Kılavuz

DAHA önce de yazmıştım ama...

Gazetelerdeki fotoğraf-fotoğrafaltı ilişkisine, daha doğrusu ilişkisizliğine dair bir anım var.

Yıllar önce, o kış renkli kazakların moda olacağına ilişkin bir haber için konu mankeni olmam istendi. Fotoğraf çekimi için eve gelen muhabirle en cartından birkaç renkli kazak seçtik. Birini çıkarıp birini giydim, çekimleri yaptık bitirdik.

Birkaç gün sonra baktım, kazaklı fotoğraflarım baş köşede hakikaten.

Haberin başlığı da "Bu kış renkli kazaklar moda". Fotoğrafların altında yine bu anlamda bir-iki cümle.

Fakat fotoğrafların tamamı siyah-beyaz!

Geçen gün New York Moda Haftası’nın defile fotoğraflarına bakarken gördüm ki aradan sadece yıllar geçmiş, o kadar. Değişen pek bir şey yok.

Ya da şöyle de bakabiliriz duruma:

Görünen köyün kılavuz istememesi koca bir yalan!

Bal gibi istiyor!

Mesela size bir kıyafet tarif edeceğim şimdi...

Pembe, ekoseli, boyu diz altında biten bir etekle, yine pembe, kolsuz popo altında biten bir bluz...

Buraya kadar her şey normal.

Fakat modacı belli ki "Bu kadarını anneannem de becerir" deyip, yaratıcılığını ortaya koymak maksadıyla, iç çamaşırının içe değil de dışa giyildiği süsünü vermiş kıyafete.

Hani, mankeni podyumda değil de sokakta görse insan, "Allah kimseye akıl noksanlığı vermesin" diye acınabilir kızın haline.

Modacıların en büyük korkusu nedir diye sorsalar, "Yeterince çılgın sayılmamak" derim.

Söz konusu modacı da bu korkuyla, durmamış, almış başını gitmiş.

Mesela külotla sutyen hiç olmazsa takım olabilirmiş... Fakat külot siyah, sutyen bej.

Ayakkabılar tek renk olabilirmiş... Fakat üç renk.

Onca hareketin üstüne aksesuvar tasarrufuna gidilebilirmiş... Fakat elde mor eldiven, belde zincir, boyunda iki sıra renkli boncuk.

Böyle anlatınca sanki adamların modacılığına laf ediyormuşum gibi oldu fakat değil. Benim derdim fotoğrafaltı yazıları.

Şimdi mesela şu yukarıda tarif ettiğim kıyafetin altına, ben olsam, "2008 İlkbahar-Yaz modası ’Deli kızın çeyizi’ kıvamında" gibi bir şeyler karalardım. Gördüğüm bu çünkü.

Oysa "kılavuz" bakın ne demiş:

"Sade, sportif ve abartıdan uzak."

Şaka gibi!

*

Bir başka modacının koleksiyonundan dört parça... Dördünde de siyah-beyaz hákim.

Fakat "kılavuz" diyor ki, "Modacının tercihi toz pembe, kayısı rengi, açık mavi".

Fikriyle zikri bir değil demek modacının!

Diyeceğim şu ki, bazen görünen köy kılavuz istiyor!

MIŞ-MUŞ

AKP, sıkıntılarını Anayasa’yla aşıyormuş.E, ya kendi değişecekti ya Anayasa... İkincisi daha kolayına geldi zahir.

En yeşil ülkeler sıralamasında Türkiye 70’inci olabilmiş.Açığı başka bir "yeşil"le kapamaya çalışıyoruz!

Almanya’da bir kadın kaymakam, "Evlilikler 7 yıl sonra otomatikman bitsin" demiş.Kadınlar açısından söylüyorum, "yerine otomatikman yenisi gelecekse" neden olmasın!
Yazarın Tüm Yazıları