Hürriyet'i Takip Et

Hürriyet'i Takip Et!
Hürriyet Facebook
Hürriyet Twitter

Çerkez ezgileri bu albümle kayıt altına alındı

Barış AKPOLAT
17 Aralık 2011
Çerkez ezgileri bu albümle kayıt altına alındı

Gökhan Şen (Marem Gokhan), içine doğduğu kültürle beslenmiş Kayserili bir Çerkez. Kabardey boyundan gelen Şen, yıllarca Çerkez düğünlerinde çaldı.

Ama bunların hepsini aile geleneği olarak biliyordu, Çerkez ezgilerinin kayıtları yoktu, bulamıyordu. Çerkez ezgileriyle büyümüş diğer arkadaşlarıyla birlikte çok bilinen ama kayıt altına alınmamış şarkılardan albüm yaptı. Eserlerde geleneksel Şkepşina, Apepşıne gibi Çerkez enstrümanlarının yanında akordeon, mandolin gibi modern enstrümanlar da kullanıldı.

- Çerkez ezgilerini albümleştirmek nereden esti? Çerkezlerle mi büyüdünüz?
- Kayseri’de Çerkezlerin özellikle de Kabardey kolu nüfusunun çokça yaşadığı Uzunyayla’da 1986’da doğdum. Babam Kabardey annemse Abaza’dır. Kesin tarih olmasa da Osmanlı-Rus Savaşları ve göçlerin tarihi sayılan 1864’te Kayseri’ye göçmüş ailemiz. Müzikse ailemden gelmiyor fakat kültürümüzde yeri çok büyük. Dil ve kültürün içinde ne kadar çok yaşarsanız müziğe de o kadar aşina olursunuz. Genelde çok bilinmez bu şarkılar fakat Çerkez düğünlerine gidenler iyi bilir.

- Repertuvarı nasıl oluşturdunuz peki?
- Repertuvarı oluştururken düğünleri baz aldım. Albümdeki tüm ezgiler düğünlerde duyduğumuz fakat asla bir profesyonel kayıtta bulamayacağınız şarkılardır. Hala hayatta olan bazı bestekarlar olsa da daha önce hiç kayıt altına alınmamışlar. En büyük amacım temiz bir kayıtla bu şarkıları klasörlemekti aslında.

- Daha önce albüm kayıt tecrübeniz olmuş muydu?
- Kayseri’de fazlasıyla amatör bir çalışmam olmuştu. İki günde hücum kayıtla hazırlayıp internetten eşe dosta dağıtmıştık. Bizim toplumda pek bu tarz albüm olmadığından o bile çok ses getirmişti.

/_np/6303/15266303.jpg

- Albümde akordeon çalıp vokal yapıyorsunuz. Ne zamandan beri çalıp söylüyorsunuz?
- Ailem kültürüne bağlıdır ve hatta konu kültür olunca biraz da tutucudur. Ben de bundan hep memnundum ve başka bir şey istemedim. 2004’te ilk kez üniversite için Kayseri’den ayrılıp Ankara’ya gittim. Orada yabancılık çekip Çerkez derneklerinin yolunu tuttum. Başlangıç seviyesinde akordeon çalardım fakat ne metronom ne nota ne de ritim bilirdim. Ankara Çerkez Derneği’nin dans çalıştırıcısının vesilesiyle Elbruz Dans Grubu’nda amatör olarak çalmaya başladım. İki yıl orada kaldıktan sonra eğitimimi tamamlamak için İngiltereye gittim. Sonra dönüp aile işimizde çalışmaya başladım.

- Albüm için ilk adım nasıl atılmıştı?
- Dördüncü parça olan ‘Sevginin Hatrına’yı iki arkadaşımla birlikte yazdıktan sonra Serdar Öztop’un stüdyosunda demosunu kaydettik. O kayıttan sonra diğerlerini de çalalım dedik. Eski melodileri modern bir sound’la yorumladık. Albümde, Çerkezlere özgü bir enstrüman olan Şkepşina, Apepşıne’dan kontrabas’a kadar pek çok enstrüman kullandık.

- Eski ezgilerin yeni hallerini dinleyenlerin yorumları nasıldı?
- İnsanlarımız açtı bu müziğe çünkü ancak düğünlerde dinleyebiliyorlardı. Merakla bekliyorlardı albümümü. Destek olmak için herkes resmi yollardan edindi. Benim albümdeki tek çıkarımsa aldığım haz. Çünkü gençlerin yanı sıra yaşlılarımız da çok ilgilendi ve duygulandığını söyledi.

ŞARKILARI DÜĞÜN KASETLERİNİ DİNLEYEREK ÖĞRENDİK

- Madem bu eski ezgiler kayıt altında değil nasıl ortaya çıkartıp tekrar kaydedebildiniz?
- Mesela kayıt altında olmayan birinci parça enstrümantal, asıl ismini araştırdım ama bulamadım. Bunu çalan çok profesyonel Kaynarlı Berkuk adlı bir akordeoncu var daha da başka çalanı görmedik. Kaynarlı Berkuk’un 1988’de çaldığı bir düğünün kasedini bulduk. Zaten albüm olmadığından genelde düğün kasetleri elden ele dolaşırdı. Biz de o kaydı dinleyip şarkıyı öğrenip çaldık. Sonra kendi stilimizi de kattık. Onu onöre etmek için adını Berkuk’s Makame (Berkuk’un Makamı) koyduk.

- Düğün kasetlerinden şarkı çalışmak zor olsa gerek...
- Evet arada bizim ezgilere başka şarkılar karışabiliyor veya bir alkış kopunca şarkının sonunu duyamayabiliyorsunuz. Çocukluğumuzdan beri şarkıları öğrenmek için düğün kasetleri dinlediğimizden bu bize normal geliyor.

- Albümü hem Türkiye’de, hem de Nalçik’te (Rusya’nın güneyinde, Kuzey Kafkasya’da, yer alan Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nin başkenti) kaydetmişsiniz. Böyle bir albümü kültürü bilen bir yerde kaydetmekle Türkiye’de kaydetmek arasında bir fark var mı?
- Elbette var, çünkü kültürü bilmeleri demek şarkı ve ezgilere hakim olmaları demektir. Hem bizim bir şey söylememize gerek kalmıyor, hem de bize fazladan fikir verebiliyorlar. Bu açıdan Nalçik’teki stüdyo çok işimize yaradı.

- Peki Nalçik’le nasıl bir bağınız var?
- Ankara’da Siyaset Bilimi bölümüne başladıysam da aile işimiz sebebiyle İngiltere’ye gidip işletme okudum. Ailemin işi Kayseri’de metal sektöründeydi fakat sonradan sektörü sert gıda ambalajları üreterek plastiğe doğru değiştirdik. Yeni fabrikayı da Nalçik’te kurduk. İki ayda bir İstanbul’a geliyorum. Yılın büyük bölümünü Nalçik’te geçiriyorum.

- Bu koşuşturmada albümü nasıl kaydedebildiniz?
- Biraz düzensiz çalıştık. Her geldiğimde birkaç gün stüdyoya kapanıp kendiş bölümlerimi çalışırdım. Diğer arkadaşlarımın da işleri yoğun olduğundan onlar da benim gibi çalıştı. Normalde bir yılda rahatlıkla bitecek albüm iş ve okul nedeniyle üç yıla uzadı.

Morhipo.com - Yorumlarınızı Yazınız
Bu haber hakkında henüz yorum yok. Yorumlarınızı Yazınız.
 ADnet  
Reklam için
© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding