Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kıbrıs’ın kuzeyi değil

DÜN, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ nin girişimiyle bir grup Amerikalı iş adamı,KKTC’ye gittiler.ABD’li iş adamlarıyla işbirliği olanakları bulmak, Kıbrıslı Türkler için tabii ki çok önemli ama daha da önemli olan, ziyaretin anlamı. Bugüne kadar Kıbrıs Türk Devleti’nin tanınmasına yönelik girişimlerin en masumanesine bile camdan duvarlar çeken Amerikan diplomasisi, bu ziyaretle çok önemli bir adım atıyor.Diplomatların KKTC’yi ziyareti pek görülmüş bir şey değilse de örnekleri var. Ama Ada’ya Rum tarafından giriş yapmadan doğrudan Ercan’dan ayak basmaları hiç alışılmış değil. Üstelik bir ayrıntıya daha dikkat çekmek istiyorum. Bugüne kadar Amerikan resmi belgelerinde ‘Kıbrıs’ın Kuzeyi’ anlamına gelen ‘Northern Cyprus’ ifadesi kullanılırken, bu ziyaretle ilgili açıklamalarda ilk kez Kuzey Kıbrıs, ‘North Cyprus’ kullanıldı. Ziyaret, Annan Planı’nın kabulünden sonra Türklere verilen vaatleri tabii ki karşılamıyor.Amerika’dan KKTC’ye doğrudan uçuşlar, mali yardım, izolasyonun kırılması vaatleri, Avrupa Birliği gerekçe gösterilerek hep ertelendi. Bu adım bile Rum Yönetimi’nde alarm zilleri çaldırmaya yetiyor. Çünkü bu ziyaret ile Rumlara, Avrupa üyeliğinin Kıbrıs sorununu çözmediği, bunun da ‘farkında olunduğu’ anımsatılıyor. Ama mesaj tek taraflı değil. * * * MESAJIN tek adresi yok. Adreslerden biri de Ankara. Amerikan Savunma Bakanı Rumsfeld’in Irak’ta aksiliklerin baş sorumlusu olarak Türkiye’yi işaret ettiği günlerde gerçekleşen bu ziyaret, önümüzdeki döneme bir hazırlık. Ortadoğu’nun gelişmelere gebe olduğunu söylemek kehanet değil. İran ve Suriye’ye yönelik diplomatik baskıların önümüzdeki dönemde artacağı kesin.Üstelik bu kez, Amerika Avrupa’yı da harekete geçirmek ve ittifak cephesi oluşturmak için harekete geçiyor. Önümüzdeki hafta ABD Başkanı Bush’un Avrupa Birliği ve NATO’ya yapacağı ziyaret bu açıdan önemli. Irak’tan sonra taraflar, ittifakın önemini kavramış görünüyor.* * *LÜBNAN’ın eski Başbakanı Hariri’ye karşı düzenlenen suikasttan sonra, ailesine başsağlığı dileğinde bulunmak için Lübnan’a giden Fransa Devlet Başkanı Chirac, bağımsız Lübnan çağrısında bulundu, işgalin sona ermesi gerektiğini vurguladı.Washington ile Paris, Suriye askerlerinin Lübnan’dan çekilmesi konusunda aynı görüşteler. Bu işbirliği çabasının ve Transatlantik ittifakı canlandırmanın amacı diplomatik baskı ile İran ve Suriye’de, reform karşıtı cepheyi dağıtmak.Türkiye bu noktada çok önem kazanıyor. İşte bu yüzden, Amerikalı iş adamlarının KKTC’ye yaptıkları ziyaretin mesajının ikinci adresi Türkiye. PKK konusu, şimdilik ikinci planda kalıyor ama, Türkiye’nin en hassas olduğu Kıbrıs konusunda dostane bir adım atılıyor. Her şey çok güzel ama ufak bir soru takılıyor aklıma. Her iki tarafa da sorulması gerektiğine inandığım bir soru. Güçlü ittifakların bu kadar bariz biçimde havuç-sopa ilişkisine bağlı olmaması gerekmiyor mu?
X