Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Kılıçdaroğlu'nun Akıncılar iddianamesinden çıkarıldığını iddia ettiği 'siyasi baskı' FETÖ davasının gerekçeli kararında

    Felat BOZARSLAN (DHA)
    29.12.2017 - 10:20 | Son Güncelleme:

    FETÖ/PDY'nin ilteşim programı ByLock kullandığı iddiasıyla tutuklanan ve etkin pişmanlık yasasından faydalanmak üzere örgütle ilgili itiraflarda bulunan İl Jandarma eski Komutanı Hasan Ceyhun Keleş, 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.  Mahkemenin, gerekçeli kararında, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Akıncılar Üssü iddianamesinden çıkarıldığını iddia ettiği, ‘Siyasi baskı’ bölümü de yer aldı. Bu bölümde örgütün siyasetle ilişkisinin 'faydacı' ve hatta 'fırsatçı' temelde olduğu belirtilerek, "Örgüt siyaset ve kurumları üzerinde etkili kadrolaşmanın önünü açmayı, elemanlarını etkili konumlara taşımayı, onların korunup- kollanmasını sağlamayı hedeflemektedir. Dikkat edilmesi gereken diğer önemli husus örgütün taşeronluğunu yaptığı politikaları devlete hakim kılmak istemesidir" denildi.

    15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında 24 Temmuz günü gözaltına alınan, 29 gün gözaltında kaldıktan sonra tutuklanan,etkin pişmanlık yasasından faydalanmak üzere örgütle ilgili itiraflarda bulunan ve hakkında 'Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs', 'TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs' ve 'Silahlı terör örgütüne üye olmak' suçlarından 3 kez ağırlaştırılmış ömür boyu ve 15 yıl hapis cezası istemiyle dava açılan Diyarbakır eski İl Jandarma Komutanı Albay Hasan Ceyhun Keleş'in yargılanması tamamlandı. Keleş'i, 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 5 yıl hapis cezasına çarptırıp, tahliyesine karar veren Diyarbakır 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararını açıkladı. 

    AKINCILAR İDDİANAMESİNDEN ÇIKARILDIĞI İDDİA EDİLEN SİYASİ BASKI BÖLÜMÜ 

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Akıncı Üssü iddianamesinden çıkarıldığını iddia ettiği, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan'ın ise eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi'nin kaçırılmasına ilişkin iddianamedeki dört paragrafın, Akıncı iddianamesinde iki paragrafa indirildiğini açıkladığı bölümler Hasan Ceyhun Keleş davasının 54 sayfalık gerekçeli kararında yer aldı. FETÖ/PDY terör örgütü hakkında genel bilgilerin açıklandığı bölümde, 'Siyasi baskı' başlığıyla yer alan kısımda, örgütün siyasetle ilişkisinin 'faydacı' ve hatta 'fırsatçı' temelde olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

    "Öncelikle siyaset ve kurumları üzerinde etkili olarak kadrolaşmanın önünü açmayı, elemanlarını etkili konumlara taşımayı, onların korunup kollanmasını sağlamayı hedeflemektedir. Bu konuda dikkat edilmesi gereken diğer önemli husus örgütün taşeronluğunu yaptığı politikaları devlete hakim kılmak istemesidir. Başta uyuşturucu, terör ve Kürt sorunu olmak üzere; iç güvenlik, dış politika, uluslararası güvenlik, bölgesel ve küresel ilişkiler, uluslararası kuruluşlar, ekonomi, eğitim ve benzeri konularda kendi alternatif politikalarını üretip, bunların devlet ya da hükümet politikası haline gelmesini sağlamaya çalışmaktadır. Siyasi ve sosyal konularda kendi düşünce ekseni etrafında bir kamuoyu oluşturmak, tüm toplumu hedef alıp kendi anlayışınca terbiye etmek, karar alıcı ve politikacıları etkilemek amaçlarıyla özel olarak yetiştirilmiş ve medyada, televizyon programlarında ön plana çıkartılmış çok sayıda akademisyen ve gazeteci, FETÖ/PDY mensubu olarak ulusal ve uluslararası politikalara yön verebilmek adına başta algı operasyonu olmak üzere her türlü yolu denemektedir. Bunların yanı sıra örgüt, mensuplarını milletvekili olarak meclise sokmayı istemekte, ilgi gösterdiği kanun tasarıları hakkında hukuk büroları aracılığı ile çalışmalar yapıp medya organlarının katılımı ile yasama sürecine müdahil olmaya çalışmaktadır." 

    Kılıçdaroğlunun Akıncılar iddianamesinden çıkarıldığını iddia ettiği siyasi baskı FETÖ davasının gerekçeli kararında

    DİĞER TERÖR ÖRGÜTLERİNE SIZDILAR

    FETÖ/PDY terör örgütünün, diğer terör örgütlerine sızdığı kaydedilen kararda, her terör örgütünün içinde, siyasi partilerde, sivil organizasyonlarda, şirketlerde, bütün kamu idarelerinde Fethullahçı kadrolaşması bulunduğu belirtildi. Örgütün bu kadrolarını kullanarak her şeyden haberdar olduğu ve bütün bilgilerin abilere, imamlara ve örgütün üst yönetimine aktarıldığı kaydedilen kararda, şöyle denildi:

    "Fethullah Gülen ve örgüt yöneticileri, elde ettikleri bilgileri, yabancı ülkelere ve istihbarat örgütlerine taşıyıp, karşılığında imtiyaz elde etmeyi ummaktadır. Bu amaçla örgüt, devleti ve yönetenleri kötüleyip, uluslararası teşkilatlar ve devletlere karalamada bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'nin dış politikasını, iç politik meselelerini hasım gibi eleştirip, düşmanca tavır almakta, devletin uyguladığı politikayı geçersiz, yararsız gösterip devlet aleyhine kullanmaktadır.Türkiye'nin verdiği resmi bilgilerin tersine açıklama yapıp yabancı ülkeleri, uluslararası organizasyonları kandırmaktadır. Uzunca bir süre istihbarat birimleri aracılığıyla her alanda bilgi topladıklarından istihbarat ve bilgiyi kullanarak yabancı devletler ve uluslararası teşkilatlar nezdinde inandırıcılık sağlamaktadırlar. Örgüt, elindeki devlet arşivleri ve bilgi kaynaklarını kullanarak resmi bilgi ve açıklamaya karşı argüman geliştirip, devletin resmi bilgisini çürütmeye çalışmaktadır. Örgüt üyesi kamu görevlileri edindikleri bilgileri devlete vermeyip saklayıp sessiz kalmaktadır. Fethullah Gülen ve örgütü, önce belirli bir strateji üzerinde hareket edip, PKK'ya karşı olduğunu ifade ederek mücadele verdiğini savunmuştur. Örgüt, 2007 ve sonrasında hem TSK'ya karşı hem PKK'ya karşı vurulan darbelerde inisiyatif alarak, devlet içerisinde vazgeçilemez bir konum elde etmek istemiştir. PKK karşısında, polis, yargı, eğitim, istihbarat gibi unsurları kullanarak savaş aracılığıyla devlet kurumları içerisinde derinlik elde etmek istemiştir. Suriye ve Irak'ta başlayıp yayılan DEAŞ terör örgütüne Türkiye'nin destek verdiği algısını yayıp bunu ispata çalışan Fethullahçı Terör Örgütü, MİT insani yardım TIR'larında arama yapmaya kalkmıştır. Dışişleri Bakanlığı'ndaki gizli Suriye toplantısını dinleyip servis etmiştir. Propaganda ve dedikodu yoluyla çatışmalarda yaralanan DEAŞ üyelerinin Türkiye'de tedavi edildiğini ve Türkiye'nin örgüte lojistik destek sağladığını, petrolünü satın aldığını, DEAŞ örgütünün eleman toplamasına ses çıkarmadığını iddia etmiştir. Örgüt, bu iddialarını yurt dışındaki istihbarat ve güç merkezlerine taşıyarak devleti zorda bırakmaya çalışmıştır."

    Son Dakika Haberler
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı