"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Kılıçdaroğlu’nun zafiyet noktası: Dış politika

KEMAL Kılıçdaroğlu’nun CHP Kurultayı’nda yaptığı konuşma genel başkan olarak nasıl bir muhalefet anlayışına yöneleceği hususunda önemli ipuçları verirken, kendisinin başlıca zafiyet noktalarını da ortaya koymuştur.

CHP’nin yeni Genel Başkanı’nın konuşmasında en zayıf gözüken alanlardan biri olarak dış politika başlığı karşımıza çıkıyor.

Kılıçdaroğlu’nun bu ilk kapsamlı siyaset beyanı, dinleyenler açısından dünyanın gidişini nasıl okuduğu ve bunun içinde Türkiye’yi nasıl konumlandırdığına ilişkin iz bırakan bir perspektif içermiyordu.

DIŞ POLİTİKA VİZYONU GEREKİYOR


Dış politika konuları, konuşmasında çok az bir yer tuttu ve bu bölüm genel çizgileri itibarıyla “At pazarlığı yapmayacağız” gibi basmakalıp söylemlerin kullanıldığı, daha çok sokaktaki vatandaşa seslenmeyi hedefleyen, popülist kaygıların ağır bastığı bir metin gibi gözüktü. Bu konuşmaya bakarak Kılıçdaroğlu’nun dış politika vizyonu hakkında fikir sahibi olmak zor.

Dış politika bölümünde de en geniş yeri AB işgal etti. Kılıçdaroğlu, AB tam üyelik hedefine sahip çıkan ama tarih verilmediği takdirde “Size mahkûm değiliz” diyerek tam üyelikten vazgeçebileceği uyarısını da içeren, genelde kafa tutan bir uvertürle ilk duruşunu aldı Avrupa karşısında.

Yine de kurultay konuşmasından hareket ederek Kılıçdaroğlu’nu bu başlıkta eleştirmenin çok isabetli olacağı kanaatinde değiliz. Hiç hesapta olmayan bir dizi gelişmenin sonucu biraz da sürpriz bir şekilde bu koltuğa oturan bir siyasetçinin, bu kadar kısa süre içinde, üstelik uzmanlığı bulunmadığı bir alanda kapsamlı bir dış programı hazırlamasını beklemek zaten haksızlık olur.

Ancak dün itibarıyla mazbatasını alıp CHP Genel Başkanı koltuğuna oturduğuna göre, en kısa zamanda bu alandaki eksikliklerini kapatıp görüşlerini olgunlaştırarak, kuvvetli bir vizyon ortaya koymak durumundadır.

KILIÇDAROĞLU’NUN EN ÖNEMLİ SORUNU


Bu noktada karşındaki temel güçlük şu noktada beliriyor. Yeni CHP lideri, partisinin özellikle Batı dünyasında sahip olduğu imaj sorununu doğru bir şekilde teşhis etmek, bunun nedenleri üzerinde kafa yormak ve bu sorunu düzeltme önceliğiyle yola koyulmalıdır.

Kılıçdaroğlu’nun kurultay konuşmasında iftihar ederek hatırlattığı gibi, 1963 yılında Türkiye’ye tam üyelik perspektifini veren Ankara Antlaşması’nın altına imza atan hükümetin başbakanı CHP’nin ikinci Genel Başkanı İsmet İnönü’den başkası değildi.

Bu ayrıcalığa sahip olan, Cumhuriyet’in kuruluşuyla Türkiye’yi Batı yörüngesine sokan bu parti, şu çelişkiye bakın ki, bugün Avrupa’da Batı’ya hasım, içine kapanmacı bir dünya görüşünü savunan, değişime karşı çıkan bir siyasi kimlikle algılanıyor. Bu algının varlığı objektif bir olgudur.

CHP’nin görüntüsü o ölçüde olumsuz bir noktaya gelmiştir ki, bugün Sosyalist Enternasyonel’de artık sosyal demokratlığı sorgulanan bir parti hüviyetindedir.
Özetle, Batı dünyasında meydanı büyük ölçüde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tekeline bırakmıştır CHP.

DIŞ POLİTİKADA KİMLERLE ÇALIŞACAK?


Sosyal demokrat bir parti olduğu iddiasında ise CHP bu görüntüyü kırmak durumundadır. Ancak bunun için CHP’nin hiçbir tereddüde yer bırakmayan kuvvetli bir tam üyelik perspektifini ortaya koyması, buna paralel bir şekilde Kürt sorunu da dahil olmak üzere siyasi reform sürecini sahiplenmesi gerekiyor. Terk ettiği demokratikleşme alanını iktidardan geri almalıdır CHP.

Dış dünyadaki gelişmeler bulunduğu jeopolitik kavşakta Türkiye’nin konumunu daha da önemli bir hale getirmiştir. Türkiye’de ne olduğu dünya için de çok önemlidir. Bu konumdaki bir ülkede iktidara talip olan bir partinin dünyaya vereceği çok önemli mesajları olması gerekir.

Üstelik Batı dünyasında Adalet ve Kalkınma Partisi ile ilgili yer yer tereddütlerin uç verdiği de dikkate alınırsa, CHP bu durumu kendi lehine bile çevirebilir.

Kılıçdaroğlu’nun ilk tercihini -her ne kadar muhatabından kabul görmese de- dünyayla ve AB ile entegrasyonu esas alan bir çizgiyi savunan Uğur Ziyal gibi Türk diplomasinin yetiştirdiği en önemli isimlerden birinden yana kullanması, bu bakımdan dikkate değer bir yönelişi gösteriyor.

X