Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kentte dönüşenler, değişenler ve dövüşenler

Doğruya doğru, uzun zamandır yolum Mamak ilçemize düşmemişti...

MEŞHUR çöplüğünü havalimanına giderken görür, sitelere yolum düşerse de ana arterlerini göz ucuyla süzüp, geçerdim. Ta ki Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül ziyaretime gelene kadar. Açıkçası ziyarete geleceğini öğrenince içime bir karamsarlıkta çökmüştü. Her politikacı gibi yaptıklarını anlatıp, yapamadıklarına mazeret bulacak, siyasi mesajlar verdikten sonra da gidecek düşüncesine kapılmıştım. Sonra belirlenen saatte ziyaretime geldi. Sempatik surat ifadesi ve nezaketi elden bırakmayan sohbetiyle konuşmaya başladı. Bazen elektrikler tutar ya, sohbet uzadıkça açıklamalarını daha can kulağıyla dinlemeye başladım. Allah’ın bildiğini kuldan saklayacak değilim, bir siyasetçiden çok kırk yıllık dostla sohbet ediyor havasına büründüm. Bir yandan Mamak’ta ki gelişmeleri konuştuk, diğer yandan da hafızalarımızda yer eden ilçenin geçmişini.
 Başkanın doğup büyüdüğü Mamak’la tanışmam gazeteciliğe başladığım ilk yıllara, yani 1977’e dayanıyordu. 12 Eylül öncesiydi ve siyasi olayların tavan yaptığı bir süreçti. Bense şehir, polis, adliye haberleri derken nerede bir olay varsa fotoğraf makinemle orada biterdim. Bir gece polis telsizinden Tepecik Mahallesi’nde büyük olaylar var anonsunu duymuş ve akşam karanlığı basmak üzereyken verilen adreste soluğu almıştım. Daracık sokakların ve yüzleri bezle kapanmış grupların arasından geçip, meydana ulaşırken de taşkınlık yapan gruplardan tehdit dolu uyarılara aldırış etmemiştim. Aslında “Fotoğraf çekersen son duanı yap!” diyenlere önce aldırış etmemiş ama ulaştığım noktadaki manzara karşısında geri atmaya başlamıştım.
 

KAFAYA KURŞUN OLMADI TAŞ YEMEK FARZ


 Durum şöyleydi; Çaktırmadan fotoğraf çeksem, akşam karanlığı çöktüğü için flaş kullanmam şart ama kafama bir kurşun, olmadı taş yememde farz. O an köy meydanı gibi alanda çember oluşturmuş polisleri gördüm. Belli ki müdahale için gelmişler ama ara sokaklardaki korkutucu kitle karşısında savunmaya geçip, takviye kuvvet gelirse canımızı kurtarırız havasına girmişlerdi. Hatta yanlarına kadar sokulup küfürler yağdıran küçük çocuklara bile sempatik bir surat ifadesiyle “Ayıp yavrum, biz senin amcanızız. Hiç yakışıyor mu?” cinsinden tatlı sitemlere girmişlerdi.
 Sonuçta fotoğraf çekmeden usul usul oradan ayrılmam gerektiğini anlamıştım ki, ben de öyle yaptım. Gazeteye döndüğüm zaman ise ismi bende saklı yöneticimin yüksek tondan seslendirdiği fırçası beni beklemişti. Yöneticim: “Siz yeniler ne ödleksiniz, biz Kıbrıs harbinde tankların önünde gidip en güzel görüntüyü yakalama çabasındayken korku nedir bilmezdik” cümlesini kurmayı da ihmal etmemişti. Moral olarak daha da çökmüştüm ki bir iki gün sonra öğrendiklerim beni kendime getirdi. Meğer biz yönetici ikinci çıkarmadan, yani ortamın süt limana dönüştüğü bir süreçte Kıbrıs’a gitmiş. Demem o ki o sıralar Mamak’ta yaşananlar savaştan daha beterdi. Belediye Başkanı da dediklerimi teyit ederek, “Allah bize o günleri bir daha göstermesin” demekten kendini alamadı.
 

YILLARCA ÇÖPLÜĞÜ GECEKONDUSU VE CEZAEVİ İLE ANILDI

 İşte Mamak’ı tanıdığım da böyle bir yerdi. Aradan geçen yıllar içinde önce kokusunun, sonra da havada uçuşan kâğıtlarının üzerimize geldiği süreçte meşhur Mamak Çöplüğü’nü, 12 Eylül darbesiyle hit olan askeri cezaevini gördüm. Gecekondular, olaylar, çöpler derken de uzun yıllar bu bölgeden uzak kalmanın bana daha iyi geleceğini düşündüm. Ta ki Namık Tanık’ın yaptığı Nata Vega isimli alışveriş merkezini gezene, Belediye başkanının yaptığı ziyarette anlattıklarına kadar… Aslında bir bölgenin vizyonunun nasıl değiştiğini bu AVM sayesinde gözlemlemiştim ama lokal bir iyileşme zannetmiştim.
 Sanmayın ki başkan Mesut Akgül’ün anlatımıyla bu satırları yazıyorum. O gün o anlattı, ben dinledim, ertesi gün de anlatılanları çıplak gözle görmek için tek başıma Mamak’ın cadde ve sokaklarını arşınladım. Sonuçta da kentsel dönüşümün bir bölgeyi baştan sona nasıl değiştirdiğini gözlemledim.
 

GONDOLLA GEZMEK BİRAZ ABARTILI GELDİ AMA

 Mamak’ın yıllarca çöplüğü, gecekondusu ve cezaevi ile anıldığına dair tespitlerime hak veren Belediye Başkanı Akgül, adeta şantiye alanına dönen ilçeyi şimdilerde görmem konusunda yerden göğe haklıydı. Üstelik mega projelerinden biri olan Kartaltepe Kent Park projesini yerinde görmem konusundaki ısrarında çok daha haklıydı. Gidip, gördüm ki, yapımı yüzde 30 seviyelerini bulan proje kapsamında Mamak’a en büyük kent meydanı ve Ankara’nın en büyük çocuk oyun alanı inşa ediliyor. Projenin ikinci etabında oluşturulacak gölette Ankaralılar gondolla gezme imkânı da bulacakmış. Bu söylem bana Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in bir türlü geçekleşmeyen Zihni Sinir Projeleri’ni anımsatsa da Mesut Bey’e inandım.
 Gezip, gördüğüm kadarıyla Mamak Belediyesi’nin yürüttüğü kentsel dönüşüm projelerinin bir kısmı hayata geçmiş. 9 ayrı kentsel dönüşüm projesinin uygulandığı bölgeden birinin yani “Yeni Mamak Projesi”nin getireceklerini yazsam ne demek istediğimi anlayacaksınız. Yeni Mamak Projesi ile 8 milyon 500 bin metrekarelik proje alanı üzerinde bölgeye 50 bin konut, beş yüz iş merkezi, dev rekreasyon alanları, çocuk oyun alanları, spor kompleksleri, eğlence ve dinlenme alanları, aqua park, yüzme havuzları, hastane ve otel yapılıyor. Bu yatırımların en ilginç tarafı ise 15 bina yakın gecekondunun yıkılmasıyla elde edilen arazinin yüzde 20’sinin binalara, yüzde 80’inin ise yeşil ve sosyal alanlara ayrılması. Yani çağdaş ülkelerdeki gibi doğanın daha ağır bastığı yatırımlara dönüşmesi.
 

KENTSEL DÖNÜŞÜMLERLE ANKARA ŞANTİYEYE DÖNDÜ


 Aslına bakarsanız Ankara’nın dört bir tarafı uzun süreden beri şantiye halinde. Gündemde 144 adet dönüşüm projesi var ki bunların yapımı yeni çıkacak yasal düzenlemelerle daha da hızlanacak. Ayrıca hükümetin Güneykent Projesi ile yeni 500 bin konutluk bir proje de hayata geçirilecek. Ankara’nın bu potansiyeli birçok İstanbullu şirketi de Ankara’ya çekiyor. Son günlerde bunun en somut örneği Sinpaş oldu.
 Araştırdım, Başkentte, son yedi yıl içinde gerçekleştirilen kentsel dönüşüm ve yapılaşma çalışmaları kapsamında yaklaşık 50 bin gecekondu yıkılmış. Sadece Altındağ Belediyesi, ilçede 20 bin gecekondunun yıkımını gerçekleştirmiş. Ankara Büyükşehir Belediyesi de protokol yolu ve Dikmen Vadisi’nde 10 bini aşkın gecekonduyu yıkmış. Keza Kuzey Ankara Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında yıkılan 7 bin gecekondunun yerine 18 bin konutun inşa edilmesi öngörülüyor.

 ALTINDAĞ’IN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ


 Ankara’da gecekonduların en yoğun olduğu ilçelerden biri olan Altındağ’da, son 7 yılda 20 bin gecekondu yıkıldı. TOKİ’nin işbirliğiyle ilçede birçok yerde kentsel dönüşüm projeleri hayata geçiriliyor. Çinçin, Gültepe, Doğantepe, Aktaş ve Yenidoğan bunlardan. Geçmişte sık sık yaşanan asayiş olaylarıyla bilinen Doğantepe, Çinçin, Yenidoğan ve Aktaş bölgelerinde bugün değişim rüzgarı hissediliyor. Altındağ’a bir parantez de açmak istiyorum. Bu ilçemizin Belediye Başkanı Veysel Tiryaki’yi de çok başarılı buluyorum. Hamamönü’nün restore edilip, turizmin hizmetine sunulması, Ulucanlar Cezaevi’nin müzeye dönüştürülmesi semti farklı bir havaya büründürmüş durumda. İnanın gerek Mamak’ın, gerekse Altındağ’ın eski halini bilenler bu muazzam değişimin ne anlama geldiğini çok iyi anlayacaklardır.

 DÖNÜŞMESE DE ÇANKAYA HERKESE LAZIM


 Başarılı bulduğum bir diğer ilçe belediyesi de Yenimahalle. Başkanı Fethi Yaşar sadece kentsel dönüşümle kalmayıp, bölgenin değerini artıracak birçok projeye de imza atıyor. Üstelik bütün bunları Melih Gökçek’in tüm engellemelerine rağmen gerçekleştiriyor. Tabii Gökçek’le boğuşan tek ilçe belediye başkanı Fethi Bey değil. Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık da aynı dertten muzdarip. Fethi Bey’le ayrıştığı tek nokta ise biri kapışırken iş de yapıyor, diğeri icraatlarını kavgadan öteye götüremiyor. Çankaya ilçesinin hali ortada! İlçede dönüşüm yerine Gökçek’in de katkılarıyla dövünüm yaşanıyor. Dönüşen tek şey ise yapımına yeni başlanan parklarda bir gün Büyükşehir Belediyesi’nin ertesi günde Çankaya Belediyesi’nin iş makinelerini görmemiz. Ancak Çankaya Belediyesi’nin üstlendiği önemli bir görev de var ki, onu da başarıyla yerine getiriyor. Biliyorsunuz Ankara’nın sosyal hayatı bu ilçede dönüyor, moderniteye açık insanları bu ilçe tatmin ediyor. Sosyal dokuyu koruması açısından Çankaya Belediyesi elinden geleni yapıyor. Yenimahalle hariç diğer ilçelere, özellikle Keçiören’e bakın, oradaki insanlar bile eğlenmek için Çankaya’da soluğu alıyor.
 Şimdi Keçiören, Sincan gibi ilçelerde de yatırımlar var dediğinizi duyar gibiyim. Evet oralarda da yatırımlar var ama bir yandan yaparken, diğer yandan bozmaları onları kategori dışı bırakıyor. Örneğin sosyal dokuya verdikleri zarar bile eleştirilmeleri için yeterli sebep!

X