Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kim kimi suçluyor?

Emin ÇÖLAŞAN

Yazılara iki hafta ara verdikten sonra yeniden başlamak çok güzel. Sizleri, sizlerle birlikte olmayı çok özlemiştim. Öyle bir tatil geçti ki, kıyamet koptu. Mafya olayları, devlet içinde birilerinin mafya ile kurduğu ilişkiler, yurtiçinde ve dışında yakalananlar, ortaya çıkan pislikler, vurgunlar, haraçlar, yolsuzluklar, karanlık işler...

Ben burada yüzlerce kez yazdım. Bu işler ve bu tür ilişkiler her zaman vardı ama bu boyutlara yükselmesi gözlerimizin önünde oldu.

Turgut Özal dönemini anımsayın. Başbakan kızı Zeynep, davulcu Asım'la evlenecekti. Düğün öncesi damat kaçırılmıştı çünkü Semra-Turgut ikilisi bu evliliğe karşı çıkıyordu.

Aldıkları emir üzerine kim kaçırmıştı damadı düğünden birkaç saat önce?

Kaçıranları kim ayarlamıştı?

İşin içine hangi babalar girmişti? Davulcu Asım sonra niçin serbest bırakılmıştı? Zeynep, annesini ve babasını nasıl ve ne ile tehdit etmişti de, damadın bırakılmasını sağlayıp evlenmişti?

Hangi ilişkileri açıklayacaktı?

Hangi dümenleri, hangi avantaları, vurgunları ve soygunları açıklamakla tehdit etmişti?

***

Turgutlu hanedanı döneminde Türkiye soyuldu, peşkeş çekildi. Avanta, rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık yasal ilan edildi.

Devleti soyan kaçakçılara, hayali ihracatçılara ve bütün namussuzlara kararname ile af getirildi.

100 bin lira ceza ödeyen, bütün yasal yaptırımlardan ve yargılanmaktan kurtuldu.

Engin Civan gibi nice hırsızlara devletin bankaları emanet edildi. Sırf Ahmet'in arkadaşı olduğu için yurtdışından getirilen ithal malı prenslere devletin trilyonları, otoyol vurguncusu holdinglere milyarlarca dolar hortumlandı.

Bazı mafya babaları, o dönemde Özal ailesinin bireyleriyle iç içeydi.

Cinayetler işlendi, insanlar kaçırıldı...

Bütün bunlar yazılıp çizildi ama hiç kimseden tık çıkmıyordu. Ortada muhalefet yoktu. Savcılar ve yargıçlar korkutulmuş, devlet görevlileri sindirilmişti.

Ortaya bir tek babayiğit çıkamadı.

Biz bu rezaletleri, kepazelikleri, utanmazlıkları yazıp çizerken, birileri bize habire küfür yağdırırdı.

Bu utanmaz liboş ve hırsız takımı, papatya sofralarından bağırırdı:

‘‘Türkiye dışa açılırken bu bozguncu takımı tekerimize çomak sokmaya çalışıyor.’’

***

Yine burada ısrarla yazdım: ‘‘Bu Özal ailesinin ilişkileri ve iktidarları döneminde edindikleri servet irdelenmeden, Türkiye'yi saran pislik ortaya çıkarılmaz.’’

Bunu bugün de iddia ediyorum.

Yumağın esas başlangıcı oradadır.

Türkiye ‘‘liberal ekonomi, globalleşme, dışa açılma’’ gibi uyutmacalarla ketenpereye getirilmiş ve her türlü pislik ve yolsuzluk başımıza bela edilmiştir. Soygun, vurgun, rüşvet dönemi bilinçli olarak başlatılmış ve böylece, hanedana çok sayıda yeni suç ortağı yaratılmıştır.

Adam boşuna mı diyordu ‘‘Benim memurum işini bilir’’ diye!

Ahmet Özal ilk özel kanal olan Star'a ortak edilirken Anayasa ve yasalar deliniyor, babası ise ‘‘Anayasa'yı bir kere çiğnemekten bir şey olmaz’’ diyordu!

Bütün bunlar olurken çoğunluk seyrediyor ve asla tepki vermiyordu! Yalan mı?

İşte o günlerden bu günlere böyle geldik. Bu işler öyle birdenbire piyangodan çıkmadı!

***

Mafya devletin içine girmiş! Günaydın! Şimdi bu konuda ANAP suçluyor DYP'yi ve DYP suçluyor ANAP'ı!

Gülelim mi, ağlayalım mı?

Bunların birbirini suçlaması gülünçtür. Bu olayların içinde her ikisi de eşit ölçüde vardır.

Pisliğe ille de doğrudan karışmak gerekmez. Dolaylı karışmanın, olup bitene göz yummanın da, doğrudan karışmaktan hiçbir farkı yoktur.

Bu ülkede 1983 yılından bu yana Turgut Özal, Yıldırım Akbulut, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Necmettin Erbakan ve Mesut Yılmaz başbakan olarak görev yaptılar.

Bir düşünün bakalım, bu ANAP-DYP karması hangi pisliğin, hangi büyük soygunun, hangi büyük vurgunun, yolsuzluğun üzerine gidip ortaya çıkardı?

Kamuoyu hangi kepazeliğin ortaya çıkarılmasından sonra derin bir nefes alıp ‘‘Oh’’ dedi?

Sistemin önünü açmak, tıkanıklığı gidermek için ne yaptılar? Hangi adımları attılar?

Hangi parlamento görevini tam olarak yerine getirdi? Oraya seçilen kellelerin kaç tanesi genel başkan yağcılığı ve bir kez daha seçilme çabası dışında somut iş yaptı?

***

Şimdi bazı gerçekler, bazı olaylar ortaya çıkınca birbirlerini suçluyorlar ve sinirlerimizi daha beter bozuyorlar.

Bu ülkeyi son 15 yıldan bu yana kim yönetti? Onlar değil miydi yönetenler?

İşlerine gelince ‘‘Benim adamlarım yaptıysa görmem’’ hikâyesi!.. Ve iş karşı tarafı suçlamaya gelince ‘‘Vay hırsızlar, vay namussuzlar’’ masalı!..

Sanki hepsi uzaydan gelmiş ve Türkiye'de olup bitene ilk kez tanık oluyorlar!

Birileri devleti ve milleti sülük gibi emerken, emicilerin ve onlara çanak tutanların bir bölümü aralarında barınırken, bu durumda bile hiç sıkılmadan birbirlerini suçluyorlar.

Utanmasalar bağıracaklar:

‘‘Benim hırsızım iyidir... Benim mafyamın üstüne yoktur... En babası benim vurguncumdur...’’

Şimdilik bunları açıktan söyleyemiyorlar. Ama bunlarda bu yüzsüzlük, bu vurdumduymazlık varken, bir gün söylerlerse hiç şaşmayın.

Türkiye kimlerin eline kaldı!













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI