"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

“Kendine medeni” olmak

Birlikte yaşamayı beceremediğimiz bir zamanda, giderek “bir grup vahşiler” olarak değerlendirilebileceğimiz geleceğe doğru ilerlerken, bireysel çabalarımız bizi bir yere götürecek mi, hakikaten merak ediyorum.

Zira şikayet edenler ve şikayet edilen “medeniyetsizliğe” imzasını atanlar çoğu zaman aynı yerden çıkıyor: Evinde bir toz bulamayacağınız kadın, balkondan aşağıya sarkıttığı halısını silkeliyor, sonra “nerede o eski birbirine saygı gösteren komşular” diye yakınıyor.

Yollarda bilhassa kadın sürücülere terör estiren kimi adamlar, trafiğin geldiği noktadan pek şikayetçi, kendi hakları yenildiğinde derhal efeleniveriyor. Herkes kendi yaşam alanını düşünürken, sınırların dışında olan biten, başkalarının hayatı bu kadar önemsizken, evden dışarı adım attığınızda nasıl mutlu olmayı bekliyoruz?

Sen istediğin kadar toplu yaşama kurallarına uy, karşındakinin yaşama hakkına saygı göster, çevreni kirletme, tüm bunları senin adına yapacak biri hep var... ?

Sen ısrarla ters yöne girme, yolunu uzatma pahasına kuralları çiğneme, bir başkası senin kullanmadığın o “kestirme”yi mutlaka kullanır. Uyardığında veya dar yola tersten girdiği için kafa kafaya geldiğinizde inatçı keçiler gibi geçmesine izin vermezsen, küfrü yersin.

Yaşlı bir teyze karşıdan karşıya geçerken ona yol verirsen, arkandakinin dünyanın sonu geliyormuşçasına korna çalmasını ve selektör yapmasını engelleyemezsin.
Sen yol versen bile tabakhaneye kaka yetiştirmekte olan sabırsız sürücü, seni sağlayarak ya da sollayarak “daha hızlı yürüsün” diye yaşlı teyzenin üzerine sürebilir. İyilik yapacağım derken neredeyse kabahatli pozisyonuna düşersin.

İstediğin kadar çevre dostu ol, para etmez. Çöp dönüşümü için çöpünü bile ayrı ayrı paketle, bir önemi yok.

Islak, kokuşmuş çöpünü herkes “Nasılsa apartman görevlisi alacak” diye kapının önüne bırakırken, sen kendininkini her gün gidip elinle at, mühim değil.

Başkasını düşünmeden yaşayanların içinde medeni olmak sinirlere pek yaramaz, çünkü yine “medeniyetsiz” sayılırsın.

“Camdan dışarı saç atıyorsunuz evladım hepsi benim pencere pervazımda” diyen ve senin attığından her nasılsa çok emin bir komşu teyze mutlaka çıkar.

“Park kültürü” böyle bir şey

“Neyse ki bir avuç deniz kıyısı ve park var, az da olsa insan nefes alabiliyor” diye şükreder, sporunu yaparken beş adımda bir ikili üçlü erkek gruplarıyla karşılaşırsın.

Bu adamların “Park kültürü”nden anladıkları ellerinde kutu biralarla ağaç diplerine ve banklara çökmek ve geçen kadınları süzmektir.

Pusetiyle koşu yapan çift, yürüyüş yapan “karı”, bisikletli genç kız, bankta kitap okuyan yalnız kadın, onlar gözleriyle soysun diye vardır. Oyun oynayan çocuklar, yaşlı teyzeler parka ait değildir onlar için. Parklar, kadınları taciz etmek, sıkıştırmak, kafa bulmak ve gizli pis işler için vardır.

Bir hafta sonun vardır, bir gün uyuyacaksındır, sabahın 9’unda balkon demirlerini kestiren, matkapla duvar delen, çekici beynine beynine vuran biri mutlaka çıkar.

Sen kendi evinde akşam 18’dan sonra çivi çakmaz, tadilat için horozların henüz ötmemiş olduğu saatleri tercih etmezsin ancak bu hassasiyetin sana sabahın
9’unda sinir oynatıcı bir demir kesme sesi olarak geri dönebilir.

Sıra beklerken mutlaka yakın temas eden, ittirip kaktıran biri çıkar. “Kişisel alana saygı” gösteren pek yoktur.

Yürüyen merdivenle yukarı çıkarken sırtında bir çanta, inerken arkanda bir göbek ya da dev teyze memesi hissedersin. Market sırasında sepetiyle kaba etini
dürten biri mutlaka çıkar. ATM’de ense kökünde nefesini hissettiğin biri mutlaka olur. Sen başkasının kişisel alanına tecavüz etme diye sırada mesafeli durursun ama “Aha boşluk! Niye ayrı duruyo bu?” diyen biri anında kaynak oluverir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI