Kılıçdaroğlu CHP grup toplantısında konuştu

Güncelleme Tarihi:

Kılıçdaroğlu CHP grup toplantısında konuştu
Oluşturulma Tarihi: Şubat 09, 2016 19:02

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili, "Toplanacak komisyona 'Anayasa Uzlaşma Komisyonu' denilmesini kabul etmiyoruz ve desteklemiyoruz. Komisyonun adı; 'Türkiye'yi Darbe Hukukundan Arındırma Komisyonu' olmalıdır. Siz Türkiye'yi darbe hukukundan arındıracaksanız, her türlü desteği vereceğiz" dedi.

Haberin Devamı

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Soma'daki maden kazasını unutmadıklarını belirtirken, davayı sonuna kadar takip edeceklerini söyledi. Bugün Dünya Sigarayı Bırakma Günü olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, ülke olarak sigaraya bir yılda 20 milyar dolar ödediklerini aktardı.

Türkiye'de bir yılda 110 bin kişinin sigara yüzünden hayatını kaybettiğini bildiren Kılıçdaroğlu, "Gelin hep beraber sigarayı bırakalım, temiz bir havayı teneffüs edelim. Diyeceksiniz ki, 'ülkede temiz hava mı kaldı?' El birliği ile yapacağız. Mücadele yaparsak emin olun bütün engelleri aşmış oluruz" diye konuştu.

Geçirdiği operasyonun ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bugün ilk grup toplantısını yaptığını da hatırlatan Kılıçdaroğlu, Bahçeli'ye sağlıklı bir yaşam diledi. Sigaranın sağlığa zararlı olduğu gibi darbe hukukunun da demokrasiye zararlı olduğuna değinen Kılıçdaroğlu, Anayasa Uzlaşma Komisyonunun ilk toplantısını yaptığını ifade etti.

Haberin Devamı

Vatandaşlardan "Ben bu ülkede birinci sınıf demokrasiyi istiyorum" temennisini yüksek sesle dile getirmelerini isteyen Kılıçdaroğlu, Türk insanının üçüncü sınıf demokrasiye mahkum edilemeyeceğini dile getirdi.7 Kasım 1982'de Anayasa oylamasının yapıldığını anımsatan Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:"Yüzde 92 vatandaş, anayasaya olumlu oy verdi. 8 Kasım'dan itibaren Türkiye yeni bir anayasa arayışına girdi. 34 yıl geçti aradan, 84 maddesi değişti Anayasanın. Yürürlükte olan Anayasa artık bir 'darbe anayasası' değil. Temel maddelerinin büyük bir kısmı değişti. Peki sorunumuz ne? Anayasanın 84 maddesi değişti de Türkiye’ye özgürlükçü demokrasi mi geldi? Hayır. Anayasa ile her şey çözülmüyor. Bakın İngiltere'de anayasa yok. Ama hiç kimse 'sizde demokrasi yok' demiyor. Ne diyor, 'sizin ülkenizde birinci sınıf demokrasi var' diyorlar. Sorun darbe hukukundan kaynaklanan temel bir sorundur. Biz anayasa konusunda, demokrasi konusunda teşhisi doğru koymadık, sandık ki anayasayı değiştirince her şey değişecek. 84 madde değişti. O zaman bizim yapmamız gereken olaya doğru teşhis koymak. Olay darbe hukuku sorunudur, bunu bir bütün içinde ele aldığımızda ve çözdüğümüzde, Türkiye o zaman birinci sınıf demokrasiyi yakalar."

Haberin Devamı

Türkiye'nin demokrasi konusunda önemli çıkmazları olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, "Toplanacak komisyona 'Anayasa Uzlaşma Komisyonu' denilmesini kabul etmiyoruz ve desteklemiyoruz. Komisyonun adı; 'Türkiye'yi Darbe Hukukundan Arındırma Komisyonu' olmalıdır. Siz Türkiye'yi darbe hukukundan arındıracaksanız, her türlü desteği vereceğiz" değerlendirmesini yaptı.

"Kim darbeci, kim değil..."

Kılıçdaroğlu, düne kadar CHP'nin darbeci olmakla suçlandığını belirterek, yapılacak çalışmanın bir olayı da test edeceğini anlattı.

Kılıçdaroğlu, "Eğer siz samimi olarak darbeye karşıysanız, bizim söylediklerimizi yaparsınız, Türkiye’yi darbe hukukundan arındırırsınız. O zaman kimin darbeci, kimin darbeci olmadığı samimi olarak ortaya çıkmış olur" dedi. Başbakan Ahmet Davutoğlu’na açık çağrı yaptığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "elinde sopa olan devlet istemediklerini" dile getirdi.

Haberin Devamı

Kendilerinin, "güleryüzlü bir devlet istediğini" ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bugünkü iktidarın elinde sopa var, yargı sopası. İstediği gibi kullanıyor. Böyle bir devleti istemiyoruz. Açık ve net, o zaman çağrı yapıyorum, 'Gel diyorum, komisyon kuruldu, Türkiye’yi darbe hukukundan arındıracağız...' Gelin hep beraber Siyasi Ahlak Yasası'nı çıkaralım. O zaman milletvekilleri ihale peşinde koşmayacak, vatandaşın cebini düşünecek" diye konuştu. Halkı düşünen devletin aynı zamanda "saydam devlet" anlamına geldiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, eğer bir devlet vatandaşına hesap veriyorsa orada demokrasi olacağını söyledi.

"Bunu istiyorsanız bütün gönlümüz size açık..."

Haberin Devamı

Bütün vatandaşların doğduğu andan itibaren vergi ödediğini belirten Kılıçdaroğlu, "Eğer vergi veriyorsak, hükümet vergiyi vatandaşın çıkarı için kullanmalıdır. Vatandaşına hizmet eden, ederken de hesap veren devlet istiyoruz. Bunu istiyorsanız bütün gönlümüz size açık. İstiyorsanız gelin hep beraber yapalım" açıklamasını yaptı.Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Saydam devlet ne demek başka? Saydam devlet, kaçak sarayın maliyetini vatandaşa açıklayan devlettir. Düşünün saray yapıyorsunuz, kaça yapıldığını kimse bilmiyor. Ya benim paramla yapıyorsun, maliyeti benden gizliyorsun. Niye gizliyorsun? Başka nedir saydam devlet? Sen gideceksin Latin Amerika'ya özel uçakla. Gidebilirsin tabi hiç kimsenin eleştirme hakkı yoktur. Ama sen giderken bir de askeri kargo uçağı senin arabını taşıyor. Neden oluyor bu? Saydam devlette bu olmaz. O ülkede sana tahsis edilecek araba yoksa, sen o ülkeden bir araba satın al, gelirken de o devlete bağışla. 'Türkiye'nin onurudur' de, bağışla. Devletin saydamlığı hükümete, devlete itibar kazandırır.


Haberin Devamı

Gidip Kaddafi'den 250 bin dolar para aldın, kaynağını açıkladın mı sen, nereye harcadın? Söz verdiği halde söylemedi. Ekvador'a gittin, korumalar oradaki milletvekillerini dövdüler. Türkiye’nin imajına bu kadar büyük zararı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde başka hiçbir cumhurbaşkanı vermemiştir. Kendileri şimdi, sosyal medyada paylaşıyorlar; Türkler ne kadar sabırlı milletmiş, biz bir gün dayanamadık, Türkler 14 yıldır bu çileyi çekiyorlar."

Başbakan Davutoğlu’na çağrısını tekrarlayan Kılıçdaroğlu, saydam devlet için gönüllerinin açık olduğunu söyledi.- "Milli iradeye niye sınır getiriyorsun?"

Bir başka düzenleme olarak, Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Kanunu'nun değişmesi gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, yüzde 10 seçim barajının dünyanın hiçbir yerinde olmadığını öne sürdü.

 

"Milli iradaye niye sınır getiriyorsun?" diye soran Kılıçdaroğlu, "Kaldıralım bu barajı, milletin verdiği oy parlamentoya aynen yansısın. Sokakta konuşacağına gelsin Meclis'te konuşsun. Önseçimi zorunlu kılalım, lider sultasına son verelim. Milletin vekilini lider değil, millet seçmeli. Millet seçecekse, gel gönlümüz açık" ifadesini kullandı.Yargının bağımsızlığının ve tarafsızlığının mutlaka sağlanması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, bugünkü anayasada "yargı bağımsızdır" yazmasına rağmen, buna kimsenin inanmadığını kaydetti.

"Yargıyı 13 yılda kim bu hale getirdi?" sorusunu yönelten Kılıçdaroğlu, "Eğer siz bunları sorgularsanız, o zaman hep beraber doğruyu bulmuş oluruz. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda açık çek veriyoruz, isterse hukuk fakültelerinden başlayıp tamamen değiştirelim. Gelin bunların tamamını düzeltelim" dedi.

 

Bir başka önerilerinin ise düşünceyi açıklama özgürlüğü konusunda olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, "Mevcut Anayasada bu var. Yeni anayasa yapsak da aynı şeyleri yazacağız. Peki düşünceyi açıkladı diye nasıl insanlar hapse giriyor? Hangi yasal dayanak? Darbe döneminde çıkmış yasalardan dolayı. O yasalar değişmediği sürece, zaten anayasada engel yok ki. Düşünceyi açıklama özgürlüğü evrensel bir kuraldır. Eğer Sayın Davutoğlu, 'biz de düşünceyi açıklama özgürlüğünden yanayız' diyorsa birinci sınıf demokrasiyi getirelim" değerlendirmesinde bulundu. Medya özgürlüğüne de değinen Kılıçdaroğlu, "darbe anayasası" olarak adlandırılan mevcut Anayasada dahi "basın hürdür, sansür edilemez" maddesi bulunduğunu anımsattı. Yeni bir anayasa yazılsa da aynı şeyin tekrarlanacağını iddia eden Kılıçdaroğlu, Türkiye'de hiç kimsenin basının özgür olduğunu söylemediğini dile getirdi. Darbe yasalarına karşı olduklarını tekrarlayan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Peki Türkiye’de basın hür mü? Bir tek Allah'ın kulu Türkiye'de medya özgürlüğünden söz edemez. Anayasanın bu hükmüne rağmen neden basın hür değil? Çünkü darbe döneminde çıkan ve sonraki iktidarlar tarafından tahkim edilen yasalar nedeniyle o hale gelmiş. O yasalar değişmeden siz Türkiye’ye demokrasiyi de özgürlüğü de getiremezsiniz. O yasaların değişmesi lazım. Bakın biz özgürlükçü demokrasi diyoruz. Darbe yasalarına karşı olduğumuzu açıkça ilan ediyoruz ve yine ben açıkça şunu söylüyorum; darbe yasalarından yana tavır alanlar, asıl darbeci onlardır. Onlar değişmediği sürece, Türkiye'ye özgürlükçü demokrasi gelmez."

Mevcut anayasada yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrılığı ilkesine işaret eden Kılıçdaroğlu, uygar dünyada medyanın da dördüncü güç olarak yer aldığını bildirdi.


Kılıçdaroğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu’na "Gel, dördüncü güç olarak medyayı anayasaya ilave edelim ve medyanın özgürlüğünü koruyalım. Medyanın özgürlüğü bizim için çok önemli" değerlendirmesinde bulundu.


Konuşmasında TRT’nin yayınlarına değinen Kılıçdaroğlu, "Benim vergimle iktidar partisinin şakşakcılığı yapılamaz" dedi.
Diğer televizyon kanallarının yayınları ile ilgili bir eleştiri yapmadıklarını, doğru olduğu sürece bir şey söyleyemeceklerini, yanlışsa da tekzip mekanizmasının kullanılabileceğini bildiren Kılıçdaroğlu, çünkü bu kurumların halkın vergisi ile değil, sahiplerinin parası ile işletildiğini vurguladı.


Kılıçdaroğlu, "TRT benim ödediğim vergi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin aleyhine yayın yapıyor. Bu ülkenin kurucu iradesinin aleyhine yayın yapıyor. Sayın Davutoğlu’na da açık çağrımız, TRT’yi de bu rezil durumdan kurtaralım" diye konuştu.
Sosyal devlet ilkesinin önemine de işaret eden Kılıçdaroğlu, iktidarın sosyal devleti güçlendirmek için atacağı adımlara destek vereceklerini belirtti. Aile Sigortası uygulamasının hayata geçirilmesini isteyen Kılıçdaroğlu, bu düzenlemelerin gerçekleştirilmesi için yeni anayasaya gerek olmadığını da vurguladı.


Hükümetin vatandaşa kaşıkla verdiğini kepçe ile aldığını ileri süren Kılıçdaroğlu, temel tüketim maddeleri ve ulaşıma gelen zam oranlarını aktardı. İktidarın gücünün fakir fukaraya yettiğini savunan Kılıçdaroğlu, böyle bir sosyal devlet anlayışı olamayacağını söyledi.


"Açık çek veriyoruz"


Bir ülkeyi dünyada saygın kılan unsurlardan birinin üniversiteleri olduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, YÖK'ün kaldırılması, üniversitelerin özerkleştirilmesi, öğrencilerin üniversite yönetiminde söz sahibi olması önerilerinde bulundu. Kılıçdaroğlu, "Buna anayasa mı engel? Hayır anayasa engel değil. Buna engel olan darbeci zihniyeti savunan siyasi iradedir. Gel kaldıralım. Açık çek veriyoruz" ifadesini kullandı.
Darbe hukukunun etkisiyle yasama organının yürütmenin arka bahçesi haline dönüştüğünü ileri süren Kılıçdaroğlu, parlamentonun güçlenmesi gerektiğini söyledi.


"Eğer parlamento, yürütme organının telkinleriyle yolsuzluk dosyalarını kapatıyorsa, o parlamentoya vatandaş saygı duymaz" diyen Kılıçdaroğlu, bu tabloyu yaratan darbe hukukun değiştirilmesi, parlamentonun güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Etnik kimlik, inanç ve yaşam tarzı üzerinden siyaset yapılmaması gerektiğine değinen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Bu üç ana unsuru siyasetin odağı haline getirirseniz Türkiye'yi bir süre sonra Ortadoğu batağının içinde görürsünüz. Ortadoğu'daki kavgaların temel nedeni dinin, inancın, kimliğin ve yaşam tarzının siyasete konu edilmesi, siyasi aktörler tarafından acımasızca kullanılmasıdır. Eğer Türkiye gerçekten Ortadoğu'ya Müslüman bir ülke olarak örnek olacaksa laiklik sistemin güçlendirilmesi ile olur. Bu kurallara inanıyorlarsa o zaman yasalarda bununla ilgili düzenlemeleri hemen gerçekleştirelim ve hayata geçirelim."


Kılıçdaroğlu, parlamentonun daha iyi çalışması için İçtüzük değişikliğine ihtiyaç olduğunu savundu. Kılıçdaroğlu, özellikle muhalefetin araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin önerilerinin iktidar partisince reddedildiğine dikkati çekti. Kılıçdaroğlu, "Gelin şu değişikliği yapalım; araştırma komisyonu kurulmasında Meclis'in dörtte bir oyu yeterlidir diyelim" önerisinde bulundu.


Kılıçdaroğlu, şunları ifade etti:
"İşin özeti şu; Türkiye'nin aslında bir hükümet rejimi sorunu yok. Türkiye'nin darbe hukukundan kaynaklanan kötü yönetim sorunu var. Bu sorunu çözmek zorundayız. Parlamentoda komisyon kuruldu, üç arkadaşımızı verdik, görüşecekler. Türkiye'yi darbe hukukundan arındırmak istiyorlarsa biz çalışmaya hazırız. Onlara bunu açık ve net gönderdiğimiz mektupta da ifade etti.


200 yıllık bir parlamenter sistem tecrübemiz var. Osmanlı'da da parlamenter sistem vardı, bugün de parlamenter sistem var. Şimdi 200 yılı atalım bir köşeye başka bir sistem getirelim. Kime göre? Hangi tarihi, sosyolojik koşullar bunu öngörüyor? Birisinin isteği üzerine. Bir kişinin isteği üzerine rejim değişmez. Bir kişinin isteği üzerine Hitler, rejimini değiştirdi. Baktılar Almanya'yı felakete sürükledi, Almanlar da vazgeçtiler, parlamenter sisteme döndüler."


Kılıçdaroğlu, insani gelişmişlik listelerindeki en iyi 20 ülkeden 18'inin parlamenter sistem ile yönetildiğini, en kötü 20 ülkeden ise 19'unda başkanlık sistemi olduğunu iddia etti.


"2002'de Türkiye'de terör sorunu var mıydı?"


Türkiye'nin darbe hukukundan kurtulması kadar önemli bir diğer konunun ise terörle mücadele olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:

"Bu konuda bazı sorular soracağım ve vatandaşlarımızın da aynı soruları kendi vicdanlarına sormalarını istiyorum. 2002'de AKP hükümete geldiğinde Türkiye'de terör sorunu var mıydı? Yoktu. Terörsüz bir Türkiye'yi devraldılar. Hangi iktidarlar döneminde terör örgütü palazlandı ve güçlendi? Son 14 yılda. Terör örgütüyle 'terör sorununu çözeceğim' diye masaya oturan iktidar kimdi? Devletin meşru bir organını, gayri meşru bir örgütle muhattap kılan kimdi? Siz kalkıyorsunuz koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ni gayri meşru bir terör örgütüyle muhattap ediyorsunuz. Ve dönemin bakanı 'Biz Türkiye Cumhuriyeti'ni Öcalan ile hesaplaştırdık' diyor. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti terör örgütü liderine hesap verecek. Vatandaşlarım bunları bilmek ve vicdanlarında sorgulamak zorundadır.


Terör örgütü şehirlerde, ilçelerde silah depolarken, valilere talimat verip 'Aman ha bunlara dokunmayın' diyen kimdi? Erdoğan ve Davutoğlu. Devletin bütün valilerine sesleniyorum, sizin bir günahınız, kabahatiniz yok. Siz, size verilen talimatları yapıyorsunuz. İktidarın değil, devletin valisi olduğunuz sürece bizim sizinle sorunumuz yok. Terörle ilgili olaylarda siyasi otoritenin değil, devletin resmi makamlarının verdiği sözlere biz güveniriz."


Kılıçdaroğlu, CHP olarak, AK Parti iktidarına terörün, izledikleri yolla önlenemeyeceğini söylediklerini, ancak uyarılarının dikkate alınmadığını bildirdi.


Kılıçdaroğlu, "Allah aşkına, 'PKK bizi kandırdı' diyen kimdi? Sen çocuk musun? Devleti yönetiyorsun. Senin emrinde devletin bütün organları var. 'PKK bizi kandırdı.' PKK seni kandırıyorsa zaten sen bu ülkeyi yönetemezsin ki yönetemediğin de belli zaten" diye konuştu.


"O şehitlerin kanları bu adamların yakalarındadır"


"Terör örgütü vergi daireleri kurdu, mahkemeler kurdu, askere alma daireleri kurdu, bunlarda tık yok" diyen Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Talimat verdiler, 'Kimse dokunmasın bunlara' dediler. Şimdi bedelini bu ülkenin garip şehitleri ödüyor. O şehitlerin kanları bu adamların yakalarındadır.


Acı olanı şu; bu ülkenin istihbarat birimleri var. Düşünün, bir terör örgütü gelecek 17 ülkeye silah yığacak, depolayacak, tüneller kazacak ve siz bunların hiçbirini görmeyeceksiniz. Ne diyorlardı daha önce, 'Biz tek başımıza iktidar olmazsak terör azar, ekonomi çöker.' Şimdi terörün azdığını, ekonominin çöktüğünü görüyoruz, siz de tek başınıza iktidarsınız. 7 Haziran'dan bu yana 180 günde 270 şehit verdik. Son 6 ayda verdiğimiz şehit sayısı son 19 yılın en yüksek seviyesi. Hiçbir yılda bu kadar fazla şehit vermedik. Bunun sorumlusu kim? Siz koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ni nasıl bir terör örgütüyle muhattap edersiniz. Bunun sorumlusu kim? Ceza hukukunda bunun adı şu; terör örgütüne yardım ve yataklık yapmak. Açıkça söylüyorum; Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yöneticileri terör örgütüne yardım ve yataklık yapmışlardır. Eminim şimdi diyecekler ki 'Tekrar dava açıyoruz.' Açamazsanız namertsiniz."


"Biz oraya gidemedik ama..."


Kılıçdaroğlu, konuşmasında iktidarın dış politikasını da eleştirerek, Türkiye'nin Suriye politikasının dünya siyaset tarihine girecek nitelikte olduğunu söyledi. İktidarın dış politikada ne öngördüyse tersinin gerçekleştiğini savunan Kılıçdaroğlu, gelinen noktanın onuruna dokunduğunu bildirdi. Kılıçdaroğlu, "Onların onuruna bile dokunmuyor" dedi.
İktidarın Suriye'deki olayların başında "24 saat içinde Şam'a, Halep'e gideriz" dediğini belirten Kılıçdaroğlu, "Biz oraya gidemedik ama 2,5 milyon Suriyeli geldi, 600 bini de yolda. İşin garip tarafı Süleyman Şah Türbesi'ni bile kaçırmak zorunda kaldık. Bu ayıp bile bu hükümete yeter. Sayın Davutoğlu; 'Gerekirse bütün Suriye halkını Türkiye'ye alırız' diyordu. Yani olaya o kadar hakim. Şimdi 600 bin kişi gelecek, 'Biz kaygılıyız' diyor. Yeni mi uyandın Davutoğlu? Günaydın demek için çok geç değil mi? Akşam günaydın denir mi?" diye konuştu.


Kemal Kılıçdaroğlu, Suriye'de "Şamlılar Cephesi" diye bir örgütün olduğunu, Türkiye'nin de bu örgüte destek verdiğini savundu.
Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:


"Bu örgüt geçenlerde IŞİD ile oturdu bir sözleşme imzaladı. Şimdi merak ediyorum; IŞİD ile sözleşme imzalayan Şamlılar Cephesi'ne hala siz silah yardımı yapacak mısınız? Türkiye'yi Ortadoğu'da savaşa sokmak bu ülkeye ihanettir. Hele hele başka ülkelerin askerlerini Türkiye'ye getirip, Türkiye üzerinden Suriye'ye göndermek, bu da başka bir ihanettir. CHP olarak biz buna asla izin vermeyeceğiz."

 

 

BAKMADAN GEÇME!