MENÜ

'Avantgarde' kimdir; neye denir?

Fransızcası böyle: Avantgarde... Türkçe'ye avangart olarak geçmiş. Bu terimi ilk kez sanatta kullanan ise Saint-Simon... Peki, bugünün dünyasında avangart kime denir; nasıl olunur?

 

Mehmet ÖZDOĞAN / mozdogan@hurriyet.com.tr 

 

 

Diğerlerinin öncüsüdür 

 

Arkasından başkalarının gelmesine alışıktır. Çünkü yeni bir şey ortaya koymak onun esas meselesidir. Tanımları, kavramları, bilinen bütün formülleri değiştirmeye hep açıktır. O sadece ilk adımı atan değil; ilk büyük mesafeyi de kaydedendir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

20. yüzyılın başlarında Avrupa’nın karşıt uçlarında iki avangart eğilim ortaya çıktı. Birisi gelişen teknolojiyi yücelterek tarihi birikimi göz ardı eden fütürizm, diğeri ise burjuvanın endüstrileşmiş şehirlerindeki değerleri reddeden ilkelcilik. Nicholas Roerich ve Ivor Stravinsky, bu iki avangart eğilimi buluşturdu. Ortaya ‘Bahar Ayini’ gibi bütün yüzyılın müzik serüvenine öncülük eden bir eser çıktı.

Her anlamda sıra dışıdır 

 

Onu en çok diğerlerine benzemek rahatsız eder. Bakan, bir daha bakar. Farkını ufacık bir detayla da olsa ortaya koyar. Kimsenin görmediği bir noktayı seçip derdini bambaşka bir yöntemle anlatmayı becerir her zaman…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

‘Avangart’ denince akla gelen ilk isim belki de o: Picasso… Bu tablo ise, 20. yüzyılın en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen ‘Avignon’lu Kızlar’… En yakın sanatçı dostlarının bile şüpheyle yaklaştığı bu eser, doğaya bakış açısı ve yapılış mantığıyla kuşkusuz yüzyılın en sıra dışı yapıtlarından biri olarak tarihteki yerini aldı.

Kapasiteleri zorlamaya bayılır

 

Hep daha fazlasını yapabilmek ister; kendisinden beklentileri büyük, yapabileceklerine güveni de hayli yüksektir. Daha öncekilerinin ona koyduğu her limit; onun için sadece yeni bir oyuncaktır.

Bütün mimarların imrenerek izlediği bir kadındı o: Zaha Hadid… Yakınlarda aramızdan ayrılan Irak asıllı İngiliz mimar, hayatını hem kendi hem de fizik kurallarının kapasitelerini zorlamaya adadı. Son 30 yılın mimari akımlarına şekil veren isimlerden biri oldu. Bu eseri ise 2014’ün en iyi tasarımı seçilen Bakü’deki Haydar Aliyev Kültür Merkezi…

Mücadele onun işidir

 

Zaten onu bu kadar konuşmamızın esas sebebi de, mücadeleci ruhu değil mi? Bütün zorluklara baş edebilmek onun var oluş nedenidir.

Gerçeküstü olmaktan hiç kaçmadılar, şiiri diğer sanatlarla birlikte yücelttiler ve en önemlisi de daha önce gelen akımlarla mücadeleyi sürdürdüler… İkinci yeniciler, bugün Türk şiirinin en önemli temsilcileri hala... Fotoğraftaki isim ise, herkesin yerinde olmak istediği o kadın; Tomris Uyar. 

Neye ihtiyacı olduğunu iyi bilir

 

İhtiyacından fazlasını kullanmayı hiç sevmez. Neyin ne kadara mal olacağını baştan çok iyi hesaplar. Sen daha fazlasını versen de o, sadece ihtiyacını kadarını alır; gerisini aynen iade eder.

Dogville, yakın geçmişte avangart sinema denince aklımıza gelebilecek belki de ilk örnek. Lars Von Trier imzalı bu başyapıt, Hollywood filmlerinin daha fazla illüzyon yaratmak için harcadığı milyonlarca liranın aksine, bütün film dekorunun tek kareye sığdırıldığı bir yapıt olarak karşımıza çıkıyor. Film, neye ne kadar ihtiyacı olduğunu çok iyi biliyor.

Herkesin her yerden ona ulaşabilmesini ister

 

Sıra dışı olması, onu asla ‘ulaşılamaz’ bir yere konumlamaz. Çünkü, o zaman ‘öncü’ olamaz. Ulaşılabilirlik, onun en kıymetli özelliklerinden biridir.

Graffiti sanatı hakkındaki görüşler çeşitli… Modern zamanların en etkili sanat yöntemlerinden biri olarak kabul eden de var; vandalizm olduğunu düşünen de… İşte dünyanın en popüler sanatçılarından Banksy, çizimlerini herkesin ulaşabileceği bu alanlarda konumlayarak graffitiyi belki de dünyada hiç olmadığı kadar görünür hale getirdi.

Çevresini korur; iyi bir dünya bırakmaya çalışır

 

Öncü olmanın sorumluluklarının farkındadır. O, hem bugünün hem yarının dünyasına sahip çıkmaya; ondan sonra geleceklere iyi bir dünya bırakmaya çalışır.

1982 yılında Manhattan, uzun yıllar çevreci sanat akımının konuşacağı bir projeye ev sahipliği yapmıştı. Sanatçı Agnes Denes “Wheatfield – A Confrontation’’ (Buğday Tarlası – Bir Yüzleşme) projesi için Wall Street ve Dünya Ticaret Merkezi yakınlarındaki iki dönümlük araziye buğday ekti. Amacı, dünya çapında açlığa ve ekolojik kaygılara dikkat çekmekti.

Şimdi Siemens avantgarde

ile tanışın!

·  Eşsiz tasarımıyla her anlamda sıra dışı olmayı başarıyor.

·  Beklentilerin çok ötesindeki teknolojisiyle her daim öncü…

·  10 kg’a ulaşan yıkama kapasitesiyle sınırları zorlamaya bayılıyor.

·  Üstelik 16 farklı tür lekeyle mücadele edebilecek kadar da inatçı….

·  i-Dos teknolojisiyle kullanılacak deterjan miktarını otomatik olarak belirliyor; neye ihtiyacı olduğunu iyi biliyor.

·  Home Connect uygulaması ile herkes ona her yerden ulaşabiliyor.

·  sensoFresh teknolojisi ile kıyafetlere sinen tüm kokuları yıkamaya gerek duymadan aktif oksijenle kısa zamanda yok etme olanağı sunuyor. 

·  A+++’dan %40 daha tasarruflu ve çevreye saygılı!