"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Kesin İtalyan KBB’cilerin işi bu Silviyo Abi

İTALYA Başbakanı Silvio Berlusconi’ye düzenlenen hain saldırıyı görmüşsünüzdür.

Tartaglia (Hayır, ısrar etmeyin, “tartaklama” esprisi yapmayacağım!) adlı bir vatandaş, bir heykelcik yardımıyla, halk arasında “Vur gözüne, karakolu görmesin” olarak bilinen tekniği kullanarak çakmış Berlusconi’ye!

Ağız burun Çarşamba Pazarı.

İçime işledi tabii bu hali Silvio’nun. Tartaglia adlı arkadaşın 10 sene önce vidaları gevşettiği ve klinikte sıktırdığı söylendi.

Silviyo Abi de “İyiyim” dedi, olay sulanır, kapanır.

* * *

Ama ben kül yutmam!

Kendince iyi bir polisiye roman ve seri katiller tarihi okuyucusu olarak bu işte bir bit yeniği olduğuna hemen uyandım.

“Hımm” dedim, Aman vermez Avni gibi ve devam ettim: “Bir heykelcik ve bir burun darbesi ha? İlgiiiiinç!”

Hafızamda zayıf bir ışık belirdi.

Işığın peşinde hafıza koridorlarında ilerlerken içimden “Keşke bir Komiser Kolombo pardösüm olsaydı, havalı durabilirdi. Ama şekilcilik hafiyeyi bozar, işine bak sen” diye geçirdim.

Ve ışığın kaynağına ulaştım...

Inınının.

Yıl 2005. Silviyo Abi, Roma’da saldırıya uğruyor.

Saldıran kişi bir fotoğraf makinesi tripodu kullanıyor ve Silviyo Abi’yi kulağından yaralıyor.

Saldırgan kulak hedefler mi?

Üstünde durulmayan bu “kulak” saldırısının ardından “burun”a girişilmesi şüphelerimi doğruluyor.

Bu, kesinlikle İtalyan Kulak-Burun-Boğazcıların işi Silviyo Abi.

Herkesi kızdırma potansiyelin olduğunu bildiğimden detayları merak etmiyorum.

Ancak KBB’cilerin çalışma şeklini biraz bilirim.

Kulak... Burun... Ve evet abi, Boğaz!

Kıllandırmak istemem ama senin yerinde olsam mesela vampir filmi galasından uzak dururdum.

Bir de gömlek yakalarını duble yaptır ısırmalara karşı.


Haydi, geçmiş olsun.

 

Bir tavsiye bir uyarı

 
HABER kanallarının 07.00-09.00 arası blokları yıllardır yakın takibimde. Sayelerinde dünyaya bağlanıyorum, neler olmuş neler bitmiş öğreniyorum.

Ancak son dönemde 08.00-10.00 arasına doğru bir kayma yaşamaya başladım.

Bunun nedeni uykudan çalmak değil, zaten aynı saatte kalkmaya devam ediyorum.

Mesaimde sapmaya yol açan program TRT Türk’teki “Haberdar” oldu.

Diğer haber kanallarındaki uzun reklam aralarından kaçarken keşfedip, sıkı takipçisi oldum.

Şeniz Özmert ve Serhat Akça sunuyor.

Sade bir stüdyo. Dev ekranla temsil edilen yüksek teknolojinin yardımını alıyorlar.

Moscow Times’tan Al-Hayat’a, USA Today’den Bavyera bölgesinin medar-ı iftiharı Süddeutsche Zeitung’a pek çok gazeteden haber aktarılıyor.

Dokunmatik ekranda haberlerin büyüyüp küçülmesini seyretmek, sakin ve makul bir şekilde gündeme hâkim olmak ve bu arada reklamsız 2 saat geçirmek akıl çelici.

Dün sabah Ankara’daki güvenilir kaynağım Metehan Demir direkt “Haberdar” stüdyosundan bildiriyordu mesela.

Sabah haber takipçilerinin aklında bulunsun.

Buraya kadar tavsiye bölümüydü.

Şimdi de uyarı kısmına bakalım işin:

Bu program gazete ve televizyonlarda çalışan Dış Haber Editörleri için büyük tehdit aslında.

“Haberdar”ı seyredip/dinleyip sabah yazı işleri toplantısına giren Genel Yayın Müdürü’nün çenesi bitirir insanı, ben söylemiş olayım!

X