Gündem Haberleri

    Kılıçdaroğlu’na sözüm var: Hep doğruyu söyleyeceğim

    Faruk BİLDİRİCİ
    30.10.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Ankara Barosu Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Münevver Karabulut’un öldürülmesi davasında baba Nida Garipoğlu’nun avukatlığını üstlenerek zorluklardan kaçmadığını gösterdi. Tüzük değişikliklerini hazırlayacak kadar CHP’ye yakın Feyzioğlu, hakkındaki genel başkan adayı söylentilerini kesin bir dille reddetti

    Bir tek hedefim var insana hizmet etmek. Bundan müthiş haz duyuyorum. Başka türlü günde 18 saat çalışılmaz. Her sabah yedi buçukta ya evden çıkmış ya işyerime varmış olurum. Hafta içinde eve az zamanım kalır ama cuma ve cumartesi akşamları ailemleyim. Pazar öğle yemeği mutlaka aileyle olur.
    Sosyal demokratım. CHP’nin kuruluşunda harcı bulunan bir aileden geliyorum ve o geleneğe katkıda bulunuyorum. CHP üyesiyim. Kemal Kılıçdaroğlu, genel seçimden önce milletvekilliği teklif etti. Hatta “İlk defa birine milletvekilliği teklif ediyorum” dedi. Onur duydum. Ankara Barosu Başkanlığı olmasa kabul ederdim. Meslektaşlarımı yarı yolda bırakamazdım. Baroda bir yılım daha var. Geçen bir yılda 600 sayfayı aşkın faaliyet raporu çıkaracak kadar iş yapmışız.
    Kemal Kılıçdaroğlu ile Grup Başkanvekili olduğundan beri görüşürüz. Sadece bir şart ileri sürdü dostluğumuza ilişkin. “Ne olursa olsun bana doğruyu söyleyeceğinize söz verir misiniz?” dedi. Çok hoş bir cümle bu. O gün bugündür paylaşmak istediğim bir konu olunca giderim. Temmuzda, tüzük çalışması için yardım edip edemeyeceğimi sordu. Birkaç arkadaşımla bir ayda bitirdik. Aslında yaptığımızın yüzde 99’u CHP il ve ilçe örgütlerinin dediği.
    Taslağı hiç okumayanlar, antidemokratik tüzük taslağı gibi konuşuyor. Neresi antidemokratik? Genel başkan seçilmek için önerge vermek yüzde 20’nin imzasını gerektiriyordu, yüzde 10’a düşüldü. Blok liste kuraldı, artık çarşaf liste kural oluyor. Gençlik ve kadın kolları yönetimleri her düzeyde seçimle işbaşına geliyor. Kongre takvimlerinin başlaması sebebiyle tüzük kurultayı ertelendi. Karar, partinin yetkili kurullarının. Anlamsız bir şekilde hakkımda genel başkan adayı diye laf çıkarıyorlar. Sistemli olarak yıpratmak için yapıyorlar. Boş lafla, ona buna söz yetiştirmekle kaybedecek vaktim yok.

    AİLE

    Dedemi yıllarca babam bildim

    Annem Saide, 19’unda beni doğurduktan iki saat sonra ölmüş. Dedem Turhan Feyzioğlu ve anneannem Leyla’nın yanında büyüdüm. İkisine de hep anne baba dedim. Feyzioğlu soyadını almaya ben karar vermedim. Babam (dedesi) ben doğduğumda koymuş. Asıl babamı 10 yaşıma geldiğimde tanıdım. Tüccardı, çok da sevdim tanıdığımda. Annem ölmese ve dedemler beni yanlarına almasa bambaşka bir hayat sürecektim. Onun yerine zamanın önemli politikacı ve devlet adamlarından birinin evinde büyüdüm.

    KURALLAR

    Taksiye bindim azar işittim

    Maddi durumu fena olmayan bir aileden geliyorum. Okula belediye otobüsüyle giderdim. Hiçbirimiz bir diğerinin zengin veya fakir olduğu konusunda en ufak bir fikir sahibi değildik. Bir gün, beş arkadaş daha hesaplı olacak diye, aramızda para topladık taksiye bindik. Arkadaşları bıraktık, en son ben indim taksiden. Rahmetli babam da camdan bakıyormuş. Evde alışık olmadığım sertlikte beni karşıladı. “Daha hesaplı oldu” demeye kalmadan “Feyzioğlu’nun oğlu taksilerle geziyor dedirtiyorsun. Farkında mısın?” dedi.

    HUKUK

    Kızım isteyince çok sevindim

    İdolüm ister istemez babam Turhan Feyzioğlu. Beni hukuktan vazgeçirmeye çalıştı. Hayatı boyunca bir insan hukuksuzlukla mücadele edince en sevdiği insanın da aynı sıkıntıları çekmesini istemiyor belki. Lise üçteyken bir pazar yemeğinde yazdığım mektubu çıkarıp masaya koydum, ‘Hukuk okumak istememin sebepleri’ diye. Sessizce okudu, sonra güldü, “Biliyor musun ben de babama hukuk fakültesine gitmek istediğimi mektupla söylemek zorunda kalmıştım” dedi. Ama kızım Saide Begüm bana hukukçu olmak istediğini söylediğinde dünyalar benim oldu.

    DAVALAR

    Perde kalkar sarsılırsınız

    Benim için ceza avukatlığı karakoldan başlar. Ceza davalarında müvekkilinizle değişik bir ilişki kuruyorsunuz, hele tutukluysa görüşme sırasında yıllarca tanıdığı birine anlatabileceği şeyleri bile anlatır. Bir anda aranızdaki perde kalkar. O odadan sarsılmadan çıkmak mümkün değil. Gerçekten değişik insan portreleriyle karşılaşıyorsunuz. Mesela bir müvekkilim, görevi kötüye kullanmakla suçlanıyordu. Bütün içtenliğiyle “Avukat bey, elinde imkân varsa suçlamayı adam öldürtmeye çevirt, ona razıyım ama ben ahlaksız değilim” demişti.

    “Kafamda hep avukatlık vardı. Nitekim avukatlık yapma hakkını kazandığım gün gün yapmaya başladım. Niye anayasa hukuku değil? Çünkü anayasa hukuku profesörü olup da avukatlık yapmam mümkün değildi. Böylece iki hayalimi birden gerçekleştirmiş oldum”

    MÜNEVVER KARABULUT

    Google Earth İle çalıştık

    Nida Garipoğlu’nun avukatıyım. Olay çok ama çok trajik. İnsanın aklının alması mümkün değil. Bugüne kadar hiç suçlu olduğunu düşündüğüm birinin davasını almadım. Zaten savcı, baba hakkında beraat istedi. Bir kişinin suçsuzluğuna inanırsam, basın ne der, toplum ne der diye düşünmem.  Google Earth’ten İstanbul haritası indirdik. Salon boyunda bir kâğıda döktük. Cep telefonu kayıtlarıyla dakika dakika Nida Bey’in evden çıktıktan sonra nerede olduğunu ve kimlerle konuştuğunu harita üzerinde işaretledik. Olay saatinde olay yerinde değildi. Bu delili bulduğumda düşüncem de doğrulanmış oldu.

    “Araştırma yapmaktan, üretmekten müthiş bir haz duyarım. Ama çok daha büyük bir hazzı öğrencinin karşısında duyuyorum. Öğrencilerimle aram çok iyi. Ekşi sözlükte biri, “Ondan bir saat bile ders alsan değer” diyor. Bu sözden daha değerli bir ödül olur mu? Ankara Hukuk’ta halen devam ediyorum, Ceza Hukuku Anabilim Dalı’nda profesörüm”

    SEZGİN TANRIKULU

    Haberler palavraydı

    Ankara Barosu’nda AB İlerleme Raporu’nun insan hakları açısından değerlendirilmesi konulu bir panel için organizasyonla ilgili arkadaşımız maalesef Sezgin Tanrıkulu’na teklif götürmüş. Buraya kadar Sezgin Bey’in kusuru yok. İptal edildiğini zannetmiş, o hiddetle konuştu. CHP Genel Başkanlığı nezdinde onu kınadık. ‘Feyzioğlu MYK’da uyarıldı’ haberlerinden büyük palavra olamaz.

    ALKOLLÜ RESTORAN

    Çocuk götürülebilir

    O akşam eşimle gittiğimiz restoranda polis, çocuklu bir aileye kimlik soruyordu. Gözümün önünde cereyan eden hukuksuzluğa müdahale ettim. ?ahit olduğum hukuksuzluğu Ankara Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü’ne bildirdim. Alkollü restorana çocuk götürülemeyeceği uygulaması Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’nun yanlış yorumuna dayanıyordu. Bu yanlıştan vazgeçildi.

    DEPREM KAMPANYASI

    Bizi artık bölemeyecekler

    Van depremi haberi gelir gelmez kampanya başlattık. Ankara Barosu avukatları müthiş bir dayanışma örneği gösterdi. Yardım masalarından birinin yanındayken bir teyze elime 2 lira bıraktı. “Cebimdeki otobüs parası bu. Sana emanet.” dedi. Bana emanet edilmiş en değerli para bu. Salı gece yarısı Ankara Barosu’nun yardım malzemelerini taşıyan beş TIR yola çıktı. Millet olmak böyle bir şey. Ben artık eminim; bizi bölemeyecekler.

    DARBELER

    İhlaller güven sarsıyor

    Ne zaman adil yargılanma hakkı, uzun ve gerekçesiz tutukluluk, özel mahkemeler desek, diyorlar ki, “Bak Silivri’deki yargılamalarla ilgili konuşuyor, darbecilerden yana.” Bunları 20 yıldır söylüyorum. Suçsuzluk karinesini bile anlamamış zihinlere anlatabilmek adına, “Bütün darbeler kötü” diye söze başlıyorum. Ama bir soruşturma, yargılama hukuku ihlalleri nedeniyle kamu düzenini ihlal ederse hukuka güven sarsılır.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı