Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kendisiyle yüzleşemeyenler, hayata dahil olamayanlar, buraya!

Herkes onun hakkında çok şey söyledi, çok şey yazdı. Öven de oldu, yeren de…

Neydi onun hakkında insanları bu kadar konuşturan?

Farklı görüşleri aynı paydada buluşturan…

Seven de var, sevmeyen de…

Mesafeli bulan da var samimi bulan da…

Kilit olarak gören de…

Yaptıklarını sıkıcı bulan da…

Ama insanların düşünceleri ne olursa olsun, bu onun başarısını gölgeleyemiyor.

Onun yaptıkları ki, dünyadaki birçok kişiyi etkilediği gerçeğini değiştiremiyor.

Çünkü bakışı, bakış açısı farklı.

Hoş, ülkemizde farklı olan anlaşılmaz ve kabul edilmek istenmez ya…

O, bundan da biraz payına alıyor aslında.

Ama ısrarla herkesten başka bakarak farkını ortaya koyuyor.

Sessiz kalıyor, bildiğinden şaşmıyor.

Kendi doğrusundan vazgeçmiyor.

Ve bunun sonucunda da kendini değil, yaptığı işlerini konuşturuyor.

Bugünlerde herkes onun filminden bahsediyor.

‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ filminden…

Oyuncularıyla, yarattığı karakterleriyle, konusuyla, görselliğiyle…

Ve de yönetmenliğiyle…

Yani onun aklının sesi ve gözünün gördüklerini resmettiği karelerle…

Bunu sadece beyazperdede mi yapıyor?

Hayır.

İşte herkes bugünlerde onun filminden bahsederken ben onun başka bir açısını bu cümlelere ve görsellere taşıyacağım.

Fotoğrafçı yönünü…

Farklı olan gözünü…

Herkes bir çocuğu, bir manzarayı, binaları, yoldaki su birikintisini makineyle çeker.

Ama o çekerken gözüyle bakmıyor sanki.

Baktığınız fotoğrafların içine itiveriyor arkanızdan.

Sizi fotoğrafın ortasına alıveriyor, görsellerdeki derinliğiyle gözünüzü, ruhunuzu avcuna aldığı gibi…

Film karelerindeki sahiciliği de bundan işte.

Hayata dokunduğu karelerini görme fırsatı yakaladım ne mutlu ki, Adana’daki uçaktan iner inmez açılışına koştuğum onun sergisinde.

Kimin?

Nuri Bilge Ceylan’ın!

Bir çocuğun gözündeki hüznü, yoldaki su birikintisinin sağa sola yalpalanmasını, pencereden bakan birinin aynı zamanda hayata nasıl baktığını da görebiliyor, uçan kuşların kanat çırpışlarını duyabiliyor, güneş vuran bir duvarın sessizliğini ve soğukluğunu, karlar ortasındaki bir ağacın yalnızlığını iliklerinizde hissedebiliyorsunuz.

Hayatı, fotoğraf karelerine nakşederken onların gerçekliğini bozmadan…

Tıpkı çektiği film karelerinde olduğu gibi…

64. Cannes Film Festivali'nde 'Jüri Büyük Ödülü'nü kazanan
‘Bir Zamanlar Anadolu’da’
(Once Upn A Time Anatolia) filmine gelirsek…

Yaşamın sahnelerine…

Prömiyeri Adana’da yapılan filmi; Nuri Bilge Ceylan, Yılmaz Erdoğan, Ebru Ceylan, film ekibi, filmin yapımcısı Zeynep Özbatur Atakan’la aynı havayı soluyup, onların heyecanına ortak olarak izlemek…

İlk olarak iyi oyuncuların adını beyazperdede görünce zaten…

Yılmaz Erdoğan, Fırat Tanış, Taner Birsel, Muhammed Uzuner, Ercan Kesal, Ahmet Mümtaz Taylan…

Bozkırın ortasındaki çöl sessizliğini bozarak başlıyor olay.

Konunun, senaryonun akışı o kadar hayatın içinden ki, zamanı ve yeri gelince hareketleniyor sahneler, kendi hayatımızdaki kah duraksayan, kah hareketlenen yaşadıklarımız gibi.

Sonra…

Ercan Kesal, Nuri Bilge Ceylan ve Ebru Ceylan’ın imzasının olduğu senaryonun, diyalogların incelikle işlenmesi bazı yerlerde durup düşünmemize ve kendi hayatımızı sorgulamanıza da neden oluyor.

Ceylan’ın önceki cümlelerindeki kullandığı Çehov alıntıları bu filmde de…

Filmde çok kadın yok ama erkeklerin hayatındaki öneminin ne kadar da fazla olduğunun…

Katil, doktor, savcı, komiser dörtgeninin köşelerindeki keskin sertliğini hissederken bürokrasinin nasıl işlediğini izliyorsunuz.

İnsanların, iktidar için birbirlerini nasıl iğnelediklerini de…

Bir komiserin, kendi hayatından kaçışını…

Bir savcının, geçmişinden su yüzüne çıkmayan sorunlarla savaşmasını…

Bir katilin duygusallığını…

Bir doktorun, hayatın içine girmeden, seyredişini…

Filmi izlerken, Fransız gazeteci – Yazar Alphonse Karr’ın söylediği şu cümleler aklıma geliyor; “Herkesin üç kişiliği vardır; Ortaya çıkardığı, sahip olduğu, sahip olduğunu sandığı...”

Aynen…

Bunu görebiliyorsunuz filmi seyrederken, aynı zamanda kendinizin hangi tanımlamaya uygun olduğunuzu düşünerek.

‘Yaşam size sunulmuş boş bir filmdir. Her karesini en mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın!’ diyen Ara Güler gibi…

İşte Nuri Bilge Ceylan, film karelerinde; kendiyle yüzleşemeyenleri, yaşama katılmak yerine seyretmeyi tercih edenleri, hayata dahil olamayanları bile derin görselleri ve iyi oyuncuları eşliğinde hayata dokunduruyor.

Sadece gözlerinizi değil, düşüncelerinizi ve ruhunuzu da…

Sessiz ve derinden…

Diyeceğim o ki; Nuri Bilge Ceylan, Oscar’a aday olan ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ değil, her zaman hayatta!

X