"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Kim korkar hain editörden

<B>BAŞLIĞI </B>görüp editörlerden yakındığımı sanmayın. Ben her zaman editörlerden yanayım. Ama <B>Edward Albee</B>’nin ünlü oyununu anımsadım, <B>Whose Afraid of Virginia Woolf</B>’u.

Editörlerin sözlerinin dinlenmesinin yazarlara da, okurlara da yararı olacağı kanısındayım.

‘Dostoyevski de Suç ve Ceza’yı yazar koçuyla mı yazdı?’ (Aktüel, sayı: 47, Yenal Bilgici - Barış Tekin) başlıklı haber, edebiyatta editörlük kavramını yeniden tartışmaya açıyor.

Yeni kurulan G Yayın Grubu, yazarlara koçluk yapmayı öneriyor.

Kitabın gidişatı konusunda tavsiyelerde bulunacaklar.

İşte olay burada düğümleniyor. Bu, yazara bir müdahale sayılabilir mi?

Yazarın bir üçüncü şahsın ya da şahısların eleştirilerini dinlemesi denemeye değer. Çünkü editörler, o kitabı sadece yazarın değil, asıl önemlisi okurun gözünden değerlendiriyorlar. Son tahlilde buna yazarın lehine bir müdahale değil de dokunma diyebilirim.

G Yayın Grubu; Elif Gökteke, Cem Akaş, Ceyda Akaş, Ayşe Erdem, Burak Şuşut, Gökçen Ergüven, Zeynep Erekli’den oluşuyor.

Kendi de yazar olan Cem Akaş, bunu müdahale olarak değil de topa girmek olarak yorumluyor. Maddi hatalardan romandaki kişilerin geliştirilmesine kadar geniş bir inceleme, değerlendirme alanını kapsıyor çalışmaları.

* * *

PEKİ
yazarların bu konudaki düşünceleri, tepkileri nasıl?

Elif Şafak, konuya ılımlı ve profesyonelce yaklaşıyor. Soruya yayıncılığın bir endüstri olduğu gerçeğini unutmayarak yanıt vermiş:

‘Türkiye’de editörlük kurumunun gelişmemiş olduğunu düşünüyorum. Bu durumdan en çok yazarlar zarar görüyor.’

Necati Tosuner
en sert tepkiyi göstermiş:

‘Çok biliyorsa kendi yazsın.’

Enis Batur,
düzeltmeyi, eleştiriyi, editörlük hizmetini sınırlı olarak kabul ediyor:

‘Zannetmiyorum ki, yeryüzünde editörlük hizmetine ihtiyacı olmayan bir yazar olsun. Örneğin Burak Şuşut, yazdıklarımı gözden geçirirken bol bol ukalalık yapar. Gaflarımı da yakalar çoğu kez. Onları kabul ederim ama devrik cümlelerimi düzeltmeye kalktığında da eline vururum.’

Enis Batur,
editörlük konusunda iyi bir örnek de verdi bana.

Jean-Paul Sartre’ın Bulantı romanını Gallimard Yayınevi’ndeki editörü hem adını değiştirmiş hem de kısaltmış.

İnci Aral, ‘Yönlendirilerek yazamam’ diyor.

Türkiye’de bütün yazarların editöre gereksinimi vardır. Çünkü yazar kaç kez okursa okusun, nesnel bakış kazanamaz.

Editörlük başka ülkelerde çok önemli bir iştir, ben Türkiye’de bunun yeterince gelişmemesini yazarların bu kuruma güvensizliğine bağlıyorum. Beni bağışlasınlar ama çoğu zaman insan kendi yazısına, yaratısına narsist bir yaklaşımla bakıyor.

* * *

G YAYIN GRUBU
’nun işlevsel bir girişim olduğu kanısındayım.
X