Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kılıçdaroğlu ve J.F. Kennedy

Liderlik üzerine yazılan pek çok kitap ve makalede John F. Kennedy’yi Amerikan Başkanlığı’na götüren bir anekdot anlatılır hep.

ABD Başkanlığı’na adaylığını açıklayan J.F. Kennedy, kampanyası süresince yapılan seçim anketlerinde çoğu kez rakibi Richard M. Nixon’un gerisinde kalır.

1960 ABD Başkanlık seçimlerini unutulmazlar arasına sokan, Kennedy ve Nixon’un televizyondan canlı yayınlanan tartışmalarıdır.

Toplam dört kez ekran karşısında vaatlerini anlatırlar ve karşılıklı tartışırlar. TV programları, seçim sonuçları üzerinde belirleyici rol oynar.

8 Kasım 1960'ta yapılan başkanlık seçiminde, Kennedy Cumhuriyetçilerin adayı Richard M. Nixon'ı 113,000 oy farkla geçerek, 43 yaşında ABD tarihinin en genç başkanı olur.

Kennedy’e bu başarıyı getiren son TV oturumudur.  TV’deki son buluşmada sunucu hem Nixon’a hem de Kennedy’e ne vaat ettiklerini sorar.

Nixon kampanyasındaki beylik vaatlerini sıralar. Kennedy ise eğer başkan seçilirse Ay’a ilk olarak Amerikalılar’ın ayak basacağının sözünü verir.

“Soğuk Savaş Dönemi”dir. Ruslar, Gagarin’i uzaya göndererek, “uzaya insan gönderen ilk ülke” ünvanını almıştır. Böylece Amerika uzay yarışında geride kalmış, basının da yangına körükle gitmesiyle Amerikan halkı bunun ezikliğini yaşamaktadır.

Kennedy ise seçimlerden önceki o son canlı yayında, Ruslar’ın henüz cesaret edemediği yeri işaret etmiştir. Ay’ı…

Kennedy seçimi kazanır ve kurmayları sorar; “Ay’a nasıl gideceğiz?”

Kennedy yanıt verir; “Bunu bulmak sizin işiniz. Ben hedefi işaret ettim.”

Kennedy’nin koyduğu hedef 16 Temmuz 1969’da Neil Armstrong Apollo 11 ile Ay’a iniş yapması gerçeğe dönüşür. 

“Başkalarının başaramadığını yapmak ustalık, ustaların yapamadığını başarmak dahiliktir” derler. Kennedy bunu başarmıştır.

Kılıçdaroğlu ve Kennedy benzeşmesi

Kemal Kılıçdaroğlu ile John F. Kennedy arasındaki en önemli benzerlik her ikisinin de televizyon düellolarının kazananı olması…

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisinden 20 yaş küçükken ülkesini yönetme ehliyetini almış Kennedy gibi toplumun tamamını bir hedef etrafında buluşturacak bir vizyon ortaya koyup koyamayacağını bekleyip göreceğiz.

Geçen yazımda iktidar yolculuğuna soyunan CHP’nin iletişim yönetimine artık daha çok ihtiyaç duyacağını, bunun da tüyolarını bu yazımda vereceğimi söylemiştim.

Aslında ilk tüyoyu yukarıda verdim. Yani CHP ve yeni lideri, Türk seçmenine umutla sarılabileceği ve gerçekleştirilmesi muhtemel vaatler sunmalıdır. Bunu yaparken de şu yöntemleri uygulamalıdır:

Siyasi iletişim için tüyolar

Öncelikle CHP “gündem yönetimi” yapmalıdır. “Konuşulanı” veya “konuşulanın ne olacağını” tayin etmelidir. Buna “popüleriteyi yönetmek” de denir.  Bakınız AK Parti’ye ve Sayın Başbakan’a her gün bizlere konuşacağımız, yazacağımız ya da meşgul olacağımız konular veriyorlar…

Ardından CHP “müttefikler” bulmalıdır. Diğer bir değişle “sosyal paydaşlık yaklaşımı” sergilemelidir. Kısaca ifade etmek gerekirse iletişim faaliyetinizi icra ederken toplumun diğer sosyal kesimlerini de yanınıza almanızdır.

CHP her kesimin kanaat önderlerini yanına çekebilmelidir. İşte bunu Kennedy örneğinde olduğu gibi dahice öneriler sunarak ve doğru ilişki yönetimi yaparak başarabilirler. Burada CHP’nin tüm kadrolarına, her birimine her üyesine görev düşmektedir. Çünkü ilişki yönetiminde başarının ana kriteri “ikna”dır.

Kendilerinin inanmadığı hiçbir konuda başkalarını ikna edemezler. Beklentileri doğru yaratmalıdırlar.

Aman dikkat ilişki yönetimi ve iknanın tesisinde sadece akla değil gönüllere de hitap edebilmek en önemli başarı faktörüdür.

Kılıçdaroğlu’nun sade yaşam öyküsü menkıbe değildir

Son olarak, başta CHP’nin yeni lideri olmak üzere CHP, yeniden bir menkıbe yazmak zorundadır. Başka bir deyişle seçmenin karşısına dikildiğinizde bir öyküyü hatırlatıyor olmanızdır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaşam öyküsünün benzerlerine sık rastlarsınız. Bu yüzden CHP Lideri’nin sade yaşam öyküsü unutulmaz bir menkıbe değildir.

Hayatta herkesin, her kurumun, her ürünün ya da hizmetin bir hikayesi vardır. Bunu şekillendiremiyor, anlatamıyor ve başkalarının zihnine aktaramıyorsanız, iletişimde başarılı değilsiniz demektir. Bu kurallar sadece bir kurumun iletişiminde değil, bir ülkenin gündemini yönetirken de kullanılan enstrümanlardır.

“Sadelik, iyilik ve doğruluk olmayan yerde büyüklük yoktur” diyor Tolstoy. Kılıçdaroğlu da bu özellikleri ile öne çıktı. Ama unutmamak lazım hiç kimse liderlik merdivenine elleri cebinde tırmanamaz. Çünkü Montaigne’nin de dediği gibi “okunu hedefinden öteye atan okçu ile hedefine ulaştıramayan okçu arasında fark yoktur”.

X