Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Kenti satan belediyeler

    Hürriyet Haber
    31 Mayıs 2000 - 00:00Son Güncelleme : 31 Mayıs 2000 - 00:01

    Bir dernek çatısı altında toplanan açıkhava reklamcıları ağır konuştu:

    Açıkhava reklamcıları da bir çatı altında birleşti: ARED. Görüntü kirliliğinin birinci sorumlusunun belediyeler olduğunu düşünen ARED yöneticileri, ciddi bir gelir sağlayan reklam noktaları kararının sadece belediyeler tarafından değil, kendilerinin de aralarında olduğu bir uzman kurul tarafından verilmesi gerektiğini söylüyorlar.

    Şişli Belediyesi Nişantaşı'nda Rumeli, Teşvikiye ve Spor caddelerindeki işyeri tabelalarının 1 Haziran'a kadar kaldırılması ve görüntü kirliliğinin önüne geçilmesi kararını aldığında pek çok kişi bu karara sevindi. Hemen herkes, hatta bu işe imza atanlar bile tabela kirliliğinden şikayetçi. Belediyelerden iş sahiplerine, ses çıkarmayan şehir planlamacılarından reklam üreticilerine ve satıcılarına kadar herkes bu kirlilikte bir pay sahibi.

    Bu suçlamalar karşısında şimdiye kadar pek ses çıkarmayan ve görüntü kirliliği faturasının büyük kısmının kesildiği açıkhava reklamcıları da sonunda bir dernek çatısı altında toplanmaya karar verdiler ve Açıkhava Reklamcıları Derneği'nin (ARED) kuruluşunu tamamladılar. ARED'e şu firmalar üye: Tabela, ışıklı reklam imalatçıları, billboard firmaları, şehir mobilya uygulayıcıları, neoncular, dijital baskı firmaları, serigraficiler, dijital elektronik reklam panoları imalatçıları ve uygulayıcıları, iç mekan reklam üretici ve uygulayıcıları, poster ve afiş firmaları, reklam malzemesi üretici ve satıcıları, reklam malzemesi ithalatçıları ve satıcıları, açıkhava video gösterisi sunan firmalar, mobil reklam üreticisi firmalar ve uygulayıcıları ve boyacılar, plesiglas üreticileri vb. Sadece İstanbul'da bu konuda üretim yapan irili ufaklı binlerce kuruluş olduğu sanılıyor.

    Yapana değil yaptırana bak!

    Dernek Başkanı Murat Ürünsak ve Genel Sekreteri Mustafa Aydemir ile neden bir derneğe ihtiyaç duyduklarını ve neler yapacaklarını konuştuk. İkisi de kendilerinin de bu durumdan son derece rahatsız olduklarını söylüyor. Ancak onlara göre bu kirliliğin temel sorumlusu ‘‘kenti hoyratça satan’’ belediyeler. Aydemir kişisel olarak pek çok reklamcının da bu tür ‘‘kötü işleri’’ yapmayı kabul etmediğini iddia ediyor. ‘‘Mesela bizden Mısır Apartmanı'nın cephesine ışıklı reklam istediler ama reddettik. Merit Oteli'nin Yunanlı müdürü çatı reklamı istedi. Milli mimarlık dönemini başlatan Mimar Kemalettin Bey'in önemli yapılarındandır bu bina. Bunun gerekçelerini de anlatan bir faks geçtim. Uygar bir insanmış, biz yapmadığımız gibi başkasına da yaptırmadı’’ diyor.

    Kararnameye aykırı

    Peki bu kirliliği oluşturan reklam direkleri, panolar nasıl hazırlanıyor ve kentin muhtelif yerlerine nasıl yerleştiriliyor? Genel olarak tanıtımı yapılacak ürün (ya da seçim dönemlerinde milletvekili ya da belediye başkanlarının tanıtımı) için önce bir ajansa gidiyorsunuz. Bu şirket sizi ‘‘açıkhava mecracıları’’ denen şirketlere yönlendiriyor. Bu şirketler de belediye ihalelerine girerek aldıkları kent içindeki reklam noktalarında ürününüzün reklamını yapmanız için yer sağlıyor. Ürünsak bu reklam noktalarının belirlenmesi ve satılması konusunda çok fazla sorun olduğunu, görüntü kirliliğinin de bu nedenle ortaya çıktığını söylüyor. ‘‘Kentin 10 bin billboard'a ihtiyacı varsa 100 bin, 100 bin ihtiyacı varsa bir milyon billboard dikiliyor. Belediye sadece kasasına girecek gelire bakıyor çünkü.’’

    Aydemir ise karayolları Kararnamesi'ne aykırı olarak yapılan reklam çalışmalarını örnek gösteriyor. ‘‘Kararnameye göre, karayolları tabelalarının yakınına reklam levhası konulamaz. Ama İstanbul'u dolaşın bırakın karayolları tabelalarının yanını, trafik lambalarının dibinde kocaman kule reklamlar konulmuş. Sınır aşılmış, şehrin estetiği ve sağlığı tamamen unutulmuş.’’

    Peki nerelere konacak?

    İki reklamcı da özellikle kentlerin tarihi ve doğal dokusunu zedeleyecek reklam çalışmalarına bir sınır getirilmesi gerektiğini söylüyorlar. Onlara göre tüm dünyada olduğu gibi, şehir planlamacılarının, mimarlar odasının, belediyelerin ve reklamcıların oluşturacağı komisyonlar kurulmalı ve bu kurul kentin nerelerinde ne çapta ve hangi malzeme kalitesinde reklam yapılacağına karar vermeli. Ürünsak, tarihi bölgelerin korunmasını ancak bu konuda da ‘‘despot’’ olunmaması gerektiğini söylüyor. ‘‘Uzakdoğu'da Amerika'da her yer ışıl ışıl, çünkü onların tarihsel dokuları çok uzun yıllar öncesine dayanmıyor. Paris, Budapeşte, Viyana gibi yerlerde ise yaklaşım tabii ki farklı. İstanbul sadece Galata, Sultanahmet, Taksim değil. Bunun dışındaki yerlerde de ölçülü olmak kaydıyla reklam yapılabileceği kanısındayım.’’

    Açıkhava reklamlarında kullanılan malzemenin kalitesi konusunda ise iki reklamcı da oldukça ilginç açıklamalar yapıyor. Aydemir, ‘‘Ben bile bir reklamcı olarak çok fırtınalı bir havada dolaşırken tedirgin dolaşıyorum, belki yukarda kötü yapılmış reklam panoları insanları tehdit ediyor’’ diyor. Ürünsak ise derneğin öncelikle standartları belirleme konusunda çalışmalar yapacağını söylüyor. Ürünsak, ‘‘Bizim sektör temaşaya önem veren, renkli bir sektör. Biz sadece pano yapmıyoruz, karşıda gördüğünüz bir neonun elektrik tesisatını iyi biliyoruz, ya da o panonun çatıya oturduğu yerde izolasyonu bilmek zorundayız. Şu ana kadar sektör çok esnek yapıdaydı, artık standardizasyona ihtiyaç var’’ diyor.

    Evet açıkhava reklamcıları da sonunda bir çatı altında birleşmeye karar verdi. Bundan iki sene sonra görüntü kirliliği içinde kaybolan tarihi mekanlarda bakalım neler değişecek?

    Neler diyorlar

    Kullanılan malzeme standardı yükseltilecek. Teknik standartların belirlenmesi ve oluşturulmasına, yeni teknolojilerin tanınması, tanıtılması ve kullanılmasına ihtiyaç var.

    Belediye tek başına karar verememeli reklam yerlerine ve büyüklüklerine. Bir konsensus sağlanmalı. Belediye sadece para girdisine bakıyor. Sorumlu açıkhava reklamcıları gösteriliyor ama biz değiliz.

    Açıkhava reklamcıları üreticiler ve mecracılar olarak ayrılıyor. Kent mecracılarının belediyelerle çok yakın ilişkileri var. Biz imalatçıyız bu yakın ilişkilerden dolayı bizlerin de haberi yokken bir bakıyorsunuz Beşiktaş'ın Şişli'nin direkleri, duvarları, durakları satılmış.

    İhaleler sümen altlarında hallediliyor. 60'larda afişler duvarlara yapıştırılırdı billboard'lar çıkınca sevindik. Ama biz Türkler ölçüyü kaçırıyoruz.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı