Türkiye maçında penaltı atarken düşmesiyle de ilgisi yok.

Beckham kaydı, Bakan destek ayağını doğru yere koyamadı.

Siyasette de öyle değil midir, desteği kaybedersen düşersin.
X