Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kim bu şeyh

Bakalım resimdeki şeyh hazretleri tanıyacak mısınız... Adı El Bakan-i Abdürrezzak Ül Muttalip. Kendisi bu akşam yayınlanacak olan "Ah Polis Olsam"da oynamak üzere özel bir uçakla Arap ülkelerinin birinden geldi. Ali Atıf Bir yazdı.

Bakalım resimdeki şeyh hazretleri tanıyacak mısınız... Adı El Bakan-i Abdürrezzak Ül Muttalip. Kendisi bu akşam yayınlanacak olan "Ah Polis Olsam"da oynamak üzere özel bir uçakla Arap ülkelerinin birinden geldi. Ayrıca Arabistan’da bir yerlerde bir gazetede köşe yazarlığı yapıyor. Yayınladığımız fotoğrafı gazetedeki köşeşinden aldık.

Şaka şaka...Hürriyet

Bu gece KANAL D’de yayınlanacak "Ah Polis Olsam"da İçişleri Bakanı olarak diplomatik bir krizi önlemek üzere Arap Şeyhi kılığına giriyor ve nataşa ticareti yapan bir çeteyle savaşıyorum. Tabii ki yanımda da Emniyet Müdürüm, Rıfat ve kakalaklar... İzleyin bakalım nasıl oynamışım. Fotoğrafı da bundan sonra Kelebek’teki köşemde kullanmayı düşünüyorum.

Reyting sistemimiz marjinali cezalandırıyor

24’le ilgili yorumlarıma oldukça fazla sayıda okur görüşü geldi. Cnbc-e, Dizimax, Comedymax gibi kanallara duyulan ilginin artışı, DVD pazarının genişlemesi reyting ölçümleri ve örnek büyüklüğü  ile ilgili söylediklerimi doğruluyor. 2200 hane artık Türkiye’yi çok zorluyor. Bir yerde hata yapıyoruz. Bakın bir okur bu zorlamayı nasıl dile getiriyor:

"Sadece 24 değil, yine Cnbc-e’de gösterilen Prison Break dizisini de izlerken keşke bizim yönetmenler de izlese de böyle kaliteli diziler yapsalar demiştim. Siz iyimserlikle bizde de yapılabileceğini yazmışsınız.

Bence imkansız, bizde hapishanede geçen Prison Break dizisi gibi bir dizi yapılsa gardiyanlar ayaklanır, bizi böyle mi gösteriyorsunuz diye. Prison Break de ABD Başkan Yardımcısı çok kötü resmediliyor.

Ayrıca bizde böyle dizileri yüzde 80 izlemez ve anlamaz diyorsunuz. 80’lerde sadece Amerikan dizileri izlenirdi ve herkes o saatlerde evlere kapanırdı. O zaman ki toplum, şimdikinden daha mı kültürlüydü? (Cem Ağar)

Yorum: Sevgili Cem 80’lerde sadece TRT vardı, ölçüm yoktu, herkes önüne ne konursa onu yemek zorunda kalıyordu. Ama bir süre sonra her köşe başında videocu açıldığını ve oralarda bir gecede çekilen Türk filmlerinin yayınladığını unutma. Kaynanalar o dönemin önemli Türk dizisi idi ve ölçümlerden sonra da yayınına devam eden tek dizi oldu. Türk dizilerinden bu kadar yakınmak doğru değil. Kültürü korumak diye de bir şey var. Yabancı dizilerin başka bir kültürü pompaladığını da unutmayalım. Üstelik tüm kanallar birbirine benzeyemez. Gördüğün bu sistemde seni de tatmin eden bir kanal var. Ötekilerin izlediklerinden yakınmak niye? Biz senin sevdiğin nasıl yaygınlaşır ona bakalım.

Söyleyeyim...

Reytig ölçümlerinin varolan örnek büyüklüğünde en küçük ortak bölen yarattığı ve bir takım izlemelere değer vermediğini ve küçük kanalların aleyhine çalıştığını biliyoruz. Türkiye örnek sayısını bir an önce 5 bine çıkarmak, ev seçimini daha titiz yapmak zorunda.

Sonunda Güzin abi de oldum

Dün gelen bir e-posta ile Güzin Abi’liğin kıyısında dolaşmakta olduğumu anladım. Bir o kadar da Güzin Abla köşesini yazmanın ne kadar zor olduğunu.

İşte okurumun derdi:

"Hocam merhaba. 40 yaşındayım. Bir yanda 10 yıllık hayat arkadaşım ve çocuğum bir yanda aşık olduğum kadın. Karımın ve çocuğumun bensiz kalma fikri beni delirtiyor.

Karım yeniden evlenirse mutlu mu olurum yoksa çocuğumun bir yabancı ile aynı evde yaşaması, şımarma haklarını kullanamaması mı demek olacak. Bazen biz bile zor tahammül ederken çocuklarımıza bir yabancı ne yapar.

Bunları düşündükçe çoktan gitmiş olmam gereken evden gidemiyorum. Evde bir savaş havası filan yok. Karımdan nefret filan da etmiyorum. İki aydır yatmıyoruz eşimle. Hep benden sonra olacakları düşünüyorum. Delirmek üzereyim.

Beceremiyorum hocam siz nasıl becerdiniz. (Adı bende saklı)

Yorum: Ne diyeyim ben şimdi. Bir yanda 10 yıllık evlilik, bir yanda çocuk, diğer yanda aşk... Kalbini sesini dinle ayrıl desen olmaz, ayrılma desen olmaz. Of of ne zormuş Güzin Abla’lık.

Okurumun yazdıklarından anladığım "sosyolojik bir baskı ve merhamet duyguları" ile evliliğin sürdürüldüğü yolunda. Öncelikle "elalem ne der ve acıma" duygulardan arınmak gerek. Bir de çocuk ya da çocuklardan ayrılamayacağını bilmek.

Ondan sonra geriye nasıl mutlu olacağına karar vermek kalıyor. Nasıl mutlu olursun sevgili okurum?

X