Dünya Haberleri

    Kıbrıs Barış Harekatı'nı kutluyor

    Hürriyet Haber
    19.07.2009 - 12:36 | Son Güncelleme:

    KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk halkının kabul edebileceği, çıkarlarını koruyan bir barış anlaşması yapma göreviyle karşı karşıya bulunduklarını, hedefin çözüm ve güvenlik olduğunu, bu yönde çok yoğun ve çok yönlü çalıştıklarını belirtti.

    Cumhurbaşkanı Talat, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle Bayrak Radyo Televizyonundan (BRT) halka hitap etti. Cumhurbaşkanı Talat'ın konuşmasıyla resmi kutlamalar da başlamış oldu.

    Talat, Kıbrıs Türk halkının uzun yıllar boyunca temel haklarına sahip çıkma mücadelesi verdiğini, bu kazanımlarıyla yetinmediklerini, çünkü nihai hedeflerinin “adil, kalıcı ve güvenli bir çözüm ve AB içinde hak ettikleri yeri alarak, uluslararası hukuk tarafından kabul görmek” olduğunu söyledi.

    Çözüme çok uzak olmadıklarını, ancak halka hayal kırıklıkları yaşatmak istemedikleri için sessiz ve temkinli davrandıklarını belirten Talat, gelecek güvencesi için, olası bir barış antlaşmasında, Rum tarafına tehdit içermeyen Türkiye'nin garantörlüğünü tartışma konusu yaptırmayacaklarını kaydetti.

    Bütün siyasi kesimleri toplumsal uzlaşma ve Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte saptanan dış politika ve müzakere stratejisi etrafında birlik içinde olmaya çağıran Talat, çözüm ipini, hangi görüşten olursa olsun herkesin birlikte göğüslemesi gerektiğine işaret etti.

    Talat, bunun nedenini, “Çünkü Kıbrıs'ta şimdikinden daha huzurlu, daha güvenli ve istikrarlı bir hayat anlamına gelen çözümü, bize başkaları altın tepsi içinde sunmayacaktır. Bunu kendi öz gücümüzle, çabamızla, aklımızla, becerimizle elde edeceğiz” sözleriyle açıkladı.

    DUR DEYİŞİN 35. YILI

    Bugünün, 1960'ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'ni, bir Elen devletine dönüştürmek hedefiyle gerçekleştirilen ve çok sayıda insanın hayatına mal olan Yunan askeri darbesine “Dur” deyişlerinin 35. yıl dönümü olduğunu kaydeden Talat, 20 Temmuz'la birlikte can ve mal güvenliklerinin sağlandığını, temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığını, Kıbrıs'taki ortaklık haklarının tescil edildiğini, böylece gerçekçi bir çözüme doğru adım atıldığını anlattı.

    Cumhurbaşkanı Talat, 20 Temmuz'un çözümsüzlüğün simgesi olarak değil, çözüm yolunda bir açılım olarak görülmesini ve 1974 olaylarına, artık savaşa ve düşmanlığa ilişkin değil, barışa ve dostluğa ilişkin dersler çıkaran bir anlayışla yaklaşılmasını istedi.

    Kıbrıs'ta çözüm, barış ve dostluğun, Kıbrıs Türk halkının yok sayılmasıyla, adanın ekonomik, sosyal, kültürel hayatından silinmesiyle, siyasi eşitlik ve kendi kendini yönetme hakkının inkar edilmesiyle sağlanamayacağını vurgulayan Talat, “İşte, 20 Temmuz 1974'le birlikte değişen siyasi parametreler, bu gerçekliği hem Rum tarafına, hem de dünyaya somut bir şekilde göstermiş oldu” dedi.

    Cumhurbaşkanı Talat, şu anda, bu yeni ve sağlam zemin üzerinde, çok daha güvenli ve kararlı bir şekilde müzakereleri sürdürdüklerini, Kıbrıs Türk halkının haklarını elde etme ve çözüm yolunda emin adımlarla ilerlediklerini bildirdi.

    TEMEL HAKLARA SAHİP ÇIKMA MÜCADELESİ

    Talat, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bizim mücadelemiz, Kıbrıslı Türklerin güvenlik içinde yaşayıp gelişmesi doğrultusundaki temel haklarına sahip çıkma mücadelesidir.

    Bu mücadele, Osmanlı devleti Kıbrıs'ı İngiltere'ye kiraladığı günlerde başladı ve halen devam ediyor. İngiliz yönetimi altında, kendi kendini yönetme hakkının bir ifadesi olarak kendi kurumlarına ve hukukuna sahip çıkma mücadelesi veren Kıbrıs Türkü, İngiltere'nin adadan çekilme olasılığı gündeme gelince toplumsal ve siyasal hakları için ayağa kalktı. Nihayet, kendi mücadelemiz sonucunda, Kıbrıslı Rumlarla eşit statü elde ettik. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nde kurucu ortak olarak yerimizi aldık, egemenliğimizi koruyarak paylaştık ve Kıbrıs'taki Türk varlığının gelişebilmesi için gerekli güvenceleri sağladık.”

    Bu gerçekleri hatırlatmasının nedeninin, “hala bazı çevrelerin Kıbrıslı Türklerin toplumsal ve siyasal varlığını, KKTC'nin oluşumunu sırf askeri müdahaleye bağlaması” olduğunu kaydeden Talat, bu tür görüşlerin Kıbrıs Türk halkının yüzlerce yıllık tarihini, kimliğini, siyasi ve idari birikimlerini bilmeyenlere ya da bile bile inkar edenlere ait olduğunu kaydetti.

    1960 Kıbrıs Cumhuriyeti EOKA saldırıları altında kaldığı zaman, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlayabildiğini, topraklarını savunmak için gerekli tedbirleri alabildiğini, kendi yönetim birimlerini kurabildiğini ve varlığını koruyabildiğini hatırlatan Talat, “1963-1974 arasındaki toplumsal direnişimizin dayanaklarından biri Türkiye Cumhuriyeti'nin yardımları ise, bunun diğer temel dayanağı Kıbrıslı Türklerin öz güveni ve gücüdür. Halkımızın, gelecek kuşakları güvence altında yetiştirmek konusundaki iradesi, azmi, kararlılığı, gücü ve becerisidir” diye konuştu.

    NİHAİ HEDEF

    KKTC Cumhurbaşkanı, bu kazanımlarla yetinemeyeceklerini, çünkü nihai hedeflerinin adil, kalıcı ve güvenli bir çözüm, Avrupa Birliği içinde hak ettikleri yeri alarak, uluslararası hukuk tarafından kabul görmek olduğunu vurguladı.

    “O nedenle, bir an önce Kıbrıslı Türkleri yeni bir ortaklık devleti içinde, Kıbrıslı Rumlarla eşit haklara sahip, kurucu ortak olarak dünya ile bütünleştirmeliyiz” diyen Talat, “gençlerin ve gelecek kuşakların bu adada, dünyayla sağlam bir iletişim, bir alışveriş içerisinde, Avrupa uygarlığının ve bütün insanlığın parçası olarak, hiçbir gelecek kaygısı hissetmeden, güven içinde yaşayabilmesi, malına mülküne sahip çıkabilmesi için kesin bir çözüme ihtiyaç duyulduğunu” söyledi.

    Bugün karşı karşıya bulundukları görevin, “Kıbrıs Türkü'nün çıkarlarını koruyan ve halk tarafından kabul edilebilir bir çözüm bulmak, Rum tarafıyla süren müzakereleri en kısa zamanda bir barış antlaşmasıyla sonuçlandırmak” olduğunu kaydeden Talat, “Hedef budur: Çözüm ve güvenliktir. Bu hedef için çok yoğun ve çok yönlü bir şekilde çalışıyoruz. Sizin beklentilerinizi karşılamak ve güveninize layık olmak için elimizden geleni yapıyoruz” dedi.

    KKTC Cumhurbaşkanı, çözüme çok uzak olmadıklarını ifade ederek, yine de sessiz ve temkinli davrandıklarını, çünkü Rum tarafının ya da Avrupa Birliği'nin geçmişteki tutarsız, ikiyüzlü davranışlarından dersler çıkarıp, bir defa daha Kıbrıs Türk halkına hayal kırıklıkları yaşatmak istemediklerini söyledi.

    GARANTÖRLÜK

    Gelecek güvencesi için, olası bir barış antlaşmasında Türkiye Cumhuriyeti'nin garantörlüğünü tartışma konusu yaptırmayacaklarını, bunu sulandırmayacaklarını vurgulayan Talat, şöyle devam etti: “Türkiye'nin güvencesi bizim için kaçınılmazdır. Görüşme sürecinde bu konudaki tutumumuzu kararlılıkla dile getiriyoruz, kararlılıkla dile getirmeye de devam edeceğiz. Hepimiz biliyoruz ki, 20 Temmuz Barış Harekatı, ancak Kıbrıs'ta güvenceli bir çözüme ulaştığımızda ve Kıbrıslı Türkler de uluslararası ilişkilerin sağlayacağı güvenli koşullara kavuştuğunda tam olarak hedefine ulaşmış olacaktır.

    MÜZAKERE SÜRECİMİZE GÜVENİNİZ

    Bu görevi yerine getirebilmek için Kıbrıs Rum tarafı ile görüşmeleri, büyük bir kararlılık ve inançla, aynı zamanda kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde sürdürüyoruz. Müzakere süreci içinde Türkiye Cumhuriyeti ile her konuda temas halindeyiz ve gerçek anlamda bir görüş birliği içerisindeyiz. Müsterih olunuz ve samimi bir şekilde Türkiye ile büyük bir ahenk içinde süren müzakere sürecimize güveniniz.
    Bu vesileyle, kısa bir süre önce Ankara'ya gerçekleştirdiğimiz ziyaret sırasında müzakerelerin yıl sonuna kadar sonuçlanması için bize tam destek ve güven beyan eden Sayın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e, Sayın Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve Sayın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'na bu anlamlı günde, buradan, sizin huzurunuzdan bir kez daha teşekkürlerimi iletmek istiyorum.”

    Kıbrıs Rum tarafının, haksızca elde ettikleri AB üyeliğini, Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye'nin aleyhine kullanıp, Kıbrıs sorununa kendi istedikleri gibi bir çözümü dayatmak gayretinde olduğunu gördüklerini anlatan Talat, bu gayretleri “beyhude” diye niteledi.
    Talat, Kıbrıs Türk halkının, güvenlik içinde bir yaşam uğruna verdiği mücadeleyi terk etmeyeceğini, kendi kararlılığı ve gücüyle elde ettiği kazanımları asla tehlikeye atmayacağını söyledi.

    TALEPLERİMİZ RUM TARAFINA KARŞI TEHDİT İÇERMİYOR

    Talat, “Kıbrıslı Türklerin talep ettiği temel insanlık ve kendi kendini yönetme hakları, özellikle Türkiye'nin garantörlüğü, Rum tarafına karşı tehdit içermiyor. O nedenle Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türk tarafının temel haklarına, yüzlerce yıllık kendi kendini yönetme geleneğine ve siyasi kazanımlarına saygılı olmalıdır” dedi.

    TÜRKİYE İLE BİRLİKTE BELİRLENEN DIŞ POLİTİKA ETRAFINDA OLMALIYIZ

    Kıbrıs sorununun, adil ve kalıcı çözümünü, bugüne kadarki kazanımları nasıl başarmışlarsa, o şekilde, yine kendi mücadeleleriyle başaracaklarını kaydeden Talat, şunları söyledi: “O nedenle bizim boş vermişliğe, kötümserliğe, tereddüte, çatışmaya vaktimiz yoktur. Dayanışma içinde olmamız gereken bu dönemde, toplumsal uzlaşma ve Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte saptanan dış politika ve müzakere stratejimiz etrafında birlik olmalıyız. Böylece, bundan 35 yıl önce, 20 Temmuz 1974'te, önümüze açılan yolu bir barış antlaşmasıyla döşemeliyiz.”

    KKTC Cumhurbaşkanı, var oluş mücadelesine destekleri için Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve Türkiye'deki kardeşlerine teşekkür ederek, bu mücadelede şehit düşenlere rahmet diledi.

    Talat, konuşmasını “Şimdi hep birlikte, el ele, çözüm ve güvenlik için, çocuklarımızın mutluluğu ve huzuru için geleceğe yürüyoruz” sözleriyle tamamladı.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı