MENÜ

İstanbul'un en naif beyefendisi Kandilli'yi

doya doya yaşamak için 5 eşsiz sebep

KAYDIR6657A1DD-6E78-429E-89FB-338B6D446723Created with sketchtool.

Yahya Kemal Beyatlı’ya şiirler yazdıran, Münir Nurettin Selçuk’u aşka getiren, sarayların ve ormanların gölgesi altında on yıllardır Boğaz’ın en korunaklı ve en naif köyü olmayı başaran, sokaklarında nice yazarı, iş adamını, sanatçıyı ağırlayan Kandilli’deyiz… Burası, İstanbul’un İstanbul kalabildiği, izleyene Boğaz’ın en güzel yüzünü gösterdiği birkaç noktadan biri… El değmemiş tarihi sokakları, yalıları, sarayları, lezzet durakları ve yenilikçi projeleriyle işte Kandilli hakkında bilmeniz gereken her şey!

İstanbul'un paha biçilemeyen

en görkemli yalıları

Boğaz'ın en naif köyünde üç görkemli yalıdan bahsedeceğiz şimdi de... İlki elbette Kont Ostrolog Yalısı... Şimdilerde Rahmi Koç'un ikamet ettiği eşsiz yapı, 19. yüzyılda Osmanlı sarayında danışman olan Polonyalı Kont Leon Ostrorog için inşa edilmiş. Dışının zerafeti ve içinin işçiliğiyle Boğaz'ın kuşkusuz en önemli yalılarından biri burası... Elbette Kandilli demişken meşhur Kıbrıslı Yalısı'nı anlatmadan geçmek olmaz. Boğaz'a en uzun cephelerden birine sahip; tam 64 metre.... İsmini Osmanlı'nın sadrazamlarından Kıbrıslı Emin Paşa'dan alıyor. Son olarak özellikle birkaç yıldır adından sıkça söz ettiren Edip Efendi Yalısı'na uğrayalım. Adı son yıllarda ev sahipliği yaptığı dizilerle tanınsa da aslında dünyadaki şöhreti çok önceye dayanıyor. Dünyaca ünlü Amerikan dergisi Harper's Bazaar, bu benzersiz yapıyı kapağına taşımıştı. 19. yüzyılın başında yaptırılan yalı, Boğaz'ın en dar ve akıntının en şiddetli olduğu noktada olma özelliğini de taşıyor. 

Boğaz'ın ortasında kusursuz bir şiir:

Adile Sultan Sarayı

Adile Sultan, divan sahibi Osmanlı'daki tek kadın şair... İşte ismini verdiği bu muhteşem saray da Boğaz'ın ortasında bir şiir gibi öylece duruyor. 1853 yılında Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılmış. Eğitime verdiği önemle bilinen Adile Sultan 1889'da bu sarayı eğitime açtırmış. 1916 yılında Kandilli Kız Lisesi'ne dönüştürülen bu eşsiz yapı, 80'lerde geçirdiği yangın sonrası Türkan Saylan ve Sakıp Sabancı'nın çabalarıyla yeniden hayata kazandırılmış. Saray, Boğaz'ın en güzel ve en geniş açılı manzarasını sunuyor. Görenleri büyüleyen balo salonu, yeşilin binbir tonuna ev sahipliği yapan bahçesiyle hala İstanbul'un en seçkin davetlerinin ilk akla gelen mekanlarından biri...  

Meyhanesinden sushi’cisine

en gözde lezzet durakları

Kandilli denince akla ilk gelen mekân, kuşkusuz Adile Sultan Sarayı’nın içinde yer alan İstanbul’un en ünlü restoranlarından Borsa… 120 kişilik kapasitesiyle yaz kış hizmet veren restoran, manzarasıyla da dünyada birçok kez en iyi manzaraya sahip mekanlar listelerinde yer almayı başardı. Özellikle tam da bu mevsimde gün batımı zamanına denk gelmenizde fayda var. Menü ise Saray’a yakışır şekilde Osmanlı mutfağından örneklerle dolu. Gitmişken mutlaka kekikle marine edilmiş bıldırcın ızgarası, saray tepsisi veya bıçak kıymasından yapılan ‘tarşuşi’ kebabını tatmayı ihmal etmeyin. Diğer mekan ise Boğaz’da balık keyfini çıkarmayı en iyi bilenlerin hemen aklına gelebilecek bir meyhane: Suna’nın Yeri… Mutfağın yıllardır değişmeyen isimleri Bayram ve Cengiz Usta sadece mevsim balıklarını pişirir. Dolayısıyla balık her daim burada tazedir. Boğaz’ın en güzel, akıntıyı izlemesi en keyifli noktalarından birinde konumlanan Suna’nın Yeri’nde gümüş ve tekirin tadı başkadır. Fava ve (mevsimiyse) enginar dolmasını önden sipariş etmeyi de unutmayın. Ara sıcaklardaki balık köftesine de ayrıca dikkat! Son olarak da İstanbul’un en iyi sushi barlarından İoki’nin en gözde şubelerinden birinin muhteşem terasıyla Kandilli’de olduğunu da hatırlatalım.

El değmemiş Osmanlı sokakları,

Boğaz’ın akciğeri koruları

İskeleyi sırtınıza alıp Kandilli’ye yüzünüzü döndüğünüzde karşınıza hemen o sokak çıkar: Sıra sıra rengarenk evleri, önlerinde yükselen erguvan ağaçlarıyla tarihi Sıraevler Sokağı… Sokağın başından sonuna kadar yürüdüğünüzde kendinizi tam anlamıyla 1800'lerin Osmanlı'sında hissedeceksiniz. Çünkü burası, İstanbul'un Osmanlı sivil mimarisine ev sahipliği yapan en iyi korunmuş sokakların biri... Yolun sonu sizi şehrin en güzel manzaralarından birine çıkaracak. Elbette Kandilli'yi bu kadar eşsiz yapan değerlerden biri de tek bir ağaç bile kesilmeden bugünlere gelmiş olması. Özellikle erguvan mevsiminde Cemile Sultan Korusu ve Sevda Tepesi'ne hayran kalacaksınız. Korunun içindeki Hünkar Köşkü'nde sizi muazzam bir kahvaltı da bekliyor. 

Semtin bütün ayrıcalıklarını bir araya

getiren görkemli bir proje:

Nef Kandilli

Boğaz'ın incisi Kandilli'de bu sıralar herkesi heyecanlandıran bambaşka bir telaş var... Nef, luxury living anlayışını Kandilli'ye taşıyor. Hem mimarisiyle semtin ruhuna ayak uyduran hem de yenilikçi Foldhome (katlanabilir, değişebilir ev) icadıyla sakinlerinin hayatını kolaylaştıracak Nef Kandilli'nin arkasında dünyaca ünlü Türk Mimar Emre Arolat'ın imzası var. Evlerin iç tasarımı ise dünyaca ünlü İtalyan moda evlerinin yaratıcıları Missoni ve Etro’ya emanet… Proje semtin bütün ayrıcalıklarının tadını en konforlu düzeyde çıkarmanız için tasarlanmış.  Nef Kandilli'nin ayrıcalıklarından biri de, proje sakinlerinin Kandilli'de bulunan Nef'e ait bir yalıyı özel davetleri için kullanabilecek olması... Yani aslında sadece yılın belli günlerinde ihtiyaç duyacağınız bir yalınız da olmuş oluyor. Tekneden önünde inip, Suna'nın Yeri'nde balığınızı yiyip, mahallenin en güzel sokaklarından geçip ve son olarak Boğaz'a karşı evinizin tadımı çıkarabilirsiniz. 

VIP ön satış döneminde yerinizi ayırtmak için burayı tıklayın”

Bu bir sponsorlu içeriktir