Gündem Haberleri

    Kene ile mücadelede yanlışlar ve öneriler

    A.A
    20.08.2009 - 11:44 | Son Güncelleme:

    İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Tamer Dodurka, doktora koşup vakit kaybetmek yerine kişinin dikkatlice ve keneyi patlatmadan dibinden bir cımbızla ve mümkünse eldivenle çekip çıkarabileceğini söyledi.

    Dodurka, keneyle mücadele kavramının bile tartışılabileceğini, çünkü hiçbir zaman keneyle mücadele edilemeyeceğini belirtti.

    Kenenin aşırı üremesinin kontrolünün sağlanabileceğini anlatan Dodurka, bu bağlamda da “Türkiye'de keneyle mücadelede genel bir panik havasının hakim olduğunu, nerede bir kene görülürse onlarca ilacın plansız ve kontrolsüz kullanıldığını” öne sürdü.

    Keneyle mücadele kapsamında ilaçlama yapmadan önce bunun bir stratejisi ve planının olması gerektiğini ifade eden Dodurka, çok iyi saklanabilen keneye, ilacın kolay kolay etki etmediğini bu nedenle de her dönemde ve her kene görüldüğünde ilaçlama yapılmayacağını anlattı. İlaçlamayla, kenelerin aksine keneleri yakalayabilen hayvanların öldürüldüğünü kaydeden Dodurka, bu nedenle doğanın kendi mücadelesine engel olunduğunu bildirdi.

    En az ilacın en doğru noktaya uygulanması gerektiğini, ancak Türkiye'de bu bilincin oluşmadığını ifade eden Prof. Dr. Tamer Dodurka, bunun için neyle mücadele yapıldığının bilinmesi gerektiğini aktardı.

    Türkiye'de, kenenin sınıflandırılmasının bile doğru şekilde yapılmadığını ve bilimsel çalışmaların çok az olduğunu belirten Dodurka, kenenin hayvan üzerinde olduğu dönemde istenildiği kadar meraların ilaçlanması yapılsın keneye hiçbir etkisi olmayacağını belirti.

    “Panik havası içinde çok farklı etken maddeli ilaçların kullanıldığını, bunların kullanılmasıyla kenelerin daha çok direnç kazandığını” söyleyen
    Dodurka, bu durumun ilaca bağımlılığı daha çok arttığını ve her geçen yıl daha  çok ilaç kullanmak zorunda kalındığını aktardı. Bu durumun, büyük bir kaynak israfına yol açtığını anlatan Dodurka, şöyle konuştu:
    “İlaçlama konusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde bir birim oluşturulmalı. Nerede, ne zaman ve hangi ilacın kullanılacağına birim karar vermeli. Laboratuvar testleriyle hangi ilacın etkili olup olmadığının araştırılması gerekiyor. Çünkü gelişigüzel ve kontrolsüz ilaçlama var. Geçen yıla göre bu yıl daha fazla ilaç kullandık. Gelecek yıl bu daha da artacak. Bunun bir sınırı olmalı.”

    “YANLIŞ İLAÇLAMA”

    Kenenin hastalıklısının meralarda yaşadığını, zaten meraların ilaçlanması diye bir olayın dünyada bulunmadığını dile getiren Dodurka, şehir merkezlerinde, apartman çevrelerinde kene amaçlı ilaçlama yapılmasının “hiçbir anlamının olmadığını” söyledi.

    Prof. Dr. Tamer Dodurka, şunları kaydetti:
    “Bugün belediyeler, muhtarlıklar ve hatta apartman yöneticileri bile sürekli ilaç kullanıyorlar. Bu ilaçlar bizim gelecek nesillerimizi tehlikeye atıyor. Kanserojen etkisi ve keneyle doğal mücadele yapacak canlı türüne zarar veriyorlar. Hiçbir ilaç asla kenenin çoğalmasını engelleyemez. Amaç kenenin yok olmasını değil aşırı çoğalmasını kontrol altına almak olmalı. İlaca bağımlı olmamızın nedenlerinden biri de gelişigüzel kullanılan ilaçlar genellikle çok fazla ve farklı etken maddelere sahipler. Böylece kenelerde de bir direnç gelişiyor. Mevcut ilaç kullanımı yetmiyor ve daha fazla kullanmaya bağımlı hale geliyoruz.”

    Dodurka, Türkiye'de ilaçlamaya yapılan yıllık 1 milyar dolar harcamanın onda birinin bilimsel harcamalara ayrılması durumunda Türkiye'de kene sorununun çok daha kolay ve sağlıklı şekilde çözülebileceğini kaydetti. İlaçlamanın en son çözüm olması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Dodurka, “Birileri bundan faydalanıyor olabilir. İlaç sektörünün de faydalandığı bir gerçek” dedi.

    Panik havası içinde yapılan mücadelelerden birinin de kekliğin doğaya salınması olduğunu dile getiren Prof. Dr. Dodurka, ancak kekliğin kene tüketmekten çok keneye bir hazır gıda materyali olduğunu aktardı. Dodurka, her kekliğin üzerinde çok sayıda kene bulunduğunu, kenenin keklikten daha çok faydalandığını, üremesine yardımcı olunduğunu anlattı. Kekliğin olgunlaşmadan önceki dönemlerde kene yediğini, büyüdüğünde ise tohumla beslendiğini anlatan Prof. Dr. Dodurka, yaşamının kısa bir döneminde kene yediği için bu hayvanların doğaya salınmasının anlamsız masraf oluşturduğunu söyledi.

    “KENEYİ VATANDAŞ DA ÇIKARABİLİR”

    Keneyle mücadelede en önemli konunnu halkın bilinçlendirilmesi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Dodurka, şöyle konuştu:
    “Kenenin insanda hastalık yapması için üzerinde saatlerce kan emmesi gerekiyor. Üzerinde dolaşırken henüz kan emmemiş veya kan emmesinin üzerinden henüz birkaç saat geçmiş kene, herhangi bir şekilde virüs aktarmıyor. Ama 6 ile 24 saat saat arasında kaldığı takdirde virüsü bulaştırabiliyor. Temizliğimize dikkat etmezsek ve kene saatlerce üzerimizde kalırsa virüs bulaşabilir. Bireysel önlemler burada önem kazanıyor. İnsanların kene biyolojisini bilmeleri mücadelede önem kazanır. Halkın birçoğu ya gereksiz panik ya da umursamazlık içerisinde.”

    Kene çıkartma olayının vatandaşlara yanlış anlatıldığını kaydeden Dodurka, “Sadece doktorlar çıkarsın denildi. Böyle bir mantıksızlık olamaz. Çünkü keneyi doktorun çıkarmasıyla kene bulaşmış kişinin çıkartması arasında çok ufak bir fark var. Doktor dikkatli şekilde eldivenle çıkarıyor, diğeri ise belki biraz dikkatsiz şekilde çıkarıyor. Yani yöntem olarak pek bir şey değişmiyor. Kenenin çıkarılmasında mühim olan patlatmadan çıkarmaktır. Doktora koşup vakit kaybetmek yerine kişi, dikkatlice ve keneyi patlatmadan dibinden bir cımbızla ve mümkünse eldivenle çekip çıkarabilir. İleri günlerde ise hastalık etkisi gördüğünde hastaneye gidebilir. Doktorun da bundan yapacağı farklı bir şey yok. Zaman kaybetmemek önemli” dedi,

    Panik havasının en çok görüldüğü kentlerde hastalıklı kene türü bulunmadığını anlatan Prof. Dr. Dodurka, hastalık yapan kenenin bulunduğu yerlerde ise insanların o kadar da doktora gitmediğini belirtti.

    Kene mücadelesi yapacak meslek grubunun veterinerler olduğunu, ancak “bakanlık içerisinde veteriner hekimliği biriminin organizasyon bozukluğu içerisinde bulunduğunu” öne süren Prof. Dr. Tamer Dodurka, “veteriner hekimliğin tarımın gölgesinde kaldığını” savundu. Bu durumun da mücadelenin doğru yapılmasında engel oluşturduğunu aktaran Dodurka, “Veterinerlerin daha iyi çalışabilmesi için bakanlık içinde yeniden organizasyon gerekiyor” dedi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı