Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kıbrıs'ta değişik bir şeyler oluyor

<I>Lefkoşa</I><br><br><B>BAHÇEŞEHİR </B>Üniversitesi ile Kıbrıs Türk Hava Yolları'nın düzenlediği <B>‘‘Kıbrıs ve yeni uluslararası ortam’’ </B>konulu konferans her zaman olduğu gibi yine İstaklal Marşı ile başladı.

Önce biraz bu gereksiz alışkanlığı irdelemek istiyorum.

Nedense özellikle de uluslararası nitelikli toplantılarda bir türlü bu kuraldan vazgeçemiyoruz.

Hep birlikte ayağa kalkıp, hep bir ağızdan banttan verilen İstiklal Marşı'na katılmak sivil toplantılarda yadırgatıcı bir militarist hava yaratıyor.

Oysa biz biliyoruz ki, hiç böyle bir niyet yok. Biz toplum olarak bayrağımıza ve milli duygularımıza düşkün bir milletiz.

Ama bu tip toplantılara katılan Avrupalı insanlar bunu yadırgıyorlar.

Ondan da önemlisi onlarda militarist baskının toplumun iliklerine kadar işlemiş olduğu gibi yanlış bir izlenim yaratıyor.

Bu da Avrupa ile bütünleşmek için çaba harcayan Türkiye'ye karşı Batı'daki ‘‘militarist ağırlıklı toplum’’ önyargılarını güçlendiriyor.

Bu geleneği hemen terk etmemizde büyük yararlar var.

* * *

Gelelim konferansa...

Denktaş Klerides'le buluşacağı için kısa ama çok ilginç bir konuşma yaptı. Rum liderin isteği üzerine ‘‘kayıplar’’ konusunu görüşeceklerini söyledi.

Aslında kayıplar diye bir sorun yok. Bunlar iki tarafın savaşta yitirdikleridir. Bunu Klerides de çok iyi biliyor.

Denktaş'ın verdiği bilgiye göre Türk tarafının 802, Rum tarafının da 1200 kaybı var. Bunların savaşta öldüğü kesin.

Denktaş konuşmasına sert girdi ama sonunda yumuşak bağladı. Değindiği önemli noklar şunlardı:

Kıbrıs sorununun 38 yıldır çözülmemesinin nedeni Rumlar açısından halledilmiş olmasıdır.

Yarı Kıbrıs'ı bütün Kıbrıs'mış gibi bünyesine almaya karar veren Avrupa Birliği barışı zorlaştırmaktadır.

1960 antlaşmasından daha aşağı bir noktaya inip azınlık durumuna düşmeyiz.

Uzlaşmaz değiliz ama Rumların yırtıp atamayacağı bir antlaşma yapmak istiyoruz.

* * *

Yukarda da belirttiğim gibi Denktaş konuşmasına sert başladı ama yumuşak bağladı, ‘‘Şimdi dostum Klerides'le buluşmak için gitmek durumundayım’’ diyerek veda etti.

Kıbrıs'ta herkes umutlu ama yine de kafaların arkasında bir acaba sorusu var.

İşin içinde olanlar ise daha kesin konuşuyorlar:

‘‘İki taraf için artık bu süreçten dönüş yok. Onun için kesin olarak bir çözüme varılacak.’’

Bu kez Denktaş da eski Denktaş değil, Klerides de... Bu unutulmamalı.

Kilidi açacak olan sihirli anahtar da büyük olasılıkla budur.


NOT YORUM


ÖNCE Çile Çiçekleri, sonra Sema Pişkinsüt, şimdi de Rıdvan Budak, Ecevit tarafından ilahlara kurban edildi.

Bunların tek suçları vardı; lideri ve çevresini eleştirmek, parti içinde daha demokratik bir yapının oluşturulmasını önermek.

Bu kıyımı Ecevit gibi bilge bir politikacının yapmasını yadırgadım.

Ecevit'i bilmiyorum ama ben bu kıyımı hiç ama hiç içime sindiremedim.
X