"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Kene de dava açabilir

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, kendisini "kene" şeklinde karikatürize ettiği için Mehmet Çağçağ ve Leman Dergisi’yle mahkemelik oldu.

Daha önce Musa Kart’ın karikatürü için ve Penguen’in Tayyipler Álemi başlıklı Leman kapağı için dava açmış olan Başbakan Erdoğan, kene benzetmesi için de tazminat istiyor.

"Ama kardeşim, Başbakan da keneye benzetilir mi, ayıp!" diyenler çıkacaktır. Mizahçı benzetir, işi budur tamam mı?

Mizahçı isterse keneye benzetir, isterse marula...

* * *

"Mizahçı istediğini çizecek, biz de bir şey demeyeceğiz öyle mi?" diye celallenecekler de sakin olsun.

Mizahçı kendi dengesini de, toplumun dengesini de, kenenin dengesini de, Başbakan’ın dengesini de gözetir zaten.

Mizahçıda politikacılarda pek rastlanmayan vicdan olgusu gelişmiştir. Bu sebepten haksızın yanında sesini yükseltir.

Mizahçı cezayı filan da takmaz. Tazminat cezasından korksa, kene karikatürünü koymazdı, yerine de emin olun yine çok komik bir karikatür bulunurdu.

Mizahçının zekásıyla böyle tazminat davalarıyla uğraşmak da nafile olabilir. Ne malum Çağçağ’ın mahkemeye çıkıp "Sayın hákim, çok zor durumdayım. Keneler ’Vay sen bizi nasıl Başbakan olarak çizersin?’ diye ayaklandı, ısırıp duruyor namussuzlar" demeyeceği...

* * *

Mizahçı cezayı takmaz dedim, yanlış anlaşılmasın. 25 bin YTL cezayı takmamak mizahçıların çok zengin olduğu anlamına gelmiyor tabii.

O para Leman Dergisi’ni ağlatabilir bir yerde (Sanırım çaktırmazlar yine de).

İşte bu noktada görev bize, yani Leman’ın o karikatürü hislerine tercüman olduğunu düşünerek yayınladığı kitleye, halka düşüyor.

Leman, o gücü okuyucusundan aldığı için Başbakan’ı kene, beni kuş gribi, sizi bukalemun olarak çizebiliyor, çizebilmeli.

Başbakan’ı anlamak için üstün çaba gösteren biri değilim ama mizahçılarla bu kadar uğraşmasını hakikaten anlayamıyorum.

Küçükken hiç mi mizah dergisi okumadı acaba? Türkiye’de Gır-Gır’ın yayınlandığı yıllarda İstanbul’da, Kasımpaşa’da büyüyen Erdoğan’ın, Oğuz Aral’ı ve öğrencilerini duymamış olması mümkün mü?

"Oğuz Abi başımızdan gideli iki sene oldu, çocuklarını tazminat cezalarıyla itip kakıyorlar. Sahipsiz mi bu çocuklar?" demez mi kimse aramızdan sanıyor acaba?

Hakikaten, "Tanrı çocukları, şarhoşları ve mizahçıları korur" demiş olan Huysuz’un elemanlarını tazminat cezasıyla korkutabileceğine inanıyor mu?

Ben de gaza gelmişim... "Haydi arkadaşlar yürüyün!" diye coşup arkamdan kimsenin gelmediğini görmek istemem doğrusu...

* * *

Buradan Mehmet Çağçağ ve Leman tayfasına sevgilerimi sarkıtırken bir de öneri getireyim.

Bu ceza kesinleşirse, Çağçağ "Tazminatı karşılamak için dileyen 25 kişiyi, bin YTL karşılığında kene olarak çizeceğim" desin mesela.

Elimde bin YTL’yle kapısına ilk dayanan ben olacağım, kendimi kene olarak çizdireceğim, sonra o çizimi de çerçeveletip evimin baş köşesine asacağım.

Herhalde benim gibi 24 kişi daha çıkar...

Bu arada ben yürüyorum gördüğünüz gibi, geliyorsunuz di mi arkamdan?

Geliyorsunuz di mi?..

Hişş, kime diyorum?..
X