Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kent Ormanı, EXPO’ya kurban edilecek mi?

Çevre yolundan, Balçova’ya doğru son tepeyi aşıp, Çeşme Otoyolu’na bağlandığı noktaya doğru yaklaştığınızda; denizi görür görmez, önünüze engin bir yeşil alan çıkıveriyor. Bundan 15-20 sene önce ağaç dikimine başlanan arazide ağaçlar yavaş yavaş büyürken; ikinci bir Kültürpark’ın yaratılması amaçlanıyordu... İster orman diyelim, ister koru, isterseniz yeşil alan; yılların emeğini taşıyan bu arazinin EXPO 2020 için feda edilme düşüncesi bile yürekleri dağlamaya yetiyor. Kaldı ki EXPO’nun teması için de ideal ortamı oluşturan bir alanın korunarak geliştirilmesi daha yararlı olur. Sahile oranla daha geride bulunan boş arazilerin ise EXPO’nun teşhir binaları için kullanılması daha doğru olacaktır.

İspanya’nın Sevilla şehri EXPO’ya iki defa ev sahipliği yapmış. 1929 yılında yapılan ilk EXPO sonrası ortaya çıkan dev park, şehrin yaşam alanını oluşturmuş. Dev bir botanik bahçesi haline gelen alanda tanıtım için kullanılan binaların birçoğu da; sergiye katılan ülkelerin konsoloslukları olarak kullanılıyor. Ayrıca konserlerin, sergilerin ve çeşitli gösterilerin de ilk adresi burası. 1992 yılında yapılan ikinci EXPO alanı ise şehrin diğer yakasında dev bir arazi. Yıllardır EXPO dışında belirgin bir amaca hizmet edemeyen bu beton ağırlıklı arazinin ne yapılacağı hala tartışma konusu...

İzmir’in EXPO 2020 adaylığı için ortaya koyduğu proje muhakkak revize edilecektir. Fakat yapılan projeler bugünü kurtarmak veya gösteriş  amaçlı olmamalı. Tam tersi EXPO’nun ivmesinden yararlanarak; İzmir’in geleceğine damga vuracak yepyeni bir alanın yaratılmasını sağlanmalıdır.

Yoksa yılların emeğini yok ederek, geleceği olmayan bir proje ile ortaya çıkmanın hiç bir yararı yok. Her zaman kendine özgü bir sanat dalı olarak gördüğüm mimarlık biliminin, bu soruna çağre bularak; mevcut bitki örtüsünü EXPO’ya kurban etmeden en iyi yolu ortaya koyacağından eminim...


Mavişehirde yapılaşma yoğunluğu artıyor

Mavişehir, Karşıyaka’nın yeni yaşam alanlarının başında gelen bir bölge haline geldi. Bir zamanların bataklık bölgesi; doldurma ve yüksek yapılaşma ile İzmir’in en ideal yaşam alanlarından birini oluşturdu. Alışveriş merkezleri, geniş parkları, müsait araç park alanları ile şehirlerimizin çarpık yapılaşmasından kaçan ailelerin tercihini oluşturdu. Tabii bu tercihler bölgedeki boş arazilerin değerini artırdığı gibi, yapılan imar planlarında belirtilen rekreasyon ve konut alanlarında da yeni imar hakları arayışını getirdi.

Geçtiğimiz aylarda Mavişehir Albatros bloklarının hemen dibine büyük bir okul inşaatı başladı. İmar planında sözkonusu arazinin okul için ayrılmış olduğu öne sürülebilir. Burada tartışılması gereken, bu kadar büyük bir inşaat için ayrılan arazinin yeterli olup olmadığı... Zira okul binası oldukça sıkışık bir görüntüyü ortaya çıkardı.

Diğer bir gelişme, EgePark Alışveriş Merkezi’nin hemen arkasında bulunan boş alana yeni bir AVM yapımı için ruhsat verilmesi. Trafik yoğunluğunun, özellikle alışverişin tavan yaptığı haftasonlarında çok yüksek olduğu bu bölgeye; üçüncü bir alışveriş merkezinin getireceği sorunlar, burada yaşayanları daha da sıkntıya sokacak gibi görünüyor...

Son günlerde gündeme gelen daha yüksek oranlı imar alınması taleplerinin çok iyi irdelenmesi gerekli... Mavişehire, sadece rantının yüksek olması nedeniyle daha fazla yüklenmenin getireceği sorunlar; yaratacağı katma değer nedeniyle gözardı edilmemeli.

Ayrıca ne yasa yapıcıların, ne de düzenleme yapanların; daha çağdaş bir yaşam sürme arzusu ile burada oturmayı tercih eden Mavişehir sakinlerinin, huzurunu bozma hakkını kendilerinde görmemesi gerekir.

X