Kilo sorunlarında geçici çözümler kalıcı olmuyor

Doktorlar kilo sorununun çözümünde hastaları ile yapacakları ilk konsültasyonu çok ciddiye alıyorlar.

Bunun nedeni karşılarındaki insanın yeni ve uzun bir yolculuğuna çıkacağını bilmeleri. Bu yolculukta o kişiyi bekleyen birçok handikaplar, virajlar iniş ve çıkışlar var. Eğer dikkat edilmez, gerekli özen gösterilmezse yolculuk çoğu zaman yarıda kalıyor. Üstelik yolcuyu, eskisinden daha yorgun, daha umutsuz ve keyifsiz biri haline getirerek! Eğer böyle bir "uzun yol yorgunu" olmak istemiyorsanız bu yazıyı lütfen dikkatle okuyun. Hem sizin, hem doktorunuzun hem de diyetisyen, egzersiz uzmanı ve davranış terapistinizin işi kolaylaşacaktır.

HERKESİN SORUNU FARKLIDIR

Kilo probleminin arkasında birçok neden yatabilir. Bazı insanlar sadece genleri emrettiği için kolay kilo alıp zor kilo verir. Bazılarında ise yaşam tarzı değişiklikleri ön plana çıkar. O kişi ya eskisinden daha fazla yiyip içmeye, ya daha fazla kalorili yiyeceklere ilgi duymaya başlamıştır. Çoğu zaman bu değişikliğin farkında bile olmaz. Örneğin, yemeklerden sonra meyve alışkanlığı olan biri bunu tatlı alışkanlığına çevirecek olursa birden bire 300-400 kalorilik ek bir enerji yüklenir. Böyle bir değişiklik birkaç ayda bile ona 1-2 kilo yağ kazandırır. Sorun bazen de hareket noksanlığından kaynaklanır. Şu veya bu sebeple eskiye oranla daha tembel bir yaşam sürmeye başlamak kilolara davetiye çıkarıyor. Egzersiz alışkanlığını bırakmak veya ortopedik bir sorun nedeniyle uzun süre hareketsiz kalmak da böyle bir problemi tetikleyebilir. Bazı insanlarda ise, iki yanlış bir araya gelir, yeme içmenin artması, hareketin azalması yağ depolanmasını hızlandırır. Bu özellikle iş adamları ve iş kadınlarında sık görülen bir durumdur. İş seyahatleri, sıklaşan iş yemekleri yeme içme ve aktivitesinde önemli değişimlere yol açabiliyor.

RUHSAL VE SOSYAL SEBEPLERE DİKKAT

Bazılarında ise, sorun endişe, üzüntü, stres veya depresyon nedeniyle yaşam tarzının değişmesinden kaynaklanıyor. Bu tür ruhsal farklılıklar özellikle unlu, yağlı, tatlı yiyeceklere ilgiyi artırırken hareketsizliği teşvik ediyor. Sebep bazen de son derece masum oluyor. Üniversite imtihanına hazırlanmaktan, doğum sonrası aldığı kilolardan dolayı şişmanlamaktan yakınan birçok hastam oldu.

GENETİK, HORMONAL VE METABOLİK SEBEPLER ÇÖZÜMLENEBİLİYOR

Kilo sorununun nedeni her zaman yiyip içip yan gelip yatmak (!) değildir. Sorunun kaynağı bazen de hormonal veya metaboliktir. Çok dikkatli beslenmesine aktivitesine olağanüstü özen göstermesine rağmen kilo sorununu bir türlü çözemeyen insanların çoğunda tiroid bezinde, böbrek üstü bezlerinde hormonal problemler vardır. Bir kısmında hipofiz bezi ya yeteri kadar çalışmamakta, ya da aşırı miktarda hormon üretmektedir. Bir kısmındaysa problem tamamen metaboliktir. Örneğin yalnızca insülin direncinden ileri gelmektedir. Polikistik over ve daha birçok sebeple ortaya çıkan insülin direncinin oluşturduğu kilo sorununa çözüm aramaktan yorgun düşen birçok insan var.

ÇÖZÜM SEBEBE GÖRE DEĞİŞİYOR

Anlatmak istediğimiz şey, kilo probleminin herkeste farklı nedenlerle ortaya çıktığıdır. Herkesin kilo probleminin arka planında farklı bir neden vardır. Eğer bu problem ciddiye alınmaz ve çözüm planları bu problemlere göre hazırlanmazsa yani üretilen çözümler kişiye özel olmazsa kilo probleminin çözümü hiçbir zaman mümkün olmaz. Herkes için ortak bir kilo kaybı programı işte bu nedenle mümkün değildir. Böyle bir programın sonucu hüsrandır. Kilo vermek istiyorsanız veya ileride böyle bir ihtimal söz konuysa ya da çevrenizden, ailenizden biri böyle bir yolculuğa çıkacaksa bu bilgilere çok ihtiyacı olduğu kanaatimdeyim.

Tiroid iltihaplarının sessizi de var

Hamilelik sonrası yorgunluk, kilo alma ve depresyon tiroid hastalığına işaret edebiliyor. Doğum yapan kadınlarda "sessiz tiroid bezi iltihabı"na daha sık rastlanıyor. Bu hastaların bir kısmında Haşimato tiroidi de oluşabilir. Sessiz tiroiditin herhangi bir belirtisi yok. Tiroidit sonucu oluşan hipotiroidi ve bunun sonucunda gelişen yorgunluk, depresyon ve kilo alma en önemli işaretler olarak ortaya çıkabiliyor. Eğer hamilelik sonrasında bu ve benzeri şikayetlerle karşılaşırsanız sessiz tiroid bezi iltihaplanması ve Haşimato hastalığı aklınızda olsun.

Kadınlarda kalp krizleri daha riskli

Kalp krizleri, menopoz döneminde kadınları bekleyen en önemli sağlık sorunudur. Kalp krizleri kadınlarda daha sessiz ve hafif seyretmekte, belirtileri başka sorunlarla karıştırılmakta, teşhiste geç kalınmaktadır. Ayrıca ilk krizde yaşamsal tehlike kadınlarda erkeklerden daha fazladır. Kadınlarda kalp krizi erkeklerde olduğu gibi tipik göğüs ağrıları, kola, çeneye, omuza vuran ağrılar, bulantı, terleme ve nefes darlıkları ile oluşmayabiliyor. Bazen sıradan bir baş dönmesi, bitkinlik, halsizlik, hafif bir bulantı, anlamsız bir yorgunluk, bazen de sadece kendini iyi hissetmeme hali bile kalp krizine işaret edebiliyor. Kalp krizi sigara içen kadınlarda, özellikle sigara içmesinin yanında doğum kontrol hapı kullananlarda daha tehlikeli sonuçlara yol açıyor.

Vajinal mantar tekrarlarsa ne yapmak gerekiyor

Doğal vücut boşluğu olan vajinada, ağzımızda olduğu gibi birçok mikrop birlikte bulunur. Bunların birçoğu asitliği düzenleyen faydalı mikroplardır. Vajina içinde ve girişinde bulunan mantarlar, aslında hiçbir şikayet yapmazken, vajendeki bakteri dengesi bozulunca, uyum içinde yaşamaktan vazgeçen mantarlar çoğalır ve şikayet yapar hale gelirler. Kaşıntı, kızarıklık, beyaz akıntı en önemli belirtilerdir. Bağışıklık sistemini zayıflatan durumlar mantar enfeksiyonunun en önemli sebebidir. Örneğin;

- Stres, uykusuzluk, yorgunluk.

- Kötü diyet, aşırı tatlı yeme.

- Gebelik.

- Adet sırasında olma.

- Doğum kontrol hapları, antibiotik veya kortizon kullanma.

- Şeker hastalığı.

Cinsel ilişki ise sanıldığının aksine nadiren mantar enfeksiyonuna sebep olur. Yukardaki sebepler devam ettiği sürece mantar tekrarlayabilir. Kadınların yüzde 5’i bir yılda 4 veya daha fazla kez mantar olurlar. Bu durumda doktor 6 aya kadar varan uzun süreli tedavi verebilir.

Rafine tahıllar neden önerilmiyor

Tahıl kaynaklı besinler (beyaz ekmek, grisini, bisküvi, kraker vb.) rafine edilirken önemli miktarda vitamin, mineral, posa kaybına uğruyor. Örneğin buğday rafine edildiğinde E vitaminini yüzde 5’e, B6 yüzde 15’e, Folik Asit ve B12 yüzde 60’a iniyor. Kayıp, magnezyum yüzde 17’ye çinko yüzde 20’ye, demir yüzde 25’e kadar indirebiliyor. Kısacası, işlenmiş yiyeceklerin sağlık yararları bir hayli azalabiliyor.

DİYET GÜNLÜĞÜ

Sorularınız için: Tel: (0212) 236 73 00

Çalışma hayatıma adapte edebildiğim bir diyet programının hazırlanması zor mudur? Kahvaltı yapmak çok zor geliyor zaman zaman, öğle için alternatifler verebilir misiniz?

Zayıflamak için programlı olun

Diyet yaparken kahvaltı ve öğle öğünlerinin kimi zaman çantada taşınır olarak hazırlanması işinizi kolaylaştırabilir. Özellikle besin seçimlerinizde kafanızı karıştıran mönülerle karşılaştığınızda aşağıdaki mönülerden kendinize uygun olanı seçebilirsiniz.

- İş yerinde sağlıklı kahvaltı seçenekleri:

Peynirli kepekli tost, çay

Kepekli galeta, peynir, çay

Meyve

Galeta, peynir

Yağsız süt- meyve

- İş yerinde sağlıklı öğle yemeği seçenekleri:

Yoğurt, ayran, cacık (öğünün vazgeçilmezi)

Konserveler (enginar, ton balığı, mantar, barbunya, hindi, balık)

Tavuklu, ton balıklı salatalar

İlave olarak az yağlı peynir veya ton balığı

Diyetisyenim 4 günlük proteinden yüksek diyet verdi. Bununla hızla zayıfladım. Sürekli bu diyeti uygulasam olmaz mı?

Protein diyeti

Kilo kaybı sırasında takılma noktalarında proteinden zengin, yağ bakımından düşük diyetler kullanılabilir. Ama bu programların da kaç gün uygulanacağı, kaç kalorilik olduğu çok önemlidir. Sürekli proteinden yönünden zengin diyet yapma koroner arterleriniz ve böbrekleriniz için zararlı olabilir. Ayrıca daha çabuk diyetten sıkılmanızı sağlar. Sürekli uygulanması zordur. Yüksek proteinli bir diyet uygularken neleri seçtiğinize de dikkat etmelisiniz. Et olara tavuk mu seçiyorsunuz sosis mi? Hindi mi tüketiyorsunuz yoksa sucuk mu? Yağlı etler tercih ederseniz kolesterolünüzü de yükseltmiş olur ve kalp hastalığı riskinizi artırırsınız. Ya da tam terine tamamen yağsız seçimler yaparak, diyetteki sıvıyağı da keserek proteinden zengin ama dengesiz ve yetersiz bir program uygulamak size ciddi zararlar verebilir. Bu nedenle bu tarz diyetlerde diyetisyeninizin size önerdikleri dışına çıkmamaya ve size belirtilen süren fazla yapmamaya özen gösterin.
Yazarın Tüm Yazıları