Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kim haklı?

FENER Rum Patriği Bartholomeos en sonunda CBS televizyonunun bir muhabirine -deyim yerindeyse- patladı ve eteğinde ne kadar taş varsa döktü.<br><br>Sözlerinin ayrıntılarına girmeden belirtelim: En ağır lafı Türkiye’de kendisini zaman zaman “Çarmıha gerilmiş gibi” hissettiğiydi.

 Peki böyle söylemekte haksız mıydı?”

Sözünün ayarı kaçmış olsa bile, baştan belirtelim:

Hayır! Hiç de haksız değildi.

Bunun “nedenine” değinmeden bir soru daha soralım:

Dile getirdiği taleplerin hepsinde haklı mıydı?”

Hayır! Sadece bazılarında haklıydı.

Ayrıntıya gelince:

Bir defa o söz öyle “ağızdan kaçmış” yahut “maksadını aşmış” filan değil. Patrik Bartholomeos bu iktidar işbaşına geleli Başbakan Tayyip Erdoğanla’la biz diyelim 5, siz deyin 10 kere görüştü. Her görüşmede biliyoruz ki Bartholomeos aynı şeyleri tekrarladı.

Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nu açın. Benim Ekümenik Patrik olduğumu Türk hükümeti de kabul etsin. Patrikhane’ye veya Rumlara ait vakıflardan mülkiyeti yasayla Hazine’ye geçmiş olanları asıl sahiplerine iade edin” diye özetlenebilecek isteklerini Başbakan’ın önüne koydu.

Anlaşılan her defasında “inşallah, maşallah” denerek oyalandı.

O Türkiye’de yaşadığı için eminiz bunu bir süre sineye çekti. Bir yandan bekledi, bir yandan da boş durmadı. Hükümet üzerinde etkili olacağı sanılan tüm yabancılara bu isteklerini tekrar ettirdi. Yani baskının her türünü kullanıp taleplerini kabul ettirmeye çalıştı.

Ama -malların iadesi konusundaki sınırlı ilerleme hariç- hemen hiçbirinde ilerleme sağlayamayınca nihayet patladı.

Bartholomeos’un 19 Aralık 2009 tarihli Haber Türk Gazetesi’nde çıkan sözlerinden, Başbakan’la arasında ne zaman bu konu açılsa Erdoğan’ın kendisine, “Benden bunları istiyorsun ama Yunan hükümeti de orada Türk camilerinin açılmasına izin vermiyor. Batı Trakya Türklerinin seçtikleri Müftüyü tanımıyor. Orada bunlar yapılmadıkça ben de burada fazla bir şey yapamam” anlamında yanıt verdiğini öğreniyoruz.

Bunları anlattıktan sonra diyor ki, “Bunlar yapılmıyorsa bizim günahımız ne? Biz burada askerlik yapıyoruz. Vergi veriyoruz. Oy veriyoruz.

Doğru... Burada vergi veriyorlar, askerlik yapıyorlar, oy veriyorlar. Elbet taleplerini de Türkiye Başbakanı’na iletip çözüm isteyecekler.

Demek ki “usul” açısından Patrik hiç de haksız değil.

Öyle ya... Ya “Yapıyoruz” de ve bitir veya “Yapamayız” de, konuyu kapat. Ne oyalayıp duruyorsun?

Ama dediğimiz gibi hem bu, madalyanın ön yüzü... Hem de Bartholomeos’un, “Yunan hükümetinin orada yaptığının burayı etkilememesi gerektiğine” ilişkin sözlerinin dayanağı yok.

Onları da -araya başka bir şey girmezse- yarın konuşalım.          

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI