Gündem Haberleri

    Kılıçdaroğlu: Kopya yoksa şifre niye var

    A.A
    02.05.2011 - 14:43 | Son Güncelleme:

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, YGS'de yaşanan şifre iddialarıyla ilgili olarak ''Kopya yoksa şifre niye var?'' diye sordu.

    MİTİNGDEN RENKLİ KARELER

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Mahsuni'nin bir türküsü var, 'Yoksulun sırtından doyan doyana' der. Bunlar yoksulun sırtından da para kazanmaya alışmışlar. Ne vicdan ne ahlak var bu politikada. Bu politika, yandaşı zengin etme politikasıdır” dedi.

    Kılıçdaroğlu, Adıyaman Emniyet Meydanı'ndaki mitingde, Adıyaman'da su, toprak, güneş, tarih her şeyin olduğunu; ancak suyu, güneşi, toprağı buluşturup alın terini değerlendiren siyasi iradenin bulunmadığını ileri sürdü.

    Adıyaman'ın kan kaybettiğini, nüfusunun yarısının Yeşil Kartlı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Adıyaman'da İşsizlik Derneği kurulduğunu, derneğin belediye başkanı tarafından hizmete açıldığını ifade etti. Kılıçdaroğlu, “Bir kentte, toprağın, güneşin, suyun, çalışkan insanların var, bereketli bir alan, nasıl oluyor da bu kadar bereketin içinde siz İşsizlik Derneği kuruyorsunuz? Demek ki insanlar işsiz. 9 yıldır ülkeyi yönetiyorlar, 9 yıl az buz değil” dedi.

    Alanda asılı “Ülkemizin zenginliğinden payımı istiyorum” yazılı pankartı gösteren Kılıçdaroğlu, “Size pay verdiler mi? Recep Tayyip Erdoğan Adıyaman'a geldiğinde rica ediyorum kendisinden, İşsizlik Derneğini ziyaret etsin. Hükümetsin sen, Başbakansın, 'işsizliği bitireceğim' diye iktidar oldun. Niye bitiremedin?” diye konuştu.

    Başka illere mevsimlik işçi olarak gidenlerin, çoğu zaman gazetelerde ölüm haberlerinin görüldüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu, “O hayatlarını kaybeden evlatların günahı, onları başka yerde çalışmak zorunda bırakan bu hükümetin ekonomi politikalarınadır” diye konuştu.

    “HORTUMLAMA POLİTİKASI”

    Çiftçilerin de hayatından memnun olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
    “Çiftçiye dünyanın en pahalı mazotunu, elektriğini, gübresini satarsın, sonra elde ürünün de karşılığını vermezsin. Buna hortumlama politikası denir. Çiftçinin alın terini hortumlama politikasıdır bu. Ama benim çiftçiye sözüm var. Bu ülkede derdi, sorunu olan her yurttaşın adresi bellidir. Halkın partisidir o adres. Haklın iktidarında mazotu 1,5 lira yapacağım.
    Yeri gelince konuşursun, 'Türkiye dünyanın 20. büyük ekonomisinden birisi' dersin, yedi sülaleni zengin edersin, bütün hortumcuları desteklersin, devletin kaynağını çarçur edersin, çiftçiye gelince 'parayı nereden bulacaksın?' diyor. Parayı bulacağız. Çiftçi üretiyor çünkü. Çiftçiyi desteklediğin zaman, Yunanistan'dan pamuk getirmezsin, tütün ekilir burada, Amerikan tütünü kullanmazsın.”

    Eline tütün alarak, “Bu tütün, Adıyaman'ın onurudur. Adıyamanlının alın teri vardır bunda” diye seslenen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
    “Sen kalkacaksın Amerikan sigaraları satılsın diye Türk tütününü yasaklayacaksın, bir de kalkacaksın Rahmetli Ecevit'e dil uzatacaksın. Afyon ekimini yasaklamışlardı, Ecevit ne yaptı? Direndi, 'benim köylüm bu ülkede afyon da ekecektir, alın terinin karşılığını alacaktır. Tütünü Adıyamanlı ekecek, biz bunu yapacağız. Karşılığını da alacak. Onlar yasak getirecek, biz özgürlük getireceğiz. Bizim özgürlük anlayışımız sadece düşünce özgürlüğü değil. Aynı zamanda emeğe, çiftçiye özgürlük getireceğiz. Kota denen uygulamalara son vereceğiz.
    Çiftçi kardeşlerim, bu işin kaynağı nereden bulunacak diye merak ediyorlarsa kuyumcuları bir ziyaret etsinler, akşam eve giderken eşlerine birer pırlanta yüzük alsınlar. Çünkü o pırlantada vergi yok. Mazotta dünyanın en pahalı vergisi var. Başbakan buraya gelince sorun, deyin ki, 'CHP Genel Başkanı buraya geldi, dedi ki: 'Mazotta dünyanın en pahalı vergisi var, pırlantada yok.' Bakalım ne diyecek. Ne söyler, bir şey söyler mi? İnkar ederse size söz veriyorum. O Bakanlar Kurulu kararını onun yakasına iliştireceğim, öyle gezsin Anadolu'yu.”

    “YOKSULUN SIRTINDAN DOYAN DOYANA”

    Türkiye'nin kullanmadığı doğalgazın bedeli olarak 2 milyar 400 milyon dolar bedel ödediklerini, Türkiye'nin 1 yılda ithal edilen tarım ürünlerine 10 milyar dolar ödediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “10 milyar doların 5 milyar dolarını bizim çiftçimize öde, çiftçimiz bırak, Türkiye'yi bütün Ortadoğuyu'yu, bütün dünyayı besler” dedi.

    Kılıçdaroğlu, Türkiye'de yoksulluğun en yoğun yaşandığı illerden birinin de Adıyaman olduğunu, aile sigortasını getirerek, yoksulluğu tarihe gömeceklerini anlattı.
    “Senin makarnana, senin bulguruna bu ülkenin ihtiyacı yok” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
    “Ailede kadının banka hesabına parayı yatırırsın olur biter. Devlette bu işi yapan 14 kurum var. Onlar hesabını bilmezler, bu kardeşiniz bilir. 14 kuruluşun bütçesini topladık, onlar toplayamaz da biz topladık. Yapacağımız 600 lira, tüm kamu harcamalarının yüzde 1,7'si. Koskoca yüzden 1,7'yi yoksula ayırmıyorsan senin hükümette ne işin var? Size bir soru; Allah aşkına, hanede kadının banka hesabına para yatırmak varken niye mal olarak veriler bunlar? Hiç aklınıza geldi mi?
    Mahsuni'nin güzel bir türküsü var, 'Yoksulun sırtından doyan doyana' der. Bunlar yoksulun sırtından da para kazanmaya alışmışlar. Yoksulun sırtından nasıl kazanıyorlar? Bakıyorsunuz o malzemeleri, kendi yandaş şirketlerinden, 1 liralık malı 5 liraya alıyorlar. Sadece dağıttıkları kömürden yaptıkları yolsuzluk, eski paraya göre 1 katrilyonun üstünde. Vicdan var mı, ahlak var mı bunlarda? Samimi söylüyorum: Ne vicdan ne ahlak var bu politikada. Bu politika, yandaşı zengin etme politikasıdır. Halkı düşünmüyorlar. Yoksulluğu önlemek değil, yoksulu yönetmek istiyorlar bunlar. 'Herkes yoksul, fakir olsun, 2 kilo makarnaya bana oy versin' diyorlar. Hatırlıyorsunuz değil mi, buzdolabı, çamaşır makinesi dağıttılar. Ama bir baktılar ki, başlarına buzdolabı, çamaşır makinesi kadar taş düştü, orada kaybettiler. Ben halkıma güveniyorum. Halkımın sağ duyusuna güveniyorum. Bizim politikalarımız halk için, halkı güçlendirmek, halkın iktidarını sağlamak içindir.”

    Esnafın itibarını iade edeceklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, AK Parti iktidarının esnafı, emekliyi cezalandırdığını savundu.

    Esnaf emeklisinin aylığından yüzde 15 kesinti yapıldığını, iktidara geldiklerinde esnafın itibarını iade ederek bu yüzde 15 ayıbını sonlandıracaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, sözü 4-C statüsünde çalışan Tekel işçilerine getirdi. Ankara'da eylem yapan Tekel işçilerini ziyaret ettiğini anlatan Kılıçdaroğlu, şimdi bu işçilerden destek beklediğini bildirdi.

    “TARLALARDA SU YOK”

    Adıyamanlı'nın da sulu tarım yapmak istediğini, ancak su olmasına rağmen tarlalara su getirilmediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Niye gelmiyor? Diyecekler ki 'para yok'. Hortumcuya para var, Adıyamanlı'nın beklediği suya para yok” dedi.

    KOPYA YOKSA ŞİFRE NİYE VAR

    Konuşmasında YGS'de yaşanan şifre iddialarına da değinen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çocuklarımızı üniversiteye göndereceğiz dedim, meydandan bir gürültü geldi. Yandaşgilin sınavına değinmek istiyorlar. Allah aşkına, bir anne baba, yemez çocuğuna yedirir, giymez çocuğuna giydirir. Çocuğu okusun daha iyi imkanları olsun, üniversiteye gitsin, başarılı olsun. Ama 1 milyon 700 bin çocuğun umudunu söndürdüler. Sınavda Adıyaman kaçıncı biliyor musunuz? Sondan üçüncü. Adıyaman sondan üçüncü ise bu kadar zeki, çalışkan, güzel insanların olduğu yer sondan üçüncü ise demek ki eğitim sisteminde bir sorun vardır. Bu sınavlarda da bir sorun var demektir. Biz çocuklarımıza güveniyoruz. Efendim demiş ki 'şifre var ama kopya yok.' Lafa bakın. Kopya yoksa şifre niye var? Bir de bunu anlat bakalım. Ayrıca bütün bunları yapan, daha önce bilimsel hırsızlığı da kanıtlanan birisini getirdiler bu sınavı yapacak kurumun başına oturttular. Dün, 1 Mayıs'ta genç çocuklarımız bir pankart açmışlar, 'Cin Ali'yi istemiyoruz' diyorlar. Dedim ki 'Cin Ali'de bir sempati var, bunda o da yok'. Eğer bir adamın ar damarı çatlamadıysa 1 milyon 700 bin çocuğun günahını omuzlarında taşıyamaz. 1 milyon 700 bin çocuğumuzun umudunu söndürmek, onlara şifreli sınav yaptırmak hiç kimsenin hakkı da değil, yetkisi de değil. Onlardan bunun hesabını soracağız.

    Size sözüm var, bu güzel coğrafyada bir çocuğun bile yatağa aç girmediği bir düzeni getireceğim. Size sözüm var, siyasette yalanı ve talanı sona erdireceğim. Size sözüm var, bana oy versin vermesin bütün yurttaşlarıma eşit davranacağım. Size sözüm var, hiç kimseyi çarşaflı, başörtülü, türbanlı, pantolonlu, mantolu diye ayırmayacağım. Herkesin benim başımın üstünde yeri var diyeceğim.

    Size sözüm var, inançları ve etnik kimliği siyasete malzeme etmeyeceğim. Herkesin inancına, herkesin etnik kimliğine saygı duyacağım. Herkesin inancı, etnik kimliği benim başımın üstünde. Size sözüm var, demokrasiyi getireceğim, özgürlüğü getireceğim. Herkes özgürce bizi eleştirebilecek.”

    Meydandaki “Telefonumu değil, derdimi dinleyecek iktidar istiyorum' yazılı pankartı okuyan Kılıçdardoğlu, her yurttaşın derdini dinleyeceğini, herkesin derdinin kendi derdi olacağını ve ilgileneceğini ifade ederek, “Hiçbir çiftçiye, derdini anlattığı zaman 'al ananı da git' demeyeceğim” diye konuştu.

    “SANDIĞA GÖMÜN”

    “AKP iktidarında halk daha fazla yoksullaşacaktır. Diyorlar ki kişi başına gelir 10 bin doların üzerine çıkmış. Geliri 10 bin dolara çıkan birisi el kaldırsın. Nerede bu paralar?” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

    “Madem zenginleştik, nerede bu paralar? Madem zenginleştik, niye bu işsizlik var. Madem zenginleştik, çiftçi niye üretemez noktaya geldi? Birileri zenginleşti, halk yoksullaştı. Bu tabloyu görmenizi isterim.

    Adıyamanlı sandığa giderken bir şeyi düşünsün. 80 küsur yıllık Cumhuriyet'te hangi iktidar, Kurban Bayramı'nda kurbanlık koyun ithal etti? Bunu düşünsünler ve ellerini vicdanları üzerine koysunlar. Eğer bu ülkede mera yok, yayla yok, insan yok dolayısıyla hayvancılık olmaz diyorlarsa AKP'ye oy versinler. Hayır, mera var, insan var, yaylalarımız var. Bu ülkede besicilik yapılır diyorlarsa demokratik yollardan AKP'yi sandığa gömsünler. Benim isteğim bu...

    Eğer Samsun'da 2.5 aylık Kübra, annesinin kucağında ölüyorsa, bütün kadın kardeşlerimize sesleniyorum. Adresiniz AKP değildir artık. Çocuğunuzu düşünün, Kübra'nın annesini düşünün. Eğer Diyarbakır'da çocuğuna kahvaltı veremedi diye bir anne intihar ediyorsa, bütün kadınlara sesleniyorum, AKP'yi unutun artık. Eğer Hakkari'de bir çocuk, okula gitmek yerine çöpte kağıt toplarken kamyon altında kalıp ölüyorsa, bütün annelere sesleniyorum. Adresiniz, bir tek çocuğun yatağa aç girmediğini söyleyen CHP'dir, AK Parti değildir diyorum.”

    YAKINLARIYLA GÖRÜŞTÜ

    Boynunda Adıyamanspor'un atkısını taşıyan Kılıçdaroğlu, miting meydanından ayrılışı sırasında Atatürk Bulvarı boyunca parti otobüsünün üzerinde vatandaşları selamladı. Vatandaşlar da ellerinde parti bayraklarıyla otobüse yürüyerek eşlik etti.

    Kılıçdaroğlu, bir düğün salonunda Adıyaman'da yaşayan akrabalarıyla da bir araya geldi. Kılıçdaroğlu, bu buluşmaya katılmak üzere Şanlıurfa'dan Adıyaman'a gelirken trafik kazası geçirdiklerini öğrendiği yakınları için de geçmiş olsun dileğinde bulundu.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı