MENÜ

5 şehir 50 eşsiz öneri:

Akdeniz'in kalbi Kuzey Kıbrıs

KAYDIR6657A1DD-6E78-429E-89FB-338B6D446723Created with sketchtool.

 Mehmet ÖZDOĞAN

mozdogan@hurriyet.com.tr

 Uğruna nice savaşlar verilen, medeniyetinin doğduğu Akdeniz’in en gizemli hikâyelerine sahne olan adeta bir doğa mucizesi Kıbrıs… Dünyanın sayılı kumsalları, eğlencenin mabetleri, 300 gün güneş, başka yerde bulamayacağınız lezzetler, anlata anlata bitiremeyeceğimiz koca bir tarih; gerçek bir tatile dair ne ararsanız hepsi Kıbrıs’ın kuzeyinde… Hiç sözü uzatmadan başlıyoruz; siz başka bir sayfa açıp bilet bakmaya şimdiden başlayın; hazırladığımız rehberi bitirdikten sonra o bileti alacağınıza garanti veriyoruz! 

 

 

 

Medeniyetlerin başkenti: LEFKOŞA

 

 

 

 Lefkoşa’da dört ayrı medeniyetin izlerini tek bir fotoğraf karesine sığdırabilirsiniz: Lüzinyan, Venedik, Osmanlı ve İngiliz dönemleri… Hem KKTC’nin, hem de Rum Kesimi’nin başkenti olan şehir, gerçek bir Ortaçağ şehri karakterine sahip. Bir adımınızda Lüzinyan krallarının izlerini, diğer adımda katedrallerin büyüsünü hissederken daha sokağı bitirmeden tam teşekküllü bir Osmanlı konağını keşfedebilirsiniz. 

En az 3 saatliğine tarihin içinde kaybolun

Her Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri Girne Kapısı’nın önünden ücretsiz profesyonel rehber eşliğinde şahane bir tur başlıyor. Venedik döneminden kalma Girne Kapısı’nın ardından, Gotik mimarinin Doğu Akdeniz’deki en güzel örneklerinden Fransız eseri Selimiye Camisi yani St. Sophia Katedrali’nin taş oyma işçiliği gözlerinizi kamaştıracak. Lefkoşa Surları’nın size çizdiği yolda karşılaşacağınız en önemli eser ise Osmanlı’nın adadaki en büyük mirası, Büyük Han… 68 odalı bu han, bugün hala 450 yıl önceki kadar canlı. Bu turda ihmal etmemeniz gereken diğer rotalar ise Venedik Sütünu, Büyük Hamam ve St. Catherine Katedrali…

Osmanlı konaklarını keşfedin

 Restore edilmiş cumbalı Osmanlı konaklarının bulunduğu Arabahmet Mahallesi ve Etnografya Müzesi olarak kullanılan Derviş Paşa Konağı, Kıbrıs kültürünün yakın tarihinin en güzel örneği… Yaklaşık 150 yıllık bir tarihi olan efsane konağın alt katı taştan, üst katı kerpiçten yapılmış. Cumbalı konakların en güzel örneklerinden Derviş Paşa Konağı, aynı zamanda şehrin Etnografya Müzesi… 

Şeftali kebabını burada tadın

 Adanın en meşhur yemeği bu… Benzersiz bir lezzeti var. Yediğiniz hiçbir kebaba benzemiyor, baştan söyleyelim. Koyun veya keçinin iç zarının kıyma, soğan ve maydanoz ile karıştırılan ve dolma biçiminde sarılıp, şiş veya ızgara telinde pişirilen bir yemek… Kıbrıs’ın her yerinde Şeftali kebabını tadabilirsiniz. En iyi yapanlardan biri de Lefkoşa’daki Anibal Restaurant. Sedirhan’ın tulum peynirinden yapılan Piruhi mantısını ve Mardo’nun eşsiz dondurmalarını da tatmayı ihmal etmeyin. 

 

 

 

 

Adanın gözbebeği: GİRNE

 

 

 

 Girne… Akdeniz’in gizemini hala koruyan en güzel ve en korunaklı şehirlerinden biri! Dünya standartlarındaki otelleri, bugüne kadar korunmuş ve hala ticaretin kalbi olan limanı ve eğlencenin kalbi olması özelliğiyle Girne, size hem hızlı hem sakin hem de ilham verici bir tatili aynı gün içinde sunan dünyadaki nadir şehirlerden biri… 

Limanda günü batırın

 Tarihi bundan tam 1400 yıl öncesine dayanıyor. Gün batımını ister M.S.VII. yüzyılda Arap akınlarına karşı yapılan Kale’nin tepesinden izleyin, isterseniz Liman’daki sıra sıra dizilmiş mekanlardan birine oturup içkinizi yudumlarken… Yakıcı güneşten korunmak için limanın hemen üstündeki tarihi dar sokakların arasında kaybolabilirsiniz. Gerçek bir Akdeniz adasında olduğunuzu burada çok daha iyi anlayacaksınız. Şeftali kebabının tadına bir de burada bakayım diyorsanız Niazi’ye, tavuk dolmanın en iyisini denemek istiyorum diyorsanız Eziç’e alalım sizi. 

Bu pencerede dünyanın sahibi gibi hissedin!

 Kıbrıs’ın belki de en büyüleyici yeri… Kuzey’deki üç dağ kalesinden biri burası: St. Hilarion Kalesi… Deniz seviyesinden tam 732 metre yukarıda. Ziyaret edilebilecek bölümleri, barbikan, kiler, atölye, mutfak, kraliyet sarayı, sarnıç, Prens John Kulesi ve Bizans Kilisesi… Ama en baştan çıkarıcı olan yine gotik tarzda oyularak yapılan Kraliçe Penceresi’nden Akdeniz’i izlemek. Burada gerçekten kendinizi gerçek kral/kraliçe gibi hissedebilirsiniz. Manzaraya doyamadıysanız sizi şehrin en önemli gotik eseri Bellapais Manastırı’na alalım. 

Girne'nin gecesini yaşayın! 

 Nisan başından itibaren Girne’nin gecesi gündüzünüzden daha hareketli. Eğlence Ekim-Kasım’a kadar da tam gaz devam ediyor! İster limandaki Ego Bar’da kokteyllerinizi yudumlarken geceye hazırlanın, ya da daha soft bir eğlence için 3 Lounge’a uğrayın. Birçok canlı müzik seçeneğini es geçip, casinolara hızlı bir giriş de yapabilirsiniz.

 

 

 

Kumlarla kaplı şaheser: GAZİMAGUSA

 

 

 

 Ortaçağ mimarisinden bahsettik daha önce Lefkoşa’yı anlatırken. Ancak Mağusa’da göreceklerinizi dünyanın hiçbir yerinde göremeyebilirsiniz. Burası yaşayan gerçek bir açık hava müzesi… Deniz kapısından başlayın, adım adım bütün şehri yaşayın. En büyük tavsiyemiz bu. Yanı başındaki Kapalımaraş’a göz kırpın, medeniyetler arası unutulmaz bir yolculuğa çıkın. 

Lala Mustafa Paşa Camii ve Namık Kemal Zindanı

 Neredeyse Milano’nun meşhur Duomo’su kadar etkili. 700 yıllık şahesere bakmaya doyamıyorsunuz. Kudüs krallık tacının giyildiği bu katedralin hemen önündeki çok az bulunan bir tropik incir ağacı türü olan tarihi cümbez ağacının önünde fotoğraf çektirmeyi ihmal etmeyin. Görkemli Venedik Sarayı’nın avlusunda ise sizi bambaşka bir hazine bekliyor: Namık Kemal Zindanı… 1873’te “Vatan Yahut Silistre” oyununun sahnelenmesi sebebiyle 38 ay kaldığı bu binada Namık Kemal’den izlere rastlamak da mümkün. Hazır merkezdeyken İkiz Kiliseler’i, efsanevi Othello Kalesi’ni ve Antik Tiyatro'yu da ziyaret etmeyi ihmal etmeyin. 

Maraş’a sahilden bakıp büyülenin

 Palm Beach’in altın sarısı kumlarına uzanıp ıssız şehir Kapalı Maraş’ı izlemelisiniz. 1974’te Kıbrıs’ın alınmasıyla kapatılan şehir, o dönem sadece Doğu Akdeniz’in değil, bütün Akdeniz’in en popüler turizm kasabasıymış. 12 bin yatak kapasiteli şehir için tam 27 yıl sonrasına yani 2001’e otel rezervasyonu varmış. Sophia Lauren’in bile burada yazlığı varmış. Eski bir Kıbrıslıyı yanınıza alıp, adanın o dönemini daha detaylı dinlemelisiniz. 

Hellim de hellim!

 Evet; Kıbrıs demek Hellim demek… Gireceğiniz her restoranda nar gibi kızarmış hellimlerin tadına bakabilirsiniz. Sonra da doğruca şahane bir kapanış için Petek Pastanesi’ne… Dondurmalar, Kıbrıs'a özel tatlar, eşine benzerine rastlayamayacağınız türlü çeşit tatlı sizi bekliyor burada. 

 

 

 

Portakal kokusunu içine çek: GÜZELYURT

 

 

 

Yemyeşil bahçeleri, el değmemiş Osmanlı dokusuyla tipik bir Türk yerleşimi burası. Girne, Lefkoşa ve Lefke’nin ortasında kalıyor. Gerçek huzuru deneyimlemek için mutlaka uğramalısınız. Portakalı, mandalinası, limonu, greyfurtu… Elinizi hangisine atsanız en lezzetlisine denk geliyorsunuz.

Gizemli Lefke’nin izinde

 Lefke adının nereden geldiğiyle ilgili birçok teori var ama en güçlüsü Büyük İskender’e dayanıyor. İskender’in generallerinden Philedelphus’un oğlu Lefkon’a bir şehir kurması için hediye ediliyor bu bölge. Kuşkusuz adanın en güzel yerlerinden biri burası. Turuncu, mavi ve yeşilin aklınıza gelebilecek bütün tonları aynı kareye sığıyor. Ceviz ve hurma ağaçları da bu gezide size eşlik ediyor. Tertemiz havasıyla senelik huzur depolayabileceğiniz bu şehre en az yarım gün ayırmayı ihmal etmeyin. 

Kendinizi tamamen doğaya ve tarihe bırakın

 Kısa bir süre yine son dönem Osmanlı mimarisinin en iyi örnekleri arasında gezindikten sonra rotanız doğruca doğa olsun! Yeşilırmak köyünde çilek toplayın, rekorlar kitabına giren Asma’yı fotoğraflayın, taze sıkılmış portakal suyunuz eşliğinde bir tepeden Akdeniz’in en güzel mavisini izleyin. Yapabiliyorsanız da günü o tepelerden birinde doğurun. 

 

 

 

Altından bir yarımada: KARPAZ

 

 

 

 Veee en güzelini, en eşsizini, en unutulmayacak olanını sona sakladık. Garanti veriyoruz, burada denize girdikten sonra o meşhur “Gittiğim en güzel kumsallar” listeniz alt üst olacak. Öyle bir berraklık, öyle bir tabiat harikası, öyle bir huzur… 

Akdeniz'in en büyülüsü: Altın Kumsal

Değil Akdeniz’in; dünyanın en güzel kumsallarından biri burada. Zaten bugüne kadar girmediği liste de kalmamış. Altın Kumsal’ı yukarıdan izlemesi ayrı keyif, kumlarında yürüyüp turkuazla bütünleşmek ayrı… Ay. Philon’da günü batırmayı ihtmal etmeyin bir de… Eko Turizm Köyü’nde doyasıya ada mutfağının en güzel örneklerini tadın. Mehmetçik Köyü’nden de üzümden yapılan sucukları depolayıp; köfter ve plauze’nin de tadına bakmayı ihmal etmeyin. 

Tabiat buraya torpil geçmiş!

 Kocaman bir tarihe sahip. İskele İkon Müzesi’nden tutun bazilikalara, Kantara Kalesi’nden Urania harabelerine 20 asırlık tarih var burada. Eski medeniyetlerin buraya neden yerleştiğini o kadar iyi anlıyorsunuz ki gezerken. Çünkü olağanüstü bir tabiat var. Siz de bir yürüyüş turuna katılın ve yanıbaşınızdaki bu coğrafyanın tadını çıkarın. 

BONUS: Kıbrıs’ın sizi kocaman bir gülümsemeyle bekleyen halkı

 Tüm bunlar onların onca acıya, ayrılığa, çalkantıya ve bilinmezliğe rağmen gülümseyen yüzleri olmasaydı anlamsız kalırdı tabii. Adaya girdiğiniz anda polis memurundan sokak satıcısına herkesin size nasıl içten bir “Merhaba” dediğini gözlerinizle göreceksiniz, kalbinizde hissedeceksiniz. Bir ülke düşünün, 43 senede bir elin parmağını geçmeyecek kadar vukuat çıkmış; hırsızlık desen yok. Evlerin kapıları açık, güven dolu bir cennet burası… Türkiye’ye duyulan minneti, yoldaşlığı hemen anlayacaksınız. Adınız diyelim Ali… Çok değil iki dakika sonra artık Alicik olacak. Size böyle hitap edilmesine de bayılacaksınız! 

Böyle bir zamanda bu halka inandığı için ve KKTC'de turizmin gelişmesi, bu eşsiz ülkeyi bütün dünyanın tanıması için yatırımlarına tam gaz devam eden TAŞYAPI İnşaat'a teşekkürlerimizle...