Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Keşkesiz hayat olur mu?

Olur. Ama bu, tamamen size; kendinizin ve isteklerinizin ne kadar farkında olduğunuza, bunlar için ne yapabileceğinize bağlı.

O yüzden hayatınızdaki ‘keşke’ler için başkalarını suçlamadan önce derin bir nefes alın ve tekrar düşünün. Ne kadar cesur davrandınız?

***

Seminerler, kendini geliştirme teknikleri, ruhsal rahatlama metodları gibi pek çok ‘arayış’ın olduğu bir devirde yaşıyoruz. Yaşam koçlarıyla hayatlarımıza yön veriyor, çeşitli öğretilerin uzmanlarıyla kimliğimizi buluyoruz. Benim bu köşede anlatmaya çalıştığım yöntemler, bunların bir özeti aslında. Ama hepsinin başında ‘cesaret’ geliyor. Başlamak ya da bitirmek için cesaret; devam etmek ya da vazgeçmek için yine cesaret... Peki, nerede satılıyor bu cesaret? Nereden, kimden alacağız?

Bunun tek bir yanıtı var: Kendimiz.

20. yüzyılın tanınmış mistiklerinden Osho’nun, OWO Yayınları’ndan çıkan ‘Cesaret-Tehlikeli Yaşamanın Coşkusu’ kitabında dediği gibi:

‘Eğer cesur değilsen samimi olamazsın.

Eğer cesur değilsen sevemezsin.

Eğer cesur değilsen güvenemezsin.

Eğer cesur değilsen gerçeğin peşine düşemezsin.

O yüzden önce cesaret gelir.

Ve diğer her şey onu izler.’

Cesaret, bütün korkulara rağmen bilinmeyene adım atmaktır. Acaba siz, ne kadar cesursunuz? İşinizi seviyor musunuz? Sevgilinizle ya da eşinizle ilişkinizden memnun musunuz? Hayatınızda sizi rahatsız eden ne var? Neden yerinizden kıpırdamıyorsunuz? Bu noktada ‘keşke’siz bir hayat olasılığını arttıracak bir seminerden bahsedeceğim: Cesaretle İlerlemek.

Fillerle İlerlemek !

Cesaretle İlerlemek adlı semineri, Dost Can Deniz veriyor. Endüstri mühendisliği eğitimi, finans sektöründe harcanan stres dolu yıllar ve birdenbire frene basıp ‘ben ne yapıyorum?’ sorusuyla yön değiştiren bir hayat; İşte Dost Can Deniz’i yaşam koçluğuyla buluşturan an. O andan sonra, tıpkı kendisi gibi ‘yaşam deneyimini değiştirmek isteyen’ insanlarla çalışıyor. Onlara cesaretle ilerlemeleri, hayatlarındaki güvenli bölgeden çıkmaları için yol gösteriyor. ‘Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalıdır’ felsefesiyle yaşıyor. Bir Kültür Merkezi’nde ‘Cesaretle İlerlemek’ seminerleri yapıyor. www.cesursorular.com adresinden abone olabileceğiniz bir elektronik dergi çıkarıyor. Ayrıca Cesur Sorular adında bir kitabı var.

Ne tür korkularla başa çıkabileceğimizi merak ediyorum...

Psikolojik bir korkudan, fobiden, panik ataktan bahsetmiyorum. Çünkü terapi yapmıyoruz. Sadece gündelik konular. Yani bir iş kursam başarılı olur muyum? İş değiştirirsem ne olur? gibi, insanın kendine sorup yanıtını alamadığı sorulardan ve onların getirdiği korkulardan bahsediyorum diyor. Dost, bu korkuları seminerde Christopher Nevill’in bir benzetmesiyle açıklıyor. Katılımcıları, zihinlerinde uçağa bindirip Güney Afrika’ya safariye götürüyor. Günlük programlarını saat saat kendilerinin yapmalarını istiyor. Yaptıkları program sonucunda ormanda karşılarına bir fil çıktığını hayal ediyorlar. Bu noktada siz, ne yaparsınız?

a) Kaçarım

b) Saklanırım

c) Bayılırım

d) Filin üzerine koşarım

Fili, yaşamımızda verdiğimiz/veremediğimiz kararlardan dolayı yaşadığımız korkular olarak düşünürsek, yapmamız gereken, filin üzerine koşmak. Ama bizler genelde d şıkkı dışındaki seçenekleri deneyerek sorunu, bir başkasına, dünyaya ya da filin kendisine yüklüyoruz! Birisi beni korkularımdan kurtarsın, diye bekliyoruz. Garanti istiyoruz. Ormanda, filden kaçmak için önce korkularımdan kurtulmam gerek, diyerek yolun ortasında durursanız fil sizi ezip geçecektir! Aynen yaşamda da olduğu gibi! Çünkü korkulardan kurtulmak mümkün değil. Korkuya rağmen insan riski göze alır ki cesaretin anlamı budur.

Bu çalışma, her ne kadar seminer tarzı olsa da meditasyon, konuyla ilgili şiirler, yazılar, şarkılar kullanılıyor.

HAYAT PLANLANIR MI?

Bütün bunlar, hayat planlanabilir bir şey mi acaba? sorusunu aklıma getiriyor. ‘Kesinlikle hayır.’ diyor. Dost Can Deniz. ‘Ama planlanması gerekir! İnsanın, hayatına bir anlam verme çabası, ana motivasyon kaynaklarından biridir. Yaşadığı zorluklara ve karşılaştığı olaylara bir anlam verebilmek, ‘benim yaşamımın ne anlamı var’ sorusuna yanıt verecektir. Bu soruyu soran da yanıt veren de biz olduğumuz için anlamı verecek bir plan yapmamız lazım. Ama kendimizi plana harfiyen bağlı kalmak için zorlarsak mutlu olamayız; yaşamın bize verdikleriyle çalışmalıyız.’

Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıkan bir adamın verdiği seminerden yola çıkarak ‘cesaret’i sorguladık. Dost Can Deniz, bu yolculuğunda üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Tıpkı benim seçtiğim yol olan Tai Chi’de de olduğu gibi. Çünkü Tai Chi’nin en büyük yararı, farkındalığı geliştirmesi. Yani zihniniz ve bedeniniz ruhla beraber tam bir dinginliğe ulaştığı zaman daha olumlu ve toleranslı bir insan oluyorsunuz ve etrafınızda olanların çok daha farkında olabiliyorsunuz. Kontrollü bir hassaslığa sahip oluyorsunuz. Sonra da tüm kalbinizle istediklerinizin gerçekleştiğini görüyorsunuz. Madem hiçbir şeyin garantisi yok, o zaman sevdiğimiz şeylerin peşinden gitmenin yollarını araştıralım.

Mümkün olduğunca çok sayıda hata yap, ama bir şeyi unutma: Aynı hatayı tekrarlama. Ancak o zaman gelişirsin.

<ı>Osho
X