Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kıbrıs dizisi

<B>İŞTE </B>kapı, işte sapı ve de bilhassa, işte er meydanı!<br><br>Kıbrıs Türk halkı akl-ı selim ve öngörü sahibi olduğunu bir defa daha ortaya koydu.

Bundan böyle kimse kıvırtmaya ve binbir dereden su getirmeye kalkışmasın!

Zira, önceki gün KKTC’de gerçekleşen seçimler kesin bir ‘çözümcü’ delil oluşturdu.

Dolayısıyla en önce Ada’daki soydaşlarımızı can-ı gönülden kutluyoruz.

* * *

NİTEKİM, bugünkü durum dünkünden de çok daha berrak bir manzara sunuyor.

Uzlaşma yandaşı Başbakan Mehmet Ali Talat’ın lideri olduğu ‘Cumhuriyetçi Türk Partisi’ işte on puanlık bir atışla oy patlaması yaptı. Haniyse parlamenter çoğunluğa ulaştı.

Buna karşılık, ‘Yeni Parti’ ve ‘Millliyetçi Adalet Partisi’ gibi en şoven kurumların ‘nal toplaması’ bir yana, genelde bilumum ‘statüko güçleri’ performans gösteremediler.

Demek ki, bu defa Türkiye’deki ‘statüko zaptiyeleri’nin feryad-ı figán ettiğinin tam tersine, 24 Nisan 2004 referandumu bir ‘tesadüf’(!) ve ‘kanmaca’ (!) oluşturmuyordu.

Başka bir deyişle, yine aynı zevatın fütursuzca buyurduğunun tam tersine, kaçın kurası Kıbrıs Türk halkı hiç de öyle ‘ketenpereye’ falan gelmedi.

* * *

EVET gelmedi ve Adalı soydaşlarımız pazar günü sırf referandumu teyit etmediler.

Aynı zamanda, artık hem 2004 baharındaki ‘çözüm iradesi’nin ‘perçinleştiğini’ ortaya koydular; hem de ‘geniş perspektifli’ bakış açısına sahip bulunduklarını ispatladılar.

Çünkü, kısmi iyileşmelere rağmen, Rum tarafının nemrut tutumundan ve uluslararası camianın manevra darlığından ötürü geçen on ay içinde henüz bir‘mucize’ gerçekleşmedi.

Bu durumda ‘normal olarak’ (!), Ankara ve Lefkoşa’da ‘felaket tellallığı’ sürdüren statükonun yavaştan yavaşa yine ‘prim yapması’ ve KKTC seçmenini etkilemesi gerekirdi

Oysa, bin şükür ki, hiç de olmadı!

Böyle bir ‘normalliğin’ (!) ne anlam taşıdığını ve taşıyacağını eski tecrübelerinden dolayı gayet iyi bilen Kıbrıs Türk halkı, işte esas burada ‘ketenpereye gelmedi’.

Ağaca değil ormana bakan soydaşlarımız uzun vadeli düşünmek dirayetini gösterdiler.

* * *

ÖYLE, çünkü 21 Şubat 2005 akşamı sayılan pusulalarla Ada Türkleri, Denktaş’ın yıllarca kasten sürüncemede bıraktığı sorunun çözümlenebilmesi; yani, ‘Mister No’nun en son 2003 Martı Lahey’inde ‘Annan Planı’nı reddederek Rum pirincini AB çuvalına soktuğu taşların ayıklanabilmesi için, çözümcü tutumda sebatla yürümeyi seçtiklerini ortaya koydular.

Nitekim de, en başta aynı AB, uluslararası camianın seçim sonuçlarındaki olumluluğu derhal vurgulamasıyla birlikte, zaten 24 Nisan’dan beri ‘alnı açık’ durumda olan KKTC’nin diplomatik gradosu biraz daha yükseldi.

New York, Brüksel ve Washington’a uyarıcı bir ‘stimulus’ şırınga edilmiş oldu.

Ama tabii, yukarıdaki tabloya bizim ‘Mister No’dan başka en üzülen tarafı, onun ‘düşman kardeşi’ durumundaki Tasos Papadopulos ve Rum yönetimi oluşturdu.

Boşverin, zira pazar gününden beri artık daha da çok kesin olan şey şudur:

* * *

KENDİ halkından ‘umudunu kesmiş’ (!) Rauf Denktaş ister ekranın ‘Kurtlar Vadisi’nde; ister tiyatronun ‘Gergedanlar Vahası’nda; isterse de sinemanın ‘Dinozorlar Ovası’nda ‘oynayarak’ Türkiye Türklerine ‘Türk propagandası’ yapmaya çalışsın.

O ‘umudu kestiği’ halk aslında hem ‘anavatan’a, hem de ‘yavruvatan’a şimdi her zamankinden daha çok ‘u-m-u-t’ veriyor. Bu, başkanlık seçimleriyle daha da tırmanacak.

Ve, tekrar işte kapı, işte sapı ve de işte er meydanı; Kıbrıslı soydaşlarımızın o haklı ‘umud’u televizyon dizisine değil ama, eninde sonunda huzura, refaha ve özgürlüğe ulaşacak.
X