GeriSeyahat Kim demiş 30’undan sonra Interrail’le gezilmez diye
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Kim demiş 30’undan sonra Interrail’le gezilmez diye

Kim demiş 30’undan sonra Interrail’le gezilmez diye

Nisan sonunda İstanbul’da 300 kişinin katıldığı bir Hazine Avı yapıldı. Beck’street isimli yarışmada, 300 kişi saatlerce Beyoğlu sokaklarında koşturup, şifreleri çözmeye ve saklı hazineyi bulmaya çalıştılar. Üç kişilik bir ekip başarılı oldu: İlsu Dirgin, Emrah Özgöktürk ve Birant Akarslan.

Bu bilginin seyahat ekinde işi ne demeyin; buldukları hazine sandığında üç Interrail bileti vardı. Yanında da kişi başı 500’er Euro’luk harcırah. İşte bu üç maceracı, ağustos sonunda Sirkeci’den trene atlayıp Avrupa’ya attılar kendilerini. İspanya’dan Balkanlar’a tüm ülkelere ayak bastılar. Gruptan İlsu Dirgin, maceralarını ve seyahati anlattı.

Nasıl başladı maceranız? Önceden tanışıyor muydunuz?

- Emrah, eşim. Birant ise çok eski arkadaşımız. Beck’s’in düzenlediği bu hazine avından bir e-postayla haberdar oldum. Birinin karşı cinsten olduğu üç kişilik ekipler katılabiliyordu. Yarışma günü çok ümitsizdik, hem başlangıcı kaçırmıştık, hem de çok geç kalmıştık. Kesin sonuncuyuz falan derken öyle hızlı ve doğru hareket etmişiz ki birinci olduk.
/images/100/0x0/55eadecdf018fbb8f89bf80a

Peki bu bir aylık seyahat için nasıl vakit buldunuz?

- Bir ay olamadı tabii! Hepimiz profesyoneliz. İzinlerimizi denkleştiremediğimiz için eşim ve ben 2,5 hafta gittik, Birant bizden 10 gün önce çıktı yola.

LÜKS BİLE SAYILABİLİR

Interrail seyahati 16-20 yaş döneminin yolculuğu olarak bilinir. Siz kaç yaşındasınız? 30’lara gelince bu tip bir seyahatte rahat ediliyor mu?

- Ben 32 yaşındayım, Emrah ve Birant 29 ve 30’lar. Interrail’in böyle bir imajı var ama rahat edip etmemeniz yaşla başla değil, kişisel beklentilerinizle ve tarzınızla alakalı biraz da. Biz, Interrail’in ruhuna göre hareket edeceğiz, dedik. Yani, lüks içinde yaşamayacağız, sadece bir sırt çantamız olacak, hostellerde kalacağız, mümkün olduğunca çok trende vakit geçireceğiz gibi kriterlerimiz vardı. Normalde de çok fazla lüks aramadığımız için bu konsept uydu bize. Biraz sürüneceğiz, diye çıktık yola yani. Ama bazı imkanları gözönüne alınca, İnterrail bir lüks olarak bile görülebilir.

Yani?

- Baştan sona bir macera yaşıyorsunuz, çok daha fazla kişiyle tanışıyorsunuz. Yaşadıklarınız, her anı planlı seyahatlere göre çok daha heyecanlı. Gündüz seyahat ediyorsanız, harika manzaralar görüyorsunuz. Doğanın ve mimarinin değişimi, insanların farklılığı gözünüzün önünde... Otobüsle karşılaştırırsa, çok daha konforlu. Ayağa kalkabiliyorsunuz, dolaşabiliyorsunuz...

Interrail bileti hangi trenlerde geçerli?

- Bizim biletimiz bütün Avrupa’yı kapsıyordu. İsterseniz bilet alırken sınırlamalar yapabiliyorsunuz. Biletler sadece trenlerin 2. sınıf vagonlarında geçerli. Birinci sınıfta veya yataklı vagonda gitmek isterseniz, aradaki farkı ödemeniz gerekiyor. Bir bir baktığınızda büyük paralar değil ama seyahatin uzunluğuna göre ciddi bir miktar olabiliyor.

Rotayı nasıl belirlediniz?

- Bir harita alıp karşısına oturduk. Batı Avrupa’daki büyük şehirlerin hemen hepsini gördüğümüz için farklı bir rota yapalım dedik. Ben daha ziyade Balkanlar’ı görmek istiyordum. Birant bizden önce çıktı yola, onunla Napoli’de buluştuk. O bizle buluşmadan önce Fransa’ya ve Güney İspanya’ya gitti. Sonra Güney Fransa sahillerinden geçerek İtalya’ya, Napoli’ye geldi. Sonra birlikte Sicilya’ya gittik.

HİÇ PİŞMAN OLMADIK

Trenler nasıldı?

- Bildiğimiz, altı kişilik kompartmanları olan, hani şu düldül diye tabir edilen trenlere bindik hep. Birant, İspanya ve Fransa’da çok güzel trenlere binmiş. Ama Emrah ve ben Doğu Avrupa’da olduğumuz için iyi bir trene hiç rastlamadık neredeyse. Hele Doğu’ya doğru gittikçe, kalite belirgin şekilde düştü. Venedik-Zagreb-Belgrad-Üsküp-Selanik hattında her parkurda daha kötü bir trene bindik. Neredeyse en kötüleri İtalya’daydı. Üstelik çok da kalabalıktı. Yunanistan’dakiler güzeldi.

Biz ne yapıyoruz ya, dediniz mi hiç?

- Hayır. Bir kere bile pişman olmadık. Herkese de tavsiye ederim böyle bir geziyi.

Gittiğiniz yerler arasında en çok hangilerini beğendiniz, neresi sizi hayal kırıklığına uğrattı?

- Atina ve Selanik çok hoşumuza gitti. Atina, küçük tavernaları, alışveriş sokaklarıyla tatil havasındaydı. Selanik, İzmir’e çok benziyor, biraz daha sayfiye yeri gibi. Zagreb kesinlikle görülmeli, Üsküp görülmese de olur. Zagreb, Viyana-Budapeşte-Prag üçlüsüne benziyor. Büyük bir sürpriz oldu bizim için. Hatta Viyana ile yarışır bence. Doğu’ya gittikçe, parasızlığın etkilerini daha çok görüyorsunuz. Belgrad çok ihtişamlı bir şehir mesela ama bakımsız. Üsküp’te ise biraz daha fazla tarihi doku görmeyi bekliyordum. Modernizme yenilmiş, kötü 70’ler mimarisine teslim olmuş. Türkçe konuşanlarla karşılaştık ama sandığımız kadar çok değildi.

Bitli hostel efsaneleri devam ediyor mu?

- Kaldıklarımız arasında iyisi de vardı kötüsü de. Ambiyansı çok iyi olan ama duşu tuvaleti berbat olanlara rastladık mesela. Yanınızda bir havlu olmasında fayda var. Çünkü birçok hostelde havlu paralı. Daha titizseniz, bir yastık kılıfı da götürebilirsiniz. Ama o kadar da titizseniz İnterrail’le çıkmayın zaten.

Stromboli’de yanardağ turu

İtalya’da Birant’ın ısrarı sonucu Stromboli adasındaki yanardağı görmeye karar verdik. Strombloi, aktif bir yanardağ, 10 dakikada bir patlıyor. İnterrail rotasının dışında ama hadi gidelim dedik. Sicilya’da karşılaştığımız Avustralyalı kız, ben size yer ayırtırım, deyince daha da heyecanlandık. Stromboli’ye Milazzo’dan 2,5 saatlik bir feribot yolculuğuyla varılıyor. Görüntü itibarıyla, bir Yunan adası gibi. Bembeyaz, tek katlı evler, mavi kapılar-pencereler, her taraftan çiçekler fışkırıyor, daracık sokaklar... Yanardağ turu yapan şirkete gittik, karşılarına dikildik. Dediler ki, siz yedek listedesiniz! Çünkü sadece 20 kişilik dört grup çıkabiliyormuş yukarı. Adaya geliş sebebimiz bu, görmeden dönmeyiz, dedik. Sonra birileri gelmedi, bizi aradılar, koşturarak geri gittik. Arada trekking ayakkabısı falan kiralamamız gerekti. Beş-altı saatlik bir turdu. Yanardağın beş ağzı var. Hepsi farklı şekilde patlıyor. Biri şampanya gibi, diğeri şelale gibi... Durduğumuz yer sürekli sallanıyordu. Altımızdaki fokurtuyu hissediyorduk resmen.

En sevdikleri 5 yer

á Sipadan (Malezya) á Havana (Küba)

á Stromboli (İtalya) á Barcelona (İspanya) á Kapadokya

seyahatte ne okuyor

Roman ve gittiği yerle ilgili rehber kitap.

ne yiyor, ne içiyor

Her şeyi yiyor, her şeyi deniyor.

ne giyiyor

Rahat; bol cepli pantolon, askılı tişört. Hafif seyahat ediyor.

neyle seyahat ediyor

Tekneyle ve trenle.

nerede kalıyor

Hostellerde.

kimle seyahat ediyor

Eşi Emrah ve arkadaşları Birant ile.

oradan ne alıyor

O ülkenin dilinde Küçük Prens ve orayı hatırlatacak orijinal objeler, incik-boncuk.

çantasının olmazsa olmazları

Fotoğraf makinesi, defter-kalem, kitap, şampuan, diş macunu.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle