"Noyan Doğan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Noyan Doğan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Noyan Doğan

Kıdem tazminatında fonlu sisteme geçmenin kime ne zararı var?

GEÇEN hafta biraz kafa dinlemek, biraz da İstanbul’un trafik çilesinden uzaklaşmak için ailemi de alıp, Tekirdağ’ın Şarköy ilçesine gittim.

Son 4-5 yıl hariç hemen hemen her yıl yaz tatillerinde Şarköy’e mutlaka iki-üç günlüğüne uğrardım. Bu gidişimde gördüm ki, o meşhur tatil yörelerini aratmayacak hale gelmiş. Tatil dönüşü elektronik postalarıma baktığımda da okuyuculardan gelen yorum ve soruların iki konu üzerinde odaklandığı dikkatimi çekti. Biri, bireysel emeklilik sistemindeki değişikler, diğeri ise kıdem tazminatı konusu. Bireysel emeklilikteki değişiklikleri şimdilik bir kenara bırakıyorum.

Malumunuz, kıdem tazminatında fonlu sisteme geçilecek, bu fonun da bireysel emeklilik şirketleri aracılığı ile yönetilecek olmasının gündeme gelmesiyle, kimi kesimlerden feryatlar da yükselmeye başladı. Neymiş efendim... İşçilerin döktükleri alın terinin ürünü olan kıdem tazminatı bireysel emeklilik sektörüne aktarılarak, sigorta şirketleri ihya edilecekmiş... Kıdem tazminatları fona teslim edilecekmiş... Bu iş doğru yönetilemezmiş...

Önce, kıdem tazminatında fonlu sistem nasıl işleyecek, çok kısa ona değineyim; sonra da bu konu hakkında bir-iki tespitte bulunacağım. Kıdem tazminatı ile ilgili kanunun tüm detayları henüz netlik kazanmadı. O nedenle de bildiğimiz kadarıyla anlatalım.

Çalışanın kıdem tazminatı, brüt ücretin yüzde 4’ü oranında işveren tarafından, her ay kurulacak olan kıdem tazminat fonuna yatırılacak... Fona aktarılan bu paralar bireysel emeklilik şirketleri tarafından anında yatırıma yönlendirilecek. Kıdem primlerini yönetecek şirketi işveren seçecek. Bu primlerin hangi fonlarda ve nasıl değerlendirileceğinin seçimini ise çalışan yapacak. Çalışanlar, kendi istekleri ile işten ayrılsalar ya da atılsalar bile belli bir süreyi doldurmadan kıdem tazminatına el süremeyecek... Ancak emeklilik halinde, nemasıyla birlikte tazminatın tümünü alabilecekler. Bir de çalışanlar, konut sahibi olmak istediklerinde kıdem tazminatının yarısını çekebilecekler.

EMEKLİLİK ŞİRKETLERİ YÖNETECEK

Birkaç detayın dışında -ki, o da işin sosyal güvenlik boyutu ile ilgili- kıdem tazminatında yeni sistemle ilgili bilinenler özetle bu kadar. Bu kadarı bile bazı kesimler için fırtına koparmaya yetiyor. Neden? Çünkü, kıdem tazminatı konusu, politik bir konu da ondan. İşin içinde hükümet kanadı var... Muhalefet var... Daha da önemlisi sendikalar var... Sivil toplum örgütleri var. Anlayacağınız konunun tarafı çok. Her kafadan da ayrı ses çıkıyor.

İşin politik tarafını ve kısır tartışmaları bir kenara bırakıyorum. Nasıl olsa konunun bu boyutları önümüzdeki günlerde sakız gibi çiğnenecek. Ben size biraz hesap, kitaptan... İşin gerçeğinden bahsedeyim. Daha doğrusu, kıdem tazminatında fonlu sisteme geçiş yasalaşırsa, çalışanların hayatında nelerin değişeceğine değineyim.

Bugün için, işten kendi isteği ile ayrılan ya da çıkarılanlar arasında kıdem tazminatı alanların oranı yüzde 8. Eğer, yeni yasa çıkarsa, tüm çalışan kesim kıdem tazminatı almaya hak kazanacak. Çünkü işveren, her ay çalışanı adına bu parayı, yine çalışan adına kurulmuş fona yatıracak. Çalışan da her ay kıdem tazminatının yatırılıp, yatırılmadığını takip edebilecek. Bireysel emeklilik sistemine benzer bir model oluşturulacağından, yatırılan bu paralar, emeklilik şirketleri tarafından yatırıma yönlendirilecek. Böylece hem kıdem tazminatında para birikecek, hem de bu birikime getiri sağlanacak. Çalışan, kıdem tazminatında ne kadar parasının biriktiğini ve ne getiri elde ettiğini de takip edebilecek. Zamanı geldiğinde de bu birikimini alabilecek.

POLİTİK TARTIŞMANIN FAYDASI YOK

Şimdi sorarım size, bu uygulamanın neresi kötü? Hele ki, çalışanların sadece yüzde 8’inin kıdem tazminatı alabildiği bugünkü mevcut durum ile mukayese edildiğinde eksik tarafları olabilir. Üzerinde tartışılması, farklılaştırılması gereken boyutları olabilir. Enine boyuna oturulur, tartışılır. Ama yok... Anlamadan, tartışmadan daha başta, ‘kıdemime dokunma’ diye rest çekilirse; ben bu işin içinde art niyet ararım. Daha doğrusu, çalışan kesimin menfaatlerinin düşünüldüğünü değil de konunun politik malzeme yapıldığına inanırım.

Gelelim işin öbür boyutuna... Emeklilik şirketlerinin bu işin altından kalkıp kalkamayacağına ve kıdem tazminatlarının sigorta sistemini ihya etmesine... Açıkça söyleyeyim, emeklilik  şirketleri bu işin altından bal gibi kalkarlar, fonları da iyi yönetirler. Çünkü, asli işleri bu... Tıpkı bugün, 3 milyona yakın kişinin, toplam 18 milyon TL’ye yakın fonunu yönettikleri gibi.

Kıdem tazminatının sigorta sistemini ihya edeceği konusunda da kimse endişe duymasın. Buna ne hükümet, ne sendikalar, ne de çalışanlar izin vermez. Kaldı ki, emeklilik şirketleri, sınırları kesin çizilmiş bir sistem içinde, sadece aracılık görevini yerine getirecekler.

Benim asıl korkum... Son yapılan yasal düzenlemelerle –ki, bu düzenlemeler bile henüz uygulamaya girmedi- çok iyi kurgulanmış bireysel emeklilik sisteminin; kıdem tazminatı nedeniyle politik tartışmaların içine çekilerek, bu işten zarar görmesi.

X