Gündem Haberleri

    Kıbrıs’ta kaybolan naaş barış sürecini gölgeliyor

    Time
    16.12.2009 - 16:28 | Son Güncelleme:

    Time dergisi yazarı Pelin Turgut, Kıbrıs Rum Kesimi’nin eski lideri Tasos Papadopulos’un naaşının mezarından çalınmasının adada barış görüşmelerine büyük darbe vuracağını ifade etti.

    Her ne kadar Kıbrıs’ta Rum ve Türk tarafları arasındaki ayrılık 35 yıldır devam etse de, tarafların bir ortak noktası var: komplo teorileri.

     

    Ancak Papadopulos’un naaşının mezarından çalınması en büyük komplo teorisyenlerinin bile nutkunun tutulmasına sebep oldu. Olayın siyasi bir amacı var mıydı? Fidye için miydi? Olayın içinde bir grup esrarengiz Romanyalı mezar hırsızı mı vardı?

     

    Polis kaybolan naaşla ilgili ellerinde hiçbir ipucu olmadığını ifade ediyor. Ancak herkes yaşanan olayın zamanlamasının çok kritik olduğu konusunda hemfikir. Avrupa’nın son bölünmüş başkenti Lefkoşe’yi yeniden tek bir şehir haline getirme çabalarının arifesinde yaşanan olay süreci tehlikeye atıyor.

     

    Kıbrıs’ta zaman daralıyor. Turgut, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ılımlı lideri Mehmet Ali Talat’ın önünde Nisan ayında seçimler olduğunu hatırlatıyor. Eğer Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’la barış görüşmeleri başarısız olursa, Talat’ın koltuğunu şahin görüşlü muhalefete kaptırma ihtimali yüksek. Eğer böyle bir durum yaşanırsa adada son 30 yılda ele geçirilen en güçlü şans da kaçırılmış olacak.

     

    İYİMSER OLMAK İÇİN SEBEP ÇOK

    Kuzey Kıbrıslı siyasi analist Metin Münir, “Bugün, iyimser olmak için elimizde her zamankinden daha fazla sebep var. En önemlisi de tartışmanın en önemli taraflarından biri olan Türkiye çözüm istiyor. Ankara taviz vermeye hazır” dedi.

     

    Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyinde 35 bin civarında askeri bulunuyor. Turgut, Başbakan Erdoğan’ın Kıbrıs’taki bölünmenin Ankara’nın bölgesel güç olma çabalarında potansiyel bir utanç kaynağı olduğunun farkında olduğunu belirtiyor. Dahası Kıbrıs sorunu Ankara’nın Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik sürecini raydan çıkarma tehlikesini de taşıyor.

     

    AB, Türkiye’nin Güney Kıbrıs’a limanları ve havaalanlarını açmayı reddetmesini cezalandırmak için Aralık 2006’da başlayan üyelik görüşmelerinde 35 başlıktan sekizini dondurmuş durumda. Geçtiğimiz hafta düzenlenen zirvede, AB, sadece çevre başlığının açılmasına karar verdi.

     

    AB FAKTÖRÜ

    AB işleri karıştıran bir faktör. Kıbrıs’ta ele geçen en büyük fırsatın 2004 yılında, Kıbrıslı Rumlar Annan Planı’na şiddetle karşı çıktığı halde Brüksel’in Kıbrıs Rum Kesimi’ni AB’ye kabul etmesiyle kaybedildiği söyleniyor. Zira sonuçta Rum tarafını müzakerelere çekmek için elde hiçbir araç kalmadı.

     

    Dahası Kıbrıslı Rumlar başarılı bir taktik hareketle AB’de veto gücünü elde etti ve bu gücünü Türkiye’yi müzakere başlıklarını bloke etmekle tehdit etmek için kullanmaya başladı. Münir, “Kıbrıslı Rumların anlaşmaya ihtiyaçları yok çünkü hallerinden memnunlar. AB üyesi oldukları sürece mutlular ve refah içinde yaşıyorlar. Her türlü anlaşmanın kendileri için az ya da çok bir kayıp getireceğinin farkındalar ve bu fikirden hoşlanmıyorlar” diyor.

     

    Rumlar, Annan Planı ile ilgili referanduma gittikleri dönemde ülkenin lideri olan Papadopulos, 2008 seçimlerini anlaşma yanlısı komünist Hristofyas’a karşı kaybetmişti.

     

    MÜLK HAKLARI SORUNU

    Bugün hem Talat hem de Hristofyas, anlaşmadan yana tavır takınıyor. Ancak her iki taraf da Kıbrıs’ta iki toplumlu bir federasyondan yana olduğunu söylese de ülkede iktidarın paylaşımından, çatışmalar sırasında yerinden edilen on binlerce kişinin mülk haklarına kadar pek çok konu sıkıntı yaratmaya devam ediyor.

     

    Adanın toplam 1 milyon kişilik nüfusunun yaklaşık dörtte biri yerinden edilmiş durumda. Geçtiğimiz yıl haftada iki kere yapılan görüşmelere rağmen mülk ve güvenlik gibi hassas konularda ilerleme kat edildiğini söylemek kolay değil.

     

    Eğer Şubat ayına kadar bir anlaşma ya da en azından güçlü bir yol haritası oluşturulamazsa Talat için durumun pek parlak olmayacağı ortada. Münir, “Kıbrıslı Rumları harekete geçirmenin tek yolu dışarıdan gelecek baskıdır. Asıl sorun bu baskının kimden geleceğidir?” diyor.

     

    OCAK DÖNÜM NOKTASI

    Turgut, Hristofyas’ın geçen hafta sarf ettiği “yaşadığımız trajedinin kökleri dış müdahalededir” sözlerini hatırlatarak dış müdahalenin Kıbrıs bağlamında çok hassas bir konu olduğunu ifade ediyor. Hatta bazıları Rumların Annan Planı’nı planın dışarıdan empoze edildiği gerekçesiyle reddettiğini düşünüyor.

     

    Ocak ayı görüşmelerde bir dönüm noktası olacak, çünkü müzakereler tampon bölgedeki resmi bir binadan liderlerin evlerine taşınacak. Geçtiğimiz hafta adayı ziyaret eden The Elders grubu adına konuşan ABD’nin eski başkanı Jimmy Carter, “anlaşmanın yakın olduğunu ve her iki tarafın da anlaşma konusunda kararlı olduğunu” belirtmişti.

     

    Carter Kıbrıs’taki barışın ne kadar zor elde edildiğini herkesten iyi biliyor çünkü 1978’de gündeme gelen 12 maddelik Kıbrıs planının mimarlarından biri Carter’dı. O günden bugüne 30 yıl geçti, belki başarı bu sefer gelecektir. Tabii ki bu kez de tarafların arasına kayıp bir naaş girmezse…

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı