Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Kıbrıs müzakerelerinde 1. turda gelinen son durum

    A.A.
    16.08.2009 - 12:58 | Son Güncelleme: 16.08.2009 - 12:58

    Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulmak amacıyla Eylül 2008'den beri sürdürülen ve 6 Ağustosta ilk turu tamamlanan müzakerelerde ele alınan 6 ana başlıktan biri olan Toprak konusunda, Kıbrıs Türk tarafı olası toprak ayarlamalarında iki kesimlilik ilkesine vurgu yaparken, Rum tarafı olabildiğince Rumun Kuzey'e dönmesini istiyor.

    Toprak başlığı altında her iki taraf da konuya genel yaklaşımlarını ve ilkelerini ortaya koydu ve Türk tarafının talebi üzerine müzakerelerin ilk aşamasında harita konuşulmaması konusunda iki taraf arasında görüş birliği sağlandı.kıbrıs Türk tarafı, müzakerelerde ele alınan diğer tüm başlıklarda tatmin edici bir sonuca ulaşılması durumunda, toprak düzenlemesi konusunun anlamlı bir şekilde tartışılabileceğini ifade etti.kıbrıs Rum tarafı ise, toprak başlığında elde edilecek ilerlemenin diğer başlıklardaki ilerlemeyle paralel olması gerektiğini savundu.kıbrıs Türk tarafı muhtemel toprak ayarlamalarının iki kesimlilik ilkesine ve Kurucu Devletlerin toprak bütünlüğüne halel getirmeyecek şekilde yapılması, ayrıca konunun insani boyutunun göz önünde bulundurularak mümkün olan en az sayıda kişinin yerlerinden edilmesi gerektiğini ortaya koydu.kıbrıs Rum tarafı ise, olabildiğince çok Kıbrıslı Rum göçmenin toprak ayarlamalarına tabi olacak bölgelere geri dönüşüne imkan verilmesini ve böylece kıbrıs Türk Kurucu Devleti'nde kalacak topraklara daha az Kıbrıslı Rum'un geri dönmesini talep etti.kıbrıs Türk tarafı ayrıca, toprak düzenlemelerinin iki taraf arasında en kısa zamanda ekonomik yakınlaşmanın sağlanması yönündeki anlayışın hilafına olamayacağını, bu çerçevede başta turizm, eğitim ve tarım olmak üzere, kıbrıs Türk Kurucu Devleti'nin ekonomisini idame ettirip, geliştirebilmesi için hayati önem taşıyan sektörlerin bu düzenlemeden zarar görmemesi gerektiğine vurgu yaptı.Taraflar Güvenlik ve Garantiler başlığı altında biri pozisyon, diğeri de sunulan pozisyon kağıdına cevap nitelikli ikişer belge sundu.kıbrıs Türk tarafı sunduğu pozisyon kağıdında, bu başlığa ilişkin konuları, 1960 Anlaşmaları, askersizleştirme, Birleşik kıbrıs'ın AB Güvenlik Sistemi içerisindeki rolü, Birleşik kıbrıs toprağının uluslararası askeri operasyonlar çerçevesinde kullanımı, birleşmiş milletler Barış Gücü'nün (BMBG) kapsamlı çözüm sonrası kıbrıs'taki rolü ve son olarak geçiş dönemlerine ilişkin toprak ve güvenlik düzenlemeleri başlıkları altında ele aldı.kıbrıs Türk tarafı, 1960 Anlaşmaları bağlamındaki görüşlerini;“Bu anlaşmaların çok taraflı uluslararası anlaşmalar olduğu ve adada Kıbrıslı Türkler ile Rumlar arasındaki iç dengeyi, bölgede ise Türkiye ile yunanistan arasındaki dış dengeyi gözettiğini,Bu yaklaşımın 1923 Lozan Anlaşması'nda sağlanan dengenin bir devamı olduğunu, Uluslararası anlaşma niteliğinde olan bu anlaşmaların tüm tarafların rızası olmadan değiştirilemeyeceği ve tarafların bu anlaşmalar ile ilgili görüş bildirirken bu gerçeği göz önünde bulundurması gerektiğini,1963-1974 dönemi BMBG'nin gözleri önünde yaşananların Garanti Anlaşması'nın sağlamakta olduğu caydırıcılığın önemini bir kez daha ortaya çıkardığını, son dönemde Bosna, Kosova, filistin ve son olarak çin'in Sincan bölgesinde yaşanan gelişmelerin uluslararası toplumun etnik çatışmalar karşısında ne kadar yetersiz kaldığını gözler önüne serdiğini,Tüm bu gerçekler ışığında Kıbrıslı Türklerin Türkiye'nin garantisinden başka bir garantiye güven duymalarının mümkün olmadığı ve Garanti ve İttifak Anlaşmaları'nın kapsamlı bir çözümle birlikte Birleşik kıbrıs'ın bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü, güvenliğini ve anayasal düzeninin yanı sıra Kurucu Devletlerin de toprak bütünlüğünü, güvenliğini ve anayasal düzenini güvence altına alacak bir şekilde ortaya çıkacak yeni duruma uyarlaması gerektiği” yönünde ortaya koydu.Türk tarafı Adanın askersizleştirilmesi bağlamında ise;“Kapsamlı çözüm anlaşmasının Garanti ve İttifak Anlaşmalarına ilişkin hükümleriyle uyum içerisinde olmak kaydıyla adanın askersizleştirilmesini desteklediğini,Yerel birliklerin ve yedek kuvvetlerin dağıtılacağını,Adadaki Türk ve Yunan Birliklerinin bir takvim çerçevesinde önceden uzlaşmaya varılmış sayıya indirileceğini” belirtti.Türk tarafı, Birleşik kıbrıs'ın AB Güvenlik Sistemi içerisindeki rolü konusunda;Birleşik kıbrıs'ın AB Güvenlik ve Savunma Politikaları'nın askeri olmayan kısmına katılabileceğini ve bunun kapsamlı çözüm anlaşmasının Garanti ve İttifak Anlaşmalarına ilişkin hükümlerine halel getirmeden ve bunlarla uyum içerisinde olması gerektiğini ifade etti.Türk tarafı, Birleşik kıbrıs toprağının uluslararası askeri operasyonlar çerçevesinde kullanımı bağlamında da;Birleşik kıbrıs'ın ancak iki Kurucu Devlet'in rızası ve Türkiye ile yunanistan'ın onayıyla toprağını, bölgesel barış ve istikrarın sağlanmasına katkı koymak amacıyla geçici olarak uluslararası askeri operasyonların kullanımına açabileceğini belirtti.Türk tarafı, birleşmiş milletler Barış Gücü'nün kapsamlı çözüm sonrası kıbrıs'taki rolü bağlamında ise;-Kapsamlı çözümün uygulanmasına yardımcı olmak amacıyla çözümden sonra adada bir BM Gözlemci Gücü bulunacağını,-Bu gücün görev talimatı, kuvvet seviyesi ve harekat konseptinin yeni bir statü anlaşmasıyla düzenleneceği ve bunun kapsamlı çözüm anlaşmasının ilgili maddeleri ile uyum içerisinde olacağını,-Bu gücün görev talimatının Garanti sistemi ile çelişmemesi gerektiği ve adada konuşlanacak BM kuvvetleri ile İttifak Anlaşması çerçevesinde adada kalacak kuvvetler arasında bir hiyerarşi olmayacağını belirtti.Türk tarafı, geçiş dönemlerine ilişkin toprak ve güvenlik düzenlemeleri bağlamında;-Toprak düzenlemelerine tabi olacak bölgelerin yönetiminin bu işlem tamamlanana kadar nüfusu bu bölgelerden başka bölgelere aktarılacak olan Kurucu Devlette kalmaya devam etmesi gerektiğini,-Toprak düzenlemelerinin kıbrıs Rum Kurucu Devleti'ne bitişik olan ve halihazırda yerleşim olmayan bölgelerden başlayarak aşamalar halinde gerçekleşmesi gerektiğini,-Bu bölgelerde halihazırda yaşayan şahısların hak ve çıkarlarının korunmasını ve onlara hayatlarını idame ettirebilecekleri alternatif bölgelerde alternatif yerleşim yerleri oluşturulmasını öngören özel düzenlemelerin gerektiğini ifade etti.-RUM TARAFININ POZİSYONU-kıbrıs Rum tarafı ise kendi pozisyon kağıdında, AB üyeliğinin kıbrıs'ta federal ünitelere ve her iki topluma yeterli güvence sağladığını, buna ek olarak Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Konvansiyonu'nun bireylerin haklarının korunması için ek bir güvence olduğunu, 1960 Garanti ve İttifak Anlaşmalarının öngördüğü garanti sisteminin artık çağ dışı olduğunu, AB üyesi bir ülkeye diğer bir AB üyesi veya aday ülke tarafından müdahale hakkının öngörülmesinin mümkün olmadığını, Annan Planı'nın kıbrıs Rum halkı tarafından reddedilmesinin ana sebebinin tek taraflı müdahale hakkının ve adada yabancı güçlerin kalmaya devam edecek olması olduğunu, bu unsurların BM Şartı'na ve uluslararası hukuka da aykırı olduğunu, 2003 yılında kapıların karşılıklı geçişlere açılması ile birlikte 10 milyondan fazla geçiş olduğunu ve bu geçişlerde tek bir olay bile yaşanmamasının iki toplumun birlikte barış içerisinde yaşayabileceğinin bir kanıtı olduğunu iddia etti.-TÜMÜYLE ASKERDEN ARINMA-Rum tarafı, kıbrıs'ın tümüyle askerlerden arındırılması gerektiğini ve bunun çok kısa sürecek geçiş dönemleri çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğini, bu prensibin toprak düzenlemeleri konusu için de geçerli olduğunu belirtti.Ayrıca, anlaşmanın uygulanmasına yönelik güvenilir bir mekanizmaya ihtiyaç olduğunu, bu bağlamda BM Şartı'nın Yedinci Bölümü altında görevlendirilecek olan BM Gücü'nün anlaşmanın uygulanmasından sorumlu olması gerektiğini, AB'nin de bu konuda rol oynaması gerekeceğini ifade eden Rum tarafı, Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarının Türk ordusunda yoğun bir askeri eğitimden geçirilmiş oldukları için güvenlik tehdidi oluşturduğunu ileri sürdü.Rum tarafı ayrıca, Birleşik kıbrıs'ın AB Güvenlik ve Savunma Politikaları'nın askeri olmayan kısmına katılabileceğini ve toprağını, bağlayıcı Güvenlik Konseyi veya Avrupa Konseyi kararı olması durumunda, üçüncü ülkelerin değil, sadece Federal Hükümetin onayıyla uluslararası askeri operasyonların kullanımına açabilmesi gerektiğini iddia etti.-TÜRK TARAFININ ANA PRENSİPLERİ-Türk tarafı, kıbrıs Türk halkının Federal Hükümet kurumlarında domine edilmesini önleyecek bir şekilde siyasi eşitliği
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı