Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kendisi himmete muhtaç dede/nerde kaldı gayriye himmet ede...

DIŞİŞLERİ Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Ankara’da önceki gün başlayan “Üçüncü Büyükelçiler Konferansı”nda yaptığı açılış konuşmasını dinleyen Semih İdiz’in (Milliyet-5 Ocak 2011) izlenimleri şöyle:

“Davutoğlu’na göre, dünyada yeni bir düzen kurulurken Türkiye, o düzenin ‘temel taşını atan ülkelerin başında gelecek’. Bu hedefe ulaşılması halinde Türkiye’nin dünya dinamikleri açısından sadece tepki gösteren değil, oyun kuran ve dünya dengelerini etkileyen bir ülke konumuna yükseleceği aşikâr.”
Bu satırları okuyunca gözümün önüne yıllar önce Taksim’de rast geldiğim bir mili piyango bileti satıcısı geldi. Adamın üstü başı dökülüyor, soğuktan tir tir titriyor ama bas bas bağırıyordu:
“Milyar veriyorum, milyar veriyorum!”
* * *
Netice odaklı dış politikaya çıplak gözle bakınca gözükenler kabaca şöyle sıralanabilir:
Ermenistan ile Azerbaycan arasına sıkışmış, ABD Kongresi’nde “Ermeni Tasarısı”nı bir kez daha püskürtünce zafer kazandığını zanneden, İsrail ile arayı o kadar açmış ki Suriye-İsrail görüşmelerinde adı bile geçmeyen, İran’a yaklaşması Suudi Arabistan’ı, Mısır’ı, Körfez ülkelerini ürküten, AB içinde Schengen hakkını hepten kaybedeceğini düşünmeden Müslüman dünyada Schengen kurmaya soyunan, Batı gözü ile bakılınca İran ve Hamas’ın avukatlığına soyunmuş, 2010 yılında AB yolunda ilaç niyetine bir adet yeni fasıl açamayan, Sudan kasabını baş tacı eden bir Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti...
İçeri bakarsak:
Katilleri, canileri, hırsızları, arsızları salıveren ama gazeteciler, akademisyenler, eline silah almamış kişiler için tutukluluk süresini 10 yıla çıkardığı için AİHM önünde rezil olmaya hazırlanan bir devlet. Başbakan’a en ufak tepki verdiğinde öğrencilerini sille tokta döven güvenlik güçleri...
* * *
Ahmet Davutoğlu ülke dengeleri açısından bile ne içeride, ne dışarıda oyun kuramayan, kendi dengelerini bile bulamayan bir hükümetin üyesi olduğunu bilmiyor mu?
2 yıldır “Kürt Açılımı” diye tutturan hükümetin hiçbir hazırlığı olmadığı, daha ötesi kendi tabanından korktuğu için ilaç niyetine açılımın içine bir tek çakıl taşı bile koyamadığını da bilmez mi?
Hükümetin Kuzey Irak’ta ABD’ye yardımcı olmak karşılığı ABD’den PKK’yı bölgeden temizlemesini umduğu için “Kuzey Irak açılımı”nı “Kürt açılımı” diye yutturmaya kalktığını bir tek Davutoğlu mu bilmiyor?
ABD PKK’yı temizleme konusunda parmak oynatmayınca “Kürt açılımı”nın hükümetin elinde boş bir çuval olarak elinde kaldığını Fırat’taki sağır çoban bile öğrenmedi mi?
“Çuval” boş kalınca içini Apo’nun doldurmaya başladığını yedi düvel duymadı mı?
Hükümetin Apo’yu muhatap aldığını ama denetleyemediğinin farkında değil miyiz?
Halihazırda; kendi Kürt vatandaşına ne vereceği, ne vermeyeceği belli olmayan bir hükümetimiz yok mu?
Kuzey Irak’ta söz verildiği gibi, ABD’ye yardımcı olma durumuna gelinirse; Hükümet’in mecburen TSK ile işbirliği yapması gerektiğini, emir-komuta tamam ama gönlü kırık bir TSK ile hükümetin böyle “yardıma” nasıl koşacağı tartışılmayacak mı?
* * *
Kendi vatandaşı ile sulh olmak için bir başka ülkeden (ABD) medet uman, kendi meselesi için bile kendi kendine hiçbir adım atamayan bir ülkenin dünyada yeni bir düzen kurulurken, o düzenin temel taşını atan ülkelerin başında geleceğine Ahmet Davutoğlu’nu dinleyen büyükelçiler inandılar mı?
Çok merak ediyorum.
X